Menzil

Muhammed Raşid Erol tarafından Adıyaman’ın Menzil ilçesinde kurulmuş bir cemaattir. Sözde silsileleri Hz. Ebu Bekir’e dayanmaktadır. (Hangi cemaatin silsilesi Ebu Bekir’e dayanmıyor ki…)

Cemaatin lideri M.Raşid Erol 1993 yılında şeker komasından dolayı ölmüştür. Ondan sonra kardeşi Abdülbaki Erol nam-ı değer Gavsı Sani Şeyh Seyyid Abdulbaki tahta geçmiştir pardon cemaatin liderliğini üstlenmiştir.

Ahmet Davutoğlu’nun, çeşitli bakanların ve badem gözlü, sırma saçlı (!) Muhsin Yazıcıoğlu’nun Abdülbaki Erol ile görüşmeleri olmuş hatta Yazıcıoğlu’nun cemaat üyelerinden olduğu iddia edilmiştir.

Bugün ise Sağlık Bakanlığını tarikat yuvası yaptıkları, Recep Akdağ’ın 15 aylık fetret döneminden sonra tekrar bakan olmasında etkili oldukları sağır sultanın bile malumudur.

Aslen Siirt’li olan aile “seyid” olduklarını yani peygamber soyundan geldiklerini iddia etmektedirler. Kürt müdür, Arap mıdır bilinmez ama Kuran’ın putperestlere yönelik söylediği, uyardığı, akletmemizi istediği ayetleri üzerlerine “cuk” diye oturmaktadır.

Nurcuların Risalesi neyse Seyyid Sibğatullah el Arvasi tarafından yazılan Minah adlı kitap da bunlar için aynı değerdedir. Bu kitapta konuşulacak ciltlerce konu olmasına rağmen sadece aşağıdaki resimde bulunan ifade konuyu aydınlatmak için iyi bir özet olacaktır.

(Lat, Kuran’da da ismi geçen Mekkeli müşriklerin Allah’a aracı koştukları putlardan birisidir.)

Youtube’da kolayca bulabileceğiniz bir video var. Video’daki bir amca “Gavs’ın çocukları başımıza basıp geçse, yine de Gavs’ın hakkını ödeyemeyiz.” diyerek kula kulluk etmeyi farzmış gibi anlatmaktadır. Her gün bilmem kaç kez Fatiha okuyup da anlamına, öğüdüne bu kadar kayıtsız kalan bir grubun Müslümanlığını sorgulamak umurumda bile değil. Beni ırgalayan nokta sahtekarlıkları…

Tarikat inancına göre evliya-Allah dostu şu şekilde açıklanmıştır;

Gavsül Azam ve Keşif Ehli: Yüce Allah yeri, havayı ve karayı onların hizmetine vermiştir. Duaları kabul edilir, ne isterlerse verilir.
1-Gizliyi bilirler 2-Masum ve Günahsızdırlar 3-Tayyi Zaman ile zamana hükmedebilirler 4-Tayyi Mekan ile istedikleri mekana geçebilirler 5-İslam orduları ile beraber savaşırlar…
Daha problem tanımda başlıyor. Gaybı Allah’tan başka kimse bilemezken, peygamber bile hatalar işlemişken, Mekandan ve Zamandan münezzeh olan sadece Allah iken bu kişilere bu özellikleri kim veriyor?

“Evliyanın kerameti vardır ama…” diye düşünenler bana Kuran’da bir tane evliya kerametinden bahseden ayet göstersinler. Siz ayet arayadurun işiniz bitince de şu ayetlere bir göz gezdirin:

Allah inananların velisidir, neden göz göre göre Allah’ın ayetlerini reddediyorsunuz? Neden hakkı batıla tercih ediyorsunuz da gerçeği gizliyorsunuz? (Ali İmran 65)

Allah’tan başka dostlara tutunanların durumu kendisine bir yuva yapan örümcek örneği gibidir. Halbuki evlerin en çürüğü örümcek evidir. (Ankebut 41)

Rabbinizden indirilene uyun ondan başka velilere uymayın (Araf 3)

Size Allah’tan başka dost yoktur (Tevbe 116)

Yoksa onlar Allah’ın dışında şefaatçiler mi edindiler? (Zümer 43)

Konuyu uzun tutmamak için bu kadar ayet yeter diye düşünüyorum. Yoksa bunlar gibi, ahirette kimsenin kimseye yardımcı olamayacağı gibi bir dünya ayet var. Kuran’la, dinle bu kadar haşır neşir olan insanlar bunları neden görmez? Cevabı çok basit; bunlar Kuran’ı Arapça okuyarak doğru okudukları harf başına 9, yanlış okudukları harf başına 3 sevap point kazanma derdinde. Yaradan neler demiş, bize ne söylemek istemiş kimin umurunda… Biz 70 bin kelime-i tevhid getirip göğsü yeni tomurcuklanmış hurilerin derdindeyiz.

Bir de bunların “tövbe” ritüelleri var. Hristiyanlardaki günah çıkarmayla, Budistlerdeki “ipe” tutunarak arınmanın arası bir şey.  Şeyhin sarığından uzanan ipe tutunuyorlar bir şeyler okuyup günahlarından kurtuluyorlar. Şimdi tarikat büyüyünce şeyhe herkes gidemediği için her ilde ve ilçede şeyhin şubeleri var. Uzatıyorlar sopayı veya ipi bir iki bir şey okuyorsunuz hoooop tertemiz oluveriyorsunuz. İhaleye fesat karıştırmışsın, birine iftira atmışsın, zina yapmışsın,… her şey gidiyor, tertemiz. 

Tekrar Fatiha’ya dönecek olursak “Sadece sana kulluk eder ve sadece senden yardım dileriz.” ayetinde Hz. Cebrail tövbe adresini göstermiş bir de bu ifade ilk sureye yerleştirilmiş ki herkesin kafasına girsin saçma sapan şeylere bulaşmasınlar diye ama naparsın olmayınca olmuyor…

“Bir lokma, bir hırka” edebiyatıyla yola çıkıp hayatları boyunca hiç çalışmamış kişiler altlarında son model arabalarla cirit atarken, altın varaklı tahtlarda nişan yaparken sevgili ahalimizde fakirlikle avunsun, fakirliğin sünnet olduğunu söyleyip dursun. Devletimiz de Fetö’den ağzı yanmamış gibi kadrolarını bunların müridleriyle doldursun. Tecrübeyi tecrübe etmek aptallıkken tecrübeden ders çıkarmamak nedir bilemem ama bildiğim bir şey var o da “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.”

(Bu konuyla ilgili yazmayacaktım çünkü kâle aldığım bir mevzu değil. Fakat Doğukan kardeşimin hatırlatması üzerine ileride Fetö’nün yerini bunlar aldığında “Biz Türkçüler söylemiştik” demek için bu yazıyı yazdım. Yoksa Gavs’a gelene kadar yazılması gereken çok konu var. Böyle şeylere de kafayı yormayın. Bunlar hep vardı ve hep olacak. Siz okuyun, gelişin, işinizi iyi yapın, bilimle uğraşın, çocuklarınızı iyi yetiştirin, okulunuzda başarılı olun, branşınızla alakalı yerli yabancı yayınları takip edin, dil öğrenin…)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone