Mizaç ve Coğrafya

İnsanların yaşadıkları hayat şartları ve coğrafya mizaçlarını belirlemede temel unsurlardır. Çöl, sahil, bozkır, tundra gibi yerler meskûnları üzerinde etkiler bırakır.

Çöl ve bozkır insanları sert mizaçlı, çevik ve kuvvetli olurlar. Yeniliklere kısmen kapalıdırlar ve değişimden pek hazzetmezler. Ani değişimler karşısında çabuk reaksiyon gösterirler.

Sahil kesimi insanları rahat, değişime açık, özgür fikirlidirler. Genellikle ticaretle uğraşılan yerlerde oturdukları için çeşitlilikleri yadırgamaz, ayak uydururlar.

İşte bu gibi etmenler insanların hem gündelik, hem de uzun vadede hayatlarını etkiliyor. Türkler gibi çok coğrafya değiştiren milletlerin bile mizacı bu coğrafya etmeni yüzünden zamanla değişebiliyor.

Türkler, Asya’dayken bozkır ve çölde yaşıyorlardı. Geçimlerini hayvancılık ve az miktarda tarımla yapmaktaydılar. Yazın çok sıcakları, kışın çok soğukları yaşıyorlardı. Kırgınlar, kuraklık, yoksulluk gibi kavramlar çok sık karşılaştıkları şeylerdi.

İşte bu durum Türk ırkının mizacını sert, katı, dikkatli ve kuvvetli hale getirdi. Eski Türklerin çok hızlı teşkilatlanıyor olması, savaşlarda ordu düzenini çok çabuk oluşturabilmesi bu sebeptendir. Aynı zamanda coğrafyanın insan dışı unsurları da pek çok şey öğretmiştir.

Eski savaş taktiklerimiz ile kurtların avlanma sistemi tıpatıp aynıdır. Gırtlak müziği dediğimiz tür kurt seslerinin taklit edilmesiyle oluşmuştur. Müzik içinde hayvan seslerinin taklit edilmesi bugün eski Türk müziğiyle uğraşanların kullandığı birer motiftir.

Fakat bu güzel medeniyet coğrafyasını değiştirince gerilemeye başlamıştır. Bunun başlıca sebebi mizacın değişmeye başlamasıdır. Bu değişimin sebebi de coğrafyadır.

Anadolu iklimi pek fazla değişimi olmayan, standart ölçüleri içinde devinim sağlayan iklim tiplerindendir. Karadeniz yağışlı, Orta Anadolu bozkır, Akdeniz ılımandır. Bu durum yüzyıllardır böyledir. Türkler de yüzyıllardır buradadır. Bu durum Türkler üzerinde etki bırakmıştır.

Bugün uyuşuk, harekete geçmek istemeyen, bir zarf yalamakla vebal atan milletimizin bu hale gelmesinde en önemli etken bu coğrafyadır. Çünkü kendisini sert, katı ve kuvvetli yapan unsurları geldiği yerlerde bırakmıştır.

Bunun yanında muhatap olduğu insan zümreleri farklılaşmış, ahlaki değerleri değişmiştir. Bunun da en büyük sebebi geldiği yerdeki insanları oluşturan coğrafyadır. Onlar yüzyıllar boyu burada yaşayarak Anadolulu ve Anadolu İnsanı gibi sıfatlar almışlardır. Onların mizaçları, dünya görüşleri, felsefeleri zamanla Türkleri de etkilemiştir.

Bunun delili Selçuklu döneminde yaşanan olaylardır. Aynı zamanda beylikler dönemi batı Türk edebiyatı incelenince ikinci bir delil elde edilir. Son olarak Atasözlerinde bu konuya delil bulmak mümkündür.

Türklerin asıl mizacında paylaşmak vardır. Kağan bile yılda bir kez dahi olsa malının bir kısmını beylerine vermelidir. İşte bunu yapmayan Sultan Sencer, Oğuzlar tarafından esir edilmiş, tahtından koparılmış, Selçuklu hanedanlığının dağılma süreci başlamıştır.

Bu isyanların başlamasının bir diğer sebebi Sultan’ın Oğuzlara yolladığı vergi memurunun, Oğuzlara ettiği hakaretler vardır. Türk olmayan birinin Türk sultanından arka alarak Oğuzlara böyle muamele etmesi kabul edilemez bir durumdur. Bu mantığı oluşturan da Asya’nın ortaya koyduğu mizaçtır. Asya’da Ortadoğu kadar çeşitli insan zümreleri yoktur ve devleti Türkler yönetir. Yani Çinli vergi memuru olmaz. Türk devleti de Türk’e hakaret etmez. Fakat bu yeni coğrafya bunların hepsini sarsmıştır. Ve bu mizaç uğruna bir devlet feda edilebilmiştir.

Edebiyat alanında en güzel örnek Dedemoğlu mahlasıyla bilinen ozandır. Ömrümde sevmedim arabı, kürdü/ Çekti çadırını önüme kurdu. Dizeleriyle bilinir. Bu şiiri yazdıran felsefe yüzyıllar boyunca oluşmuş olan mizaçtır. Arap ve Kürt tabirleri şahsında edilmiş hitaptır. Yani Türkler dışındaki toplulukları ifade eder.

Son olarak sayısız Atasözünde bu meseleyle ilgili göndermeler bulabilirsiniz. Bununla alakalı çalışma yapan azınlıklar bile var. Ulaşması kolay.

İşte coğrafya ve insanlar arasındaki ilişki, geçiş, değişim gibi etkenler bu derece belirleyici. ‘Pekâlâ, bu mesele nasıl çözülecek?’ sorusunun cevabını da yarın verelim.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone