Lafın Tamamı Aptala Anlatılır- Ön Söz

laf

Ötüken’in 4. sayısını görüşlerinize sunuyoruz.
Son sayımızında bu yana, uzun zaman geçti. Memleket ve millet gündemimiz, her gün başka konularla, başka manşetlerle çalkanlandı; durdu. Bir derdimizin çaresini bulamadan, başka bir derdimizin tespitini yapmaya çalıştığımızı fark ettik yine. Yine dönemlerden bir dönem, süreçlerden bir süreç, seçimlerden bir seçim…
12 yıllık iktidarı döneminde, Türklüğün başına örmediği çorap kalmayan bir hareket, 12 yılın sonunda vicdanlarda yargılanıyor ve mahkûm ediliyor.
İthamları ve iddiaları cevaplayış şekillerinden, öldükten sonra en yüce mahkemede yargılandıkları zaman, “bunları sandıkta halledelim” diyecekleri inancı hasıl oluyor.
Ayıplarını ve günahlarını kabullenmeyecekler belli ki…
Bunları kaydeden ve günahlarına şahitlik eden melekleri suçlayacak gibiler. Falanca günahları yüzlerine vurulduğunda, utanmayacaklar, kızarmayacaklar, bunları yazan melekleri suçlayacaklar… Kabirde sorgu yapan melekleri, bir zihniyetin temsilcisi olmakla suçlamaları da muhtemel. Bir an, sorgunun şeklini, kuralını, yasasını değiştirmeyi düşünecekler kesinlikle. Hayatta olsalar öyle yaparlardı çünkü. Ne yazık ki, kabirde sorgularını yapan melekleri, uzak ve kendi kabahatlerinden dolayı geri kalmış bir Türkiye şehrine sürgün etmeleri mümkün olmayacak.
Böyle düşünüyoruz; çünkü o hesapların bu dünyada sorulacağına inancımız, memleket adaletine güvenimiz yok. Toplumumuzu, bir ferdi olarak tanıyor ve tanıdığımız için de bütün hesapları başka bir dünyaya havale edeceğini biliyoruz.
Muhalefet partilerinin, muhalefet ediş şekillerine bakınca milletimizin en hassas damarının yolsuzluk olduğunu da anlamak zor değil. Ne peşi sıra gelen şehit haberleri, ne birbiri ardına dizilmiş şehit tabutları, ne soysuz teröristlerle Oslo görüşmeleri, ne anadilde eğitim, Kürtçe propaganda, Arapça televizyon, ne Ermeni açılımı, ne kilise açılışları…
İktidarın 12 yıllık iktidarı boyunca, hiçbir şey yolsuzluk iddiaları kadar rahatsız etmedi toplumumuzu. Devletimiz, uluslararası komploların piyonu haline gelirken, ordumuzun subay kadrosu yetmeyince astsubay kadrosu da cezaevlerine atılırken, madalyalı generaller evlerinde intihar ederken bile bu kadar sinirlenmedi insanlarımız. Dini sömürülürken, vatanı parçalanırken, devletini kuran şerefli kahramanlar, şerefsizce aşağılanırken bile sesi çıkmayan insanlar, paralarının çalındığı iddialarına büyük tepki verdiler. Duymayan kulakları bir anda kabardı, yumuk gözleri bir anda sonuna kadar açılıverdi… Memleketimizin en geçerli kutsal değerini de bu şekilde anlamış olduk. Bu vesileyle birileri, vatanımız ve milletimiz aleyhine birşey yapacağı zaman, canımıza ve kutsal değerlerimize kast edeceği vakit, bunu paramızı çalmadan yapması gerektiğini anlamıştır artık.
***
Dünya aynı çirkin ve düzensiz seyrinde dönmekte, insanlar kendilerine sunulan gündelik uğraşlarla uğraşmakta ısrar ederken, biz de gündelik olmayan kutsallarımızın ve davalarımızın yolunda ilerlemeye devam ediyoruz. Kapitalizmin komünizmi çağırdığını, iki yamyamın birbirini beslediğini çok iyi bildiğimiz için, bu sayımızda -özellikle- komünizme bakış açımızı ve sinsi metodlarını anlatmaya gayret ettik.
Değerli Türkçüler;
Ötüken Dergisi, gündelik meseleleri ve siyasi parti çekişmelerini konu etmekle ilgisiz bir yayındır. Türkçü gençlerin fedakârlıklarıyla, mümkün olduğu ölçüde aylık olarak çıkmaktadır. Türkçülerin ve Türk uruğunun, gündelik olmayan davalarını bildirmeyi, gündelik lakırdıları tekrar etmekten daha uygun görüyoruz. Amacımız, bir dergi çıkarmak ya da devamını getirmek değil, takip edenlerin çok iyi bildiği Türkçü mücadelemizi canlı ve diri tutmak için bir bahane yaratmaktır. Ötüken, bu çatının adıdır.
“Lafın tamamı aptala anlatılır” atasözümüzü bu noktada tekrar ediyor; niyetimizin dava arkadaşlarımızca anlaşıldığına inanıyoruz.
Beğeneceğinizi umarak, Ötüken’in 4. sayısını arz ediyoruz…

ÖTÜKEN

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone