Müslüman CERN’i

Bundan önceki yazının bazı kısımlarında İsviçre’de bulunan CERN ile alakalı birkaç noktadan bahsetmiştim. O yazı sırasında araştırma yaparken bu kurumla alakalı daha çok şey öğrendim ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

CERN II. Dünya Savaşından sonra İsviçre’de bir araya gelen bir grup bilim insanı tarafından kuruluyor. Kurulma sebebi II. Dünya Savaşı. Fransızlar, Almanlar, İngilizler ve Ruslar başta olmak üzere bütün Avrupa milletlerini birbirine kırdıran savaşın sonunda her kesim kendince çözüm arayışına giriyor.

Dağılan ve yıkılan Avrupa’yı tekrar birleştirmenin yolunu ‘bilim’ olarak gören CERN’in kurucuları aralarında para toplayıp bir arazi satın alıyorlar ve ilk laboratuvarlarını kuruyorlar. Bu arada kurumun adının Türkçesi ‘Avrupa Nükleer Araştırmaları Merkezi’.

Bu bilim merkezinin şu an yüzlerce binası, 10 000 civarında çalışanı var. Bunlar fizikçiler ve destek personeli olarak iki gruba ayrılıyorlar. İşe başlarken kendi aralarında topladıkları parayla masraflarını karşılayan bu kişilerin şimdi binlerce destekçisi var.

Avrupa ve Balkan ülkelerinin neredeyse tamamı, Ortadoğu ülkelerinden İsrail, bütün İskandinav ülkeleri kurumun üyesi konumunda. Doğal olarak finansal yardımlar da yapıyorlar.

Bugün kullandığımız teknolojilerin bir kısmı bu merkezde icat edildi. CERN fizikçileri 3 kez Nobel ödülü aldı. İnternet kullanımın temeli olan ve sitelerin başına eklenen (www) uzantısı bu kurumun çalışanları aralarında hızlı bir biçimde veri paylaşsın diye icat edildi.

Fizikçi olmadığım için teknik konuların uzağında kaldım fakat bu kuruluşun sosyal boyutları kafamda bazı fikirlerin tohumunu saçtı.

Mesela Konya ovasında veya Mardin çölünde veya İsviçre gibi dağlık olan ve herhangi bir ekonomik kaynağı olmayan bütün Hakkari’de böyle bir merkez inşa edilse. Hindistan, Pakistan, İran, Irak, Afganistan, tüm Arap ülkeleri, Uzak Asya ülkeleri, Afrika’nın Müslüman devletleri, Türk Cumhuriyetleri buraya finansman sağlasa, öğrenci ve akademisyen gönderse.

Ortak bir bilim dili tespit edilse ve tüm birikim hızlıca o dile tercüme edilerek istifadeye açılsa. Avrupalıların birkaç yıl içinde yaptığı gibi bütün İslam dünyası bilim etrafında birleştirilemez mi?

Aslına bakarsanız bizim tarihimizde böyle bir şey vardı. Türk hükümdarları saraylarında şair ve edebiyatçıların yanı sıra bilim adamlarını da misafir ediyorlar, çalışmalarına ortam hazırlıyor ve maddi destek oluyorlardı. Selçuklular döneminde hâkim olunan coğrafyada birçok şehir bilim merkezi konumundaydı. Osmanlılar İstanbul başta olmak üzere birçok şehri ihya etmiş, bilim ve kültür merkezleri oluşturmuşlardı.

O kültürün mirasçısı olan Türkiye bugün aynı hamleyi yapabilecek güçtedir. Fakat Türkiye’yi elinde tutan zihniyet bu konulara uzaktır. Böyle bir yapıyı kurup karşısına geçirsen, ellerini sırtına bağlayıp; ‘Mescit var mı bunun içinde?’ diye soracak bir kitleden bahsediyoruz. Çin malı bir motorun Mevlâna kuklasına bağlanarak döndürülmesinden ibaret bir komediyi, ‘proje’ olarak kabul edip, 1 milyon Türk lirası ödeyen bir TÜBİTAK’dan bahsediyoruz. Bu kurumun geri çevirdiği projeler yurt dışında ödül üstüne ödül alıyor.

Böyle bir projenin milliyetçiliğe ters bir tarafı da yoktur. Fizik, kimya, matematik, biyoloji vs. gibi bilimlerin Türk’ü, İngiliz’i, Fransız’ı yoktur. Fizik, fiziktir. Bu bilimi işleyip millet adına kullanmak ise milliyetçiliktir. Bir Türk fizikçisi CERN de veya dünyanın farklı ülkelerinde çalışıp başarılı olunca gurur duyuyoruz da kendi ülkemizde buna benzer bir yapıdan neden bahsetmiyoruz?

Aziz Sancar’ın keşfi Amerika’da yapılınca büyük icat olacak, Konya’da yapılınca gayri milli mi sayılacak? Böyle bir anlayış akla mantığa terstir.

Böyle bir kurumun ihdas edilmesi Türkiye’den kaçan genç beyinlerin de memlekette kalmasını, millet adına faydalı olmasını sağlayacaktır. Halihazırda milli şuura malik akademisyenler varken bu iş yapılabilse çok faydalı olurdu. Fakat dediğim gibi bilim merkezinde mescit arayan zihniyetle bu iş çözülmez.

Keşke yapsalar da mescitli yapsalar. Fakat itiraf ettikleri gibi eğitim seviyesi arttıkça kendilerine verilen oy miktarı düşüyor. O sebeptendir ki zihniyetlerinin sonu olacak olan böyle bir kuruma asla yanaşmayacaklardır.

Geleceğin Türkçülerine bir öneri olması için tarihe not düşüyoruz.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone