Memlekette ve Bizde Son Durum

Anayasa çalışmalarında AKP ve MHP anlaştı. Devlet Bahçeli bir kaç ay öncesine kadar yerden yere vurduğu iktidar partisiyle anayasa değişikliği konusunda el sıkıştı. İktidar partisinin iyi niyetine o kadar güveniyor olacak ki dünyanın lafını ettiği Tayyip Erdoğan’a sınırsız yetkiler veren yeni anayasa taslağı ile ilgili “Bizim için uygundur.” dedi.

“Anayasaya sadık kalacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim.” deyip anayasayı değiştirmeye çalışan insanların namus ve şerefleriyle ilgili herhangi bir kaygı beslememeleri bizim için sürpriz olmadı tabi ki.

İşin ‘ileride’ gülünecek tarafı ise bu tarihi hatalarının savunmasını “Onlar başkanlık diyordu ama biz cumhurbaşkanı ifadesinde direttik ve rejimi yani devleti kurtardık.” şeklinde yapacak olmaları.

Tayyip Erdoğan şu an seçilmiş bir başbakanı dahi istifa ettirebilecek sınırsız bir kuvvete sahip. Yaşına baktığımızda ise en fazla kaç yıl daha yaşayacak o da malum. Koca anayasayı ve sistemi değiştireceğine cumhurbaşkanlığıyla ilgili bir kaç maddeyi mesela bir kişinin sadece bir kere cumhurbaşkanı seçilebilmesi ile ilgili maddeyi değiştirse ömrünün sonuna kadar bu şekilde hüküm sürebilir. Lakin o ısrarla rejimi değiştirme derdinde. İnsanların anlayamadığı hususta bu zaten. Herkes “Şu an ne isteyipte yapamıyor da başkan olduğu zaman yapacak?” sorusunun cevabını arıyor.

Şu an illegal olarak yaptığı pek çok şeyi o zaman yasal zeminde yapacaktır. Yetki ve yaptırım hususunda değişen bir şey olmayacaktır. Benim şahsi düşüncem şöyle: O, Atatürk’ün kurduğu sistemde, onun resimlerinin önünde, ona saygı ve hürmet etme gerekliliği altında bu görevi sürdürmek istemiyor. Şu an o kadar güçlü ki ileride normal bir siyasi olarak anılacak olmak ona yetmiyor. O, rejimi değiştirerek “yeni Türk devletinin kurucusu” olmak istiyor. Bu şekilde anılıp, paralara resmini bastırıp, heykellerini diktirip, ölüm yıl dönümlerinde Çamlıca’da resmi törenler yapılmasını istiyor.

Bu gelişmelerden başka sonuç çıkmaz çünkü. O, ölümsüzlüğü yakalamak istiyor. Atatürk’e ancak bu şekilde rakip olabilir. Şu an onun rakibi değil, onun memuru konumunda. O, bundan rahatsız oluyor.

Sevenleri, destekleyenleri bunu normal görebilir hatta olması için kendi çaplarında çaba sarfedebilirler. İnsanların anlamadığı MHP neden buna alet oluyor…

MHP dönem dönem böyle kirli ittifaklara girmiş, siyasi parti olmanın verdiği sorumluluğu (duruma göre hareket etme) pek çok zaman başarıyla yerine getirmiştir. Şu an yaptığı da budur. İktidar partisinin MHP’deki muhalif harekete ket vurması karşılığında Bahçeli üzerine düşeni yerine getirmektedir. İyi veya kötü, siyasette yeni bir soluk heyecan yaratır. Tayyip Erdoğan’da zamanında böyle bir heyecandı. Demirel’den, Ecevit’ten, Çiller’den, Mesut Yılmaz’dan sıkılan halk bu yeni rüzgara kendilerini kaptırmışlardı. MHP’nin başında yıllardır potansiyeli belli, düşük profilli bir genel başkan yerine her ne kadar karakterleri ortada olsa da genç, dinamik ve heyecanlı yeni bir genel başkan siyasetin havasını değiştirecekti, bu değişen hava da en çok AKP’ye zarar verecekti.

Yeni Şafak gazetesinin MHP’nin içerisinde hızla büyüyen muhalefet dalgası karşısında Bahçeli’ye sahip çıkışı, onu manşetlerine taşıması bunun açık ve net göstergesidir. Eğer Bahçeli dediği gibi “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben.” ilkesini samimiyetle benimsemiş olsaydı, yıllarca zihniyetine nice hakaretler ettiği Yeni Şafak’ın o manşetinden sonra “Bu adamlar beni destekliyorsa demek ki bende cidden benim farkedemediğim bir sıkıntı var.” deyip istifa ederdi ve yerine vatana-millete faydalı olacak bir aday belirler, onu desteklerdi.

(Hoş, biz muhaliflerinde gerçek yüzünü en az Bahçeli’yi bildiğimiz kadar biliyor ve asla bir siyasiye inanılmayacağını, memleketi refaha erdirmek yolunda, millete hizmet etmek için çalışmayacağını biliyoruz.)

***

İnsanların gözü bir kişinin hırsı yüzünden öylesine dönmüş vaziyette ki, bunun vehametini Cumartesi akşamı meydana gelen kahpe saldırının ertesi gününde gazetelerin attığı manşetlere bakarak anlayabilirsiniz.

Anayasa paketinin mecliste oylamaya sunulacak olmasını öyle bir zafer sarhoşluğuyla kutluyorlar ki şehit olan onlarca polis ve vatandaşımız onların bu zaferini gölgeleyemiyor bile. Beni şaşırtan yandaş gazete olmasına rağmen bir tek Takvim’in anayasayla ilgili haberi ilk sayfaya koymayıp, tam sayfa Beşiktaş’taki patlamayı haber yapmasıydı. Yakında onların da genel yayın yönetmeni değişir, bekliyoruz…

***

Atsız’ı oğulları bile vefat yıl dönümünde ziyaret etmezken, biz fikri evlatları olarak her yıl gerek kabri başında, gerekse bulunduğumuz illerde çeşitli anma programlarıyla O’nun ruhunu vasiyet ettiği üzere sarhoş ediyoruz.

11 Aralık bizim için büyük Türkçü Nihal Atsız’ın vefat günü olduğu için zaten üzücü bir gündü, bundan sonra üzüntümüz ve o tarihe bakış açımız kat ve kat daha yoğun olacaktır.

Tanrı şehitlerimizin ruhlarını şad etsin, ailelerine sabır, milletimize akıl, fikir ve muhakeme gücü versin. Zor zamanların yetiştirdiği kahraman lideri arıyoruz. Tanrı bizi ahmaklığımızdan ötürü daha fazla cezalandırmasın.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone