Minyatür Osmanlı

YusufhanGuzelsoy

Türkler boyundan büyük laf edip sağa sola saldırmaya kalkan kimseler için “Tutmayın küçük enişteyi!” diye seslenir. Ülkemizin küçük enişteleri bitmiyor. Başı da kendini Osmanlı torunu zanneden devşirme tohumları çekiyor.

Küçük eniştelerin hayallerindeki Osmanlı, devşirme güdümünde Türk’e zulmeden Amerikan Osmanlısıdır. “Amerikan Osmanlısı” demek, Türklere sadece İç Anadolu’nun bırakıldığı, İslam dünyasının Papa benzeri bir kukla halifeyle idare edildiği, Türkçenin küçümsendiği, üç kıtaya hükmetmek bir kenara dursun Söğüt’ten küçük bir alanda hükmeden devlet demektir.

Yeni Osmanlıcılık yapanların kendileri de fikirleri de yerli değildir. Hepsi ABD’nin Ortadoğu’da ikinci bir İsrail, ikinci bir Suudi Arabistan görevi görecek bir devlet kurmanın peşindedir.

Onlar için 15 Temmuz, 30 Ağustos’un, 23 Nisan’ın, 19 Mayıs’ın karşısına çıkarılacak simge bir gündür. Fes, Osmanlı’nın simgesidir. Kendine hayrı olmayan, müridi koluna girmeden yürüyemeyen şeyhler yeni Osmanlı’nın simge isimleridir. Oysa Osmanlı’yı şeyhlerin menfaatçiliği ve fes geldiğinde “kafir giyimi” diye fese isyan eden, şapka geldiğinde fesi takıp şapkaya isyan eden ahmaklar Osmanlı’nın sonunu hazırlamıştır. III. Murad devrinde yıkılan rasathane, şeyhlerin tarihimize çaldığı kara bir lekedir. Genç Osman ayaklanması, Kadızadeler isyanı, Abdülhamit’in tahttan indirilmesi için hazırlanmış gerici ayaklanmalar hep bu kara lekelerin birer örneğidir.

Neden minyatür Osmanlı diyorum?

Çünkü “Yeni Osmanlı”, sınırları itibariyle üç kıtaya hükmeden bir Osmanlı olmayacaktır. Hatırlayanlar olacaktır: Zamanında Van’a ve Doğu Anadolu’nun diğer bölgelerine milyonlarca Ermeni ve Rum yerleştirme projesi vardı. Bunlara kaçak Suriyelilerin eklenmesi, memlekete olabildiğince yabancı kanlıların doldurulması, boş hamaset yapan siyasilerin sarıkla seçim kampanyası yürütmesi, cahil ve Arap hayranı din adamları yetiştirilmesi hep Türkiye sınırları içerisinde minyatür bir Osmanlı meydana getirmek içindir.

Arap alfabesinin cennet gelmiş gibi kabul edilmesi, Allah’ın Arapça konuştuğunun iddia edilmesi, Filistin’in Karabağ ve Doğu Türkistan’dan daha önemliymiş gibi gösterilmesi, dini anlamda Arap taassubuna dönüş hep bu Osmanlı hayali uğrunda ortaya çıkmış durumlardır.

Türk’e minyatür bir devleti reva gören alçaktan alçak insanların dilindeki yalanlar, gençlerimizi uyuşturan zehirlerdir. Kuvayı Milliye düşmanı ve İngiliz-Yunan yanlısı olduğunu fetvalarında gizlemeyen İskilipli Atıf gibi hainlerin sarık yüzünden asıldığı iddiası iyiden iyiye kabul görmeye başlamıştır. Şeyh Sait gibi köpekler, devletin haksız yere astığı dini kahramanlar gibi tanıtılmaktadır. Oysa Şeyh Sait ve onun gibiler Tunceli yöresinde dini sıfatlar kullanarak ahaliyi sömürmekte ve Kürtleştirmekte idi.

Yavuz Sultan Selim niçin Yavuz’dur? Yavuz’a yavuz olduğu için düşman mı olacağız?

Anadolu’da katledilen binlerce Türkmen’in şapka giymedikleri için mi katledildiklerini iddia edeceğiz? (Sünni-Alevi meselesinden söz etmiyorum.)

“Yeni Roma” politikası için çağ açıp çağ kapatan ileri görüşlü Fatih’i İngiliz ajanı diye yutturmaya mı çalışacağız? “Fatih, İstanbul fethinde şehit oldu. Yerine estetik ameliyatla Yossi Kohen geçti.” Rezalet olurdu değil mi?

Küçük enişteler ve Şeyh Pir’in torunu deli üstatları…

Hepiniz Türklüğün sinir yapısını bozmak için yetiştirilmişsiniz. Hepiniz zamanı gelince layık olduğunuz yere sürüleceksiniz.

“Devir sizin it oğlu itler; havlayın havlayabildiğiniz kadar…” demiştim zamanında.

Şimdi boşa havlıyorsunuz.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone