Milletimize Hizmet Eden Bir Kaç Gayri Türk

Milletimiz, tarihin hemen hemen tüm zamanlarında bulundukları coğrafyanın yegane hakimi konumunda olmuştur.  Bulunduğumuz coğrafyalarda yaşamlarını sürdüren bizden başka milletler de her daim olmuştur.

Bu milletler ya ferdi, ya da kitlesel olarak ya Türk milletinin yanında olmuşlardır, ya da karşısında yer almışlardır. Yanımızda olmayanların veya en ufak zayıflık gösterdiğimizde tepemize çıkmaya çalışanların ezici bir çoğunlukta olduğu su götürmez bir gerçektir.

İyi zamanlarımızda Ermenilerle bile iyiyken, ayağımız tökezlediğinde, dara düştüğümüzde yanımızda olanlar pek az olmuştur, olanlar da “bireysel” olarak yanımızda olmuşlardır.

Kitlesel anlamda sadece Türkiye’deki Musevi cemaatinin büyük çoğunlukta yanımızda olduğu ise bilinen bir gerçektir. Vatansız olan, gidecek, yaşayacak daha iyi memleketleri olmayan ve binlerce yıl dünyanın çeşitli yerlerinde sürgün hayatı yaşayan, katledilen, adam yerine konmayan Yahudiler, II. Bayezid’in hamlesiyle 1492 yılından itibaren Türk topraklarında yüzlerce yıl barış, huzur ve güven içerisinde yaşamışlardır.

Hal böyle olunca, Batı dört bir yandan topraklarımızı işgale başlayınca Yahudi cemaatinin büyük bir kısmı gerek kitlesel, gerekse bireysel olarak Türk milletinin yanında olmayı tercih etmiştir.

Bunu bize bayıldıklarından değil, Hz. Musa’dan bu yana en fazla bizim egemenliğimiz altında insan muammelesi gördüklerinden, güven içerisinde yaşamlarını idame ettirdiklerinden dolayı yapmışlardır.

Nitekim kendi çıkarları doğrultusunda da olsa, samimi niyetlerinden dolayı da olsa Türk milletine hizmet yolunda ölen her gayri Türk’ü anmak, saygı göstermek Türk’ün vefasının bir gereğidir.

Bugün milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un vefat yıl dönümü. Onun aziz hatırasını anan, önünde saygıyla eğilen, ruhunu şad eden pek çok kişi, kurum, kuruluş mevcut. Biz de aynı şekilde, yaşamını Türk milletine hizmetle geçirmiş Arnavut kökenli Mehmet Akif Ersoy’u saygı ve rahmetle anıyoruz. Tanrı aziz ruhunu şad etsin.

Ondan yola çıkarak anmak istediğim bir kaç isim daha var. Bunlardan bir tanesi Bergama Musevi cemaatinden Nesim Navaro.

Yunan 15 Mayıs 1919’da İzmir’e ayak bastığında Yunan komutan Amiral Dickson onuruna İzmir Kramer Palace’da bir davet verilir. Davete Rum gençleri gelirler ve balkonda sallanan Türk bayrağını indirerek koca bir Yunan bayrağı asarlar. Davette bulunan Nesim Navaro ise öfkesine hakim olamaz ve Yunan bayrağını hışımla yerinden söker, Yunan komutanlarının önünde ayaklarının altına alarak “Burası Türk toprağıdır, burada ancak Türk bayrağı dalgalanır.” diyerek tepkisini ortaya koyar.

Bu olayın ardından İzmir Valisi Nurettin Paşa tarafından da kendisine teşekkür mektubu yazılır. Fakat Nesim Navaro Yunan işgal kuvvetleri tarafından idama mahkum edilerek öldürülür.

Nesim Bey gibi milli mücadeleyi en başından itibaren sürekli destekleyen, Avrupa’da yaptığı diplomatik görüşmelerde Mustafa Kemal önderliğinde başlatılan Milli Mücadele’nin meşru olduğunu vurgulayan Hahambaşı Hayim Nahum Efendi, 17. Alay’a bağlı bir birlikte görev yapan ve Yunanlılarla pek çok kez çatışmaya girdiğinden dolayı TBMM tarafından İstiklal Madalyası’na layık görülen Bursalı Salamon Baruh Efendi gibi, Yunan’a ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin gibi pek çok Musevi vatandaşımız olmuştur.

Bir diğer örnek ise; Beyrut’un Musevi eşrafından Misbah Efendi İzmir’e ilk giren Türk askerine 500 altın hediye edeceğini vaat etmiştir. Nitekim bu hediye İzmir’e ilk giren ve Hükümet Konağı’na Türk bayrağını asan Yüzbaşı Şerafettin (Albay Şerafettin İzmir) ile İzmir’de Sarıkışla’ya ilk giren Yüzbaşı Zeki Bey’e (General Zeki Doğan) pay edilmiştir.

Tanrı Türk milletine hizmet uğruna çabalamış, hayatlarını heba etmiş tüm gayri Türklerin ruhlarını şad etsin.

***

Bu yazıdan anlaşılmaması gerekenler:

  • CIA ajanı olmadığım gibi İsrail ajanı da değilim.
  • Yahudilerden para almadım.
  • Gayri Türk seviciliği değil, ırkıma hizmet eden ve bu bilinçle ölmüş gayri Türkleri andım.
  • Yahudiler iyidir, hoş insanlardır demedim.
  • Günümüz Türkiye’sinde yaşayan Yahudi kökenli vatandaşlarımız da Büyük Harp ve Milli Mücadele zamanında milletimize hizmet etmiş ataları gibi şereflidir demedim.
  • Atsız’ın dediği gibi Türklüğün en büyük düşmanlarından birisinin Yahudiler olduğuna inanıyorum.
  • Türk’ün Türk’ten başka dostu olduğuna inanmıyorum. Bazı kişiler zamanında mantıklı davranarak milletimize hizmet etme şerefine nail olmuşlardır. Bu kişilerin unutulmasına veya arkalarından Türk değil diye sövülmesi gerektiğine değil, en azından vefat yıl dönümlerinde isimlerini zikredip hizmetlerinin karşılığında hatırlarını yad etmemiz gerektiğine inanıyorum (tabi abartmadan).
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone