Mugal-Moğol Karışıklığı Üzerine

“Mugal” ve “Moğol” sözcüklerinin neyi ifade ettiği konusunda bir karışıklık olduğundan, Türk topluluklarını ve tarihteki şahsiyetlerin milli kimliklerini ifade de zaman zaman yanlışlıklar olabilmektedir. Gerçekten “Mugal” ve “Moğol” sözcükleri birbirine benzer. Ancak iki sözcük de farklı toplulukları ifade etmektedir.

Pakistan’da varlığını sürdüren Veraval Türk cemaati, kendini “Mugal” olarak tanımlamaktadır. Aynı cemaat soyunu Gazneliler zamanında Gazneli Mahmut tarafından Afganistan-Pakistan coğrafyasına getirilen Oğuz Türklerine dayandırmaktadır.

Aynı şekilde Hindistan’da yaşayan Türkler de “Mugal” diye ifade edilmektedir. Ne yazık ki yabancı kaynaklardan Türkçe’ye çevrilen metinlerde dahi “Mugal” sözcüğü “Moğol” şeklinde aktarılmaktadır. Bu gelişigüzel bir mantıkla hareket etmenin sonucudur. Sözcüğün üzerinde doğru bir değerlendirme yapılmamıştır. Hindistan’daki Türk imparatoru Babür ve onun devletini “Mugal” diye adlandırıp sonra da ona Türk-Moğol devleti demek Türkoloji’yi boş bir karmaşaya sürüklemek demektir. Kaldı ki Babür’ün kendisi Hindistanlı değildir; Türkistan/Fergana’da doğmuştur. Babürname’de “Türki-i basit” akımının etkisiyle şiirler yazan Babür, düşmanlarına “Türklerle savaşmayın! Teslim olun; bilmez misiniz bizim savaş alanındaki yeteneklerimizi?” diye mektup yazacak kadar da şuurlu bir Türk’tür.

Oğuzname’de Oğuz Kağan, üç amcasını Moğolistan’a kovarken “Mung-olunuz” şeklinde seslenir. Moğol sözcüğü bile kimi kaynaklarda Türkçe’ye mal edilirken, özellikle ortaçağda yazılmış eserlerde Moğol tarihi niyetine çok kez Türk tarihi anlatılmıştır. Reşideddin’in Cami’üt-Tevarih’i buna örnek gösterilebilir.

Demek ki “Mugal” sözcüğü, Afganistan-Pakistan-Hindistan coğrafyasında yaşayan Türkleri ifade eden bir kavramdır. Sözcüklerin sesteş olma ihtimali gözardı edilerek gelişigüzel bir karara varmak, Türklük bilimini ancak bir kargaşa içerisine iter. Tüm dünyayı da yanılgıya sürükler. Mesela, Kırgızistan’da bulunduğum dönemde bir arkadaşım oymağını “Mon(g)ol” diye ifade etmişti. Ben gırtlak n’sini dikkate almadan yargıya vardığım için, kendisini 2 yıl boyunca Moğol sanmıştım. 2 yıl sonra konu tekrar açıldığında gülerek Moğol olmadığını söylemişti.

Ön Türkler, hakiki Moğollar, en eski Türklerden olan ve bugünkü Kırgızlarla ilgisi olmayan eski Kırgızlar, eski Tatarlar vb. konular hala büyük ölçüde gizemini korumaktadır. Bunun birçok sebebi vardır. Kavram karmaşası, tarihi eser kaçakçılığı, Türkoloji’yi kasten tahrip etme ve daha birçok olumsuz sebep…

Son olarak D.Ahsen Batur, Gumilof’un “Eski Türkler” kitabının Türkçe çevirisinde şöyle demektedir: “Kitapta ‘Mongol’ olarak geçen kelimeyi bütün Avrupalı kaynaklar bu haliyle yazmalarına rağmen bizde bilinen şekli ‘Moğol’la karşıladık. Ancak bunun Orta Asya’da yaşamış bulunan bir Türk kabilesi Muğal veya Moğıl’la karıştırılmaması gerekir. Çünkü Moğol ve Moğıl ayrı ayrı şeylerdir. Babür’ün Hindistan’da kurduğu imparatorluğa da Avrupa kaynaklarında Büyük Moğol İmparatorluğu ismi verilmesi belki de bu hatadan kaynaklanmaktadır. Hatta bugün Türkistan’da Mugal adında bir köy de vardır.”

Türkoloji acaba bu türlü karmaşalardan nasıl sıyrılacak?

Önyargı ve hamasetle şimdilik zor görünüyor.

“Şimdilik”…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone