Minareler Süngü!

KemalOnalir

Mehmet Ziya Gök Alp, Türk düşünce hayatının en önemli isimlerinden biridir. Türk Milliyetçiliğinin ilk sistemli programını hazırlayan yine O’dur.

Türk Ocakları’nın kurulmasının öncülerindendir.

Küçük Mecmua, Genç Kalemler gibi Türkçü dergilerin sorumlusudur.

Dilde Türkçülük hareketinin öncülerindendir.

Birçok şiiri olan iyi bir şairdir. Milli Edebiyat akımındandır.

Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak, Türk Töresi, Türk Medeniyeti Tarihi gibi eserlerin müellifidir.

Sayısız makale sahibidir.

Gök Alp’e saldıranların İstanbul işgal altındayken dahi rahatları bozulmamışken kendisi Malta’da sürgün hayatı yaşamıştır.

İslamcılar, Milli Mücadele kahramanları ve Mustafa Kemal Paşa hakkında idam fetvaları yazarken Gök Alp Ankara Meclisinde bulunmuştur.

Özetle ilmi, edebi, siyasi yönü olan Türkçü fikir adamlarımızdandır.

 

Birçok şiiri vardır dedim. Bunlardan birisi de ‘Ordu Duası ’dır. Hepimizin bildiği, bilmiyorsa bile son zamanlarda öğrendiği bu şiir son birkaç yıldır İslamcıların elinde oyuncak oldu.

Ziya Gök Alp’in şiirlerinin adı geçen grup tarafından kullanılması ikiyüzlülüktür. Sebebi ise hem yaşarken hem de vefatından sonra kendisine attıkları iftiralardır. Gök Alp sağ iken fikirlerine ve şahsına hücum edenlerin başında İslamcılar gelir.

İslam’ın kilidinin anahtarını İngilizlerin güvenli ellerine teslim etmekte bir sakınca’ görmeyenler, Gök Alp’i ‘Putperest’, ‘Hayalci’ ve ‘Din Düşmanı’ sıfatlarıyla anmışlardır. Kendisinden bahis açıldığında ‘Bırak şu bize Kırgız kalpağı giydirmeye çalışan adamı’ denilerek hakir görülmüştür. Aynı grup O’nun dil çalışmalarını da tahkir etmiş, ‘Arapça’ kutsaliyetçileri tarafından garip ithamlarla hedef edilmiştir.

En ağır ithamlardan biri, soyu ile alâkalı yapılmıştır. Bütün hayatını Türklüğe vakfetmiş Gök Alp’e Kürt denilmiştir. Bu itham, hem İslamcılar hem Komünistler tarafından sayıklanıp durmuştur.

Sekareti sırasında yani ölümünden hemen önce başını duvarlara vurarak ve bağırarak Allah’a küfrettiği, son anlarında bunları yaşadığı iftirası ise yıllardır anlatılır.

Yukarıdaki iftiraların tamamı İslamcılara aittir.

Durum bu iken, deyim yerindeyse cımbızlayarak seçtikleri bir şiiri besteleyip bangır bangır çalmak ancak onlara yakışırdı. Fikrî bir tartışmada Gök Alp konusu açıldığında sıraladığım saçmalıkları sayarlar, ortamdan kalkıp kulaklıklarını taktıklarında ‘MİNARELER SÜNGÜ, KUBBELER MİĞFER’ dinleyerek gezerler.

İkiyüzlüsünüz. Sabah söylediğinizi akşam inkâr edenlersiniz. Davanızın onuru da sizin onurunuz kadar. Döneklik saç tellerinize dahi işlemiş. Ölmüş adama atmadığınız iftira bırakmayıp şiirini kendinize marş yaptınız.

 

 

Madem Gök Alp’i çok sevdiniz, bir şiirini daha hatırlatalım;

Karacık dağından, Kıpçak çölünden,

Gelen Atalarım gibi Türk’üm ben,

Bana yol gösteren benden olmalı,

olamaz Türk’e baş, Türk’üm demeyen.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone