Muhtarlar Bahane Lozan Şahane

YusufDuzgoren

Bir devlet başkanı düşünün. Kendi ifadeleriyle cemaat tarafından kandırılıyor, terörist tarafından kandırılıyor, Kürtler tarafından kandırılıyor, savcılar tarafından kandırılıyor, MİT tarafından kandırılıyor, yatak odasına kadar dibinden ayrılmayan yaveri tarafından kandırılıyor, vekili tarafından kandırılıyor, kardeşim dediği bir başka devlet başkanı (Esad) tarafından kandırılıyor, desteklediği iş adamları tarafından kandırılıyor, Kılıçdaroğlu tarafından kandırılıyor, Amerika tarafından kandırılıyor, Mavi Marmara’ya binenler tarafından kandırılıyor, Avrupa tarafından kandırılıyor, eniştesinden istihbarat desteği alıyor, sanki her yönden donanımlılarmış gibi sağlık bakanını çalışma bakanı, çalışma bakanını iç işleri bakanı, işletme mezunu damadını enerji bakanı, hukuk fakültesi mezununu milli eğitim bakanı yapıyor, oğlunu askere göndermiyor, buna rağmen gençliğini memleketin her köşesinde cephelerde yedi düvelle savaşarak heba etmiş bir komutana dolaylı olarak laf çarparak iki ay önce “Lozan Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatıdır” demesine rağmen iki ay sonra “yıllarca Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştılar” diyor.

Bunu muhtarlara karşı diyor birde. Tamam Recep olarak söylediğini, Tayyip olarak yalanlıyorsun da muhtarlar ne alaka? Mahallelerde ahaliyi toplayıp ” Yıllarca Lozan’la kandırılmışız be oğlum, zafer falan değilmiş. Baş komutan anlattı. Ben şok. İnanamıyorum yahu nasıl kandırırlar bizi. Yolda gelirken telefonda baktım İnönü imzalamış anlaşmayı. İşte hep CeHaPe zihniyet görüyorsun dimi” falan demelerini mi bekliyorsun.

Dünkü yazımda yazdım, bunlar politikacı dün öyle dedi bugün böyle diyor diye kızmayın, bunların işi bu dedim.

Ama bu kadarı da kızılmayacak gibi değil ki arkadaş…

***

Milli bilinç yok edildiği takdirde ne hallere düşebileceğimizi Suriye’de yaşananlara bakıp net bir şekilde görebiliriz. Geçen gün Halep ikiye bölündü. Bir tarafta muhalifler Esad’ın ordusu tarafından bombalanırken, diğer tarafta bombalamanın şerefine Esad destekçileri tarafından alkolün ücretsiz, eğlencenin sınırsız olduğu “hard core” bir parti vardı. Her bomba düşüşünde insanlar daha da coştu, kadehler tokuşturuldu, dj müziklerine bomba efektleri yaptı, eğlencenin dibine varıldı. Ölen de Suriyeli Arap, öldüren de… Düşünsene şehrin diğer tarafında kardeşin 850 parçaya ayrılıyor, sen bunun şerefine sabahlara kadar eğleniyorsun, onun ölümünü kutluyorsun. Tanrı ırkımızı her ne sebepten olursa olsun kutuplaşmaktan korusun.

***

Abdullah Öcalan’ın mahkumiyet şartları iyileştirilsin, kendisine eskisi gibi ziyaretler yapılabilsin diye Kurban Bayramı öncesinde açlık grevine başlayan HDP’li maymunlara sevgili hükümetimiz kıyamamıştı ve terörist başına bayram münasebetiyle ziyaret yapılabilir kararını vermişti. Selma Irmak denen HDP vekili de bu gruptandı. 2 Ekim’de ise Muğla Atatürk Kültür Merkezi’nde Muğla ve Denizli İl Kadın Meclisi Toplantısı yapacakmış. Buna izin veren CHP’li belediyeden halis mulis Yörük olan Muğla’lı soydaşlarımız mutlaka hesap soracaktır. “Demokratik” haklarını kullanarak toplantıya katılmak isteyen milli hassasiyete sahip soydaşlarımız için toplantı 10.00 ile 17.00 arasında gerçekleşecek.

***

Bu arada Adil Alesger’in yazdığı ve Türkiye’de Kırmızı Kedi Yayınları’nın yayınladığı Sessiz İşgal – Azerbaycan’da FETÖ Örgütlenmesi adlı kitabı mutlaka okuyun. Büyük Türkçü Ebulfez Elçibey’in ne kumpaslara kurban gittiğini, Aliyevlerin nasıl yönetimi ele geçirdiğini tüm ayrıntılarıyla anlatmış.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone