Kutuplu Dünya ve Türkiye

KemalOnalir

Bu kutup meselesini en eski çağlara kadar götürebiliriz fakat günümüzü şekillendiren kutuplaşma II. Dünya Savaşından sonra oluşmuştur. Bu kutupları şekillendiren ideolojiler ve çıkarlar olmuştur.

Şöyle ki; II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’yı ortak hareket ederek ortadan kaldıran ABD ve Sovyet Rusya, savaşın bitiminden sonra karşı karşıya gelmiştir. Soğuk Savaş diye tabir edilen bu dönem, iki ülkenin cepheler dışındaki etkinliklerde çarpışmasıdır. Örneğin SSCB’nin Yuri Gagarin’i uzaya gönderip geri getirmesine karşılık ABD, Neil Armstrong ve arkadaşlarının Ay’a gönderip geri getirmiştir.

Bu süreçte iki sıcak çatışma yaşandı. Kore savaşı ve Vietnam savaşı. Kore savaşına müdahil olan ülkelerden biride Türkiye’ydi. Hem Kore hem Vietnam Kuzey ve Güney olmak üzere ikiye ayrıldı.

Bunlardan başka Küba Krizi ve İran meselesi hep Soğuk Savaş döneminin tesiri ile gelişen olaylardır

II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’yi yönetenler ellerinden geldikçe tarafsız kaldılar. Savaş sırasında hem Almanya’ya hemde Rusya ve ABD’ye krom satmışlığımız vardır. Savaşın sonlarına doğru ise tarafımızı belirledik.

Birleşmiş Milletler Teşkilatının yeniden yapılandırıldığı ve NATO’nun kurulma sürecinin başladığı San Francisco Konferansında hazır bulunan Türkiye, Demokratik Ülkelerden yana oldu. ABD’nin başını çektiği demokrasi yanlısı ülkeler Sovyetlere karşı tampon bölge olarak gördüğü Türkiye’yi yanlarına aldılar. Fakat bir sorun vardı; Türkiye halen tek parti ile yönetilen bir ülkeydi ve bu demokrasi adına kabul edilebilir bir durum değildi. İşte Demokratik Parti’nin kurulmasına böyle izin verildi.

1960 Mayıs’ında darbe ile Türk siyasi hayatından silinen Demokrat Parti ve Adnan Menderes’in sonunu kutup kayması hazırladı. İktidarının başında ABD yardımlarını Türkiye’ye getiren ve NATO üslerini birer birer açan adam, 1960 yılının başlarında Sovyetlere meyil edince kendi sonunuda hazırlamış oldu.

1979 yılında Hümeyni İran’da devrim yaptı, 1991 yılında Sovyetler Birliği dağıldı. Fakat Sovyetlerin kurucusu Rusya yeni bağlantılar ve örgütler kurarak kutubun devamını sağladı. Şangay İşbirliği Örgütü bu yeni örgütlerden biridir.

Bugün Türkiye yine kutup değiştirmeye çalışıyor. Uçağını düşürüp iki pilotunun öldürdüğümüz Rusya ile barıştık, Putin ve Erdoğan görüştü, Şangay İşbirliği Örgütü’ne davet aldık. Rusya ile savunma anlaşması yapacağımız konuşuluyor. Bütün bunlar politik açıdan ele alınması gereken hareketler.

Fakat senaryonun daha önce yaşanmış olması, Erdoğan ve AKP hükümetinin geleceğinin pek parlak olmadığını gösteriyor. Her şey bir yana eğer yöneticilerimiz kötü ise buna biz karar veririz. Bu kararı veremiyor olmamız ayrı bir konu. Sırf politika değişikliği yüzünden başkaları tarafından yöneticilerimizin kaderine karar verilmesi ayrı bir konu.

Pekâlâ, bu konuyu nasıl halledebiliriz? NATO ve Şangay arasında seçim yaparak mı yoksa kendi kutbumuzu oluşturarak mı? Seçim yapma hakkımız olmadığını tarih bizlere gösteriyor. O halde kendi kutbumuzu kurmamız gerekiyor. Fakat bu birkaç görüşme ile yapılabilecek bir şey değil. Öncelikle ekonomik ve teknolojik altyapımızı kurmamız gerekiyor. Hem NATO’yu hemde Şangay örgütünü himaye eden ülkeler var. Diğer ülkeler bunlara yaklaşırken bu gücün çekimiyle gidiyorlar.

ABD, Rusya veya Çin gibi ülkelerin yerini alacak bir güç olmak elbette zordur. Fakat atılacak adam akıllı adımlarla 5 yıl içinde bunlara eşdeğer bir güç olmak mümkündür.

Böyle bir kutbun içinde Türk ülkeleri asıl unsuru oluşturacaktır. TL, Türkiye Lirası olarak değil Türk Lirası olarak görülecek ve tüm yapılamanın ortak para birimi olacaktır. Dünyanın merkezi konumunda olan bir bölgede kurulacak olan yeni kutup çevre bölgelerin ülkelerinide kendine çekecektir. Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Mısır, Bosna, Yunanistan gibi ülkeler bu çekime karşı koyamayacak ilk ülkelerdir. Eğer doğru siyaset izlenir, bu ülkelerin sorunları iyi tahlil edilir ve adımlar dikkatli atılırsa Türkiye, hakkında karar verilen bir ülke olmaktan çıkıp, bazı ülkelerin hakkında karar veren ülke olacaktır.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone

Bir Yorum

  1. Bülent Yılmaz 15 Ağustos 2016 @ 16:58

    Adam akıllı adımlarla 5 yıl içerisinde bir havalimanı yapılmaz. Kaldı ki, dünyada üçüncü bir güç hâline geleceğiz. Güldürmeyin.