Mahremiyet Dersi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Kaya, çocuk istismarı konusunda yasaların yeterli olduğunu ve mevcut sorunların çocuklara mahremiyet dersi verilerek çözüleceğini açıkladı. Evet… Anne ve babanın başını telefondan kaldırmadığı bir dönemde, yetişecek çocuklara devletin el atması ve babalık yapması kaçınılmazdır. Nitekim Bakan Kaya “Çocuklar kendisini korumayı öğrenecek. Çünkü biliyorsunuz artık kız çocuğuna da erkek çocuğuna da taciz olaylarını sıklıkla duyuyoruz. Çocuk kendi bedenini korumayı öğrenecek, bir yabancıya bedenini dokundurmayacak, onun izni olmadan bedenine dokunmasına izin vermeyecek. Bununla ilgili çalışıyoruz. Bunun yolu eğitimden geçer.” açıklamasını da yaptı.

Böyle bir ortamda mahremiyet dersine karşı olmamakla beraber bu dersin meseleyi çözeceğine zerre inanmıyorum. Ortada suç varsa, sorun suçtan zarar görende değil, suçludadır. Suçlulara bakıyorsunuz: İmam, öğretmen, bakkal, müdür, patron… Her kesimden suçlu var. Adam imam olmuş, vakıfta veya camide taciz etmiş; öğretmen olmuş, okulda taciz etmiş; patron olmuş, işyerinde taciz etmiş. Bu noktadan sonra bunları eğitemezsin. Ne yapacaksın? Yasaları yeterli hale getirip gerekli cezaları kim olduğuna, kimlerin safında durduğuna bakmadan ifa edeceksin. Bakın Hanım yasaların işlemediğinden dem vurmuş. Neden acaba?

Ensar Vakfı’ndaki istismar suçları ortaya çıktığında ne oldu? Kaç kişi ceza aldı? Kaç aile, hangi sebeple, daha doğrusu ne karşılığında şikayetini geri çekti? Ensar davasına katılan bir avukat büyüğümüz, “Aileler şikayetlerini geri çekti. Size ne oluyor?” demişti. Haklıdır. O olaya tepki verdiği için ceza yiyenler ya da yemekten son anda kurtulanlar oldu. Ama esas suçlular sıvıştı. Bunu onları koruyan da görmezden gelen de bal gibi biliyor. Esas bilmedikleri şey, konunun Ensar Vakfı ya da filanca kuruluşla alakalı olmadığı, bu tarz sapıklıklara karışanların ceza almasının hangi partiden, hangi siyasi duruştan olmadığına bakılmaksızın gerekli olduğudur.

Ama hatırlayın bu meseleye nasıl yaklaşıldığını…

“Ensar Vakfı’na sapık diyen CHP de sapık çıktı.”

Bakan Hanım sorunları tabi ki çözemez. Türkiye’de hakim olan particilik zihniyetiyle ayakkabı bağı bile çözemezsiniz. En başta kendi açıklamasındaki şu cümle yanlıştır: “…onun izni olmadan bedenine dokunmasına izin vermeyecek.” Yasalar zaten bu sebeple işlemiyor.

-Çocuk da istedi!

-Onun da gönlü vardı!

-O beni tahrik etti!

Sonra…

-Bırakın hepsi serbest!

Bakan Hanım sorunların çözümü konusunda eğitimi çare olarak görmekte ise haklıdır. Ancak şunu sormak isterim: 50 yaşındaki bir sapığı o yaştan sonra eğitmek için mi serbest bırakıyorlar?

Son olarak…

Bir ülkede siyasetçilere yönelik eleştirileri yasadışı ilan edip onlara hakaret edilmemesi için bütün yargıyı seferber ederseniz, o ülkede hiçbir yasa suçlular konusunda işlemez.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone