Ne İlk Ne Son!

KemalOnalir

Son iki günün konusu Muhsin Kızılkaya’nın sözleri oldu. Askerlik ve asker ile alakalı hiçbir şey bilmeyen bir adamın sözleri bütün gün konuşuldu. Muhtemelen askerlik de yapmamıştır.

Bu son olay bu adam ve zihniyetinin dâhil olduğu ne ilk ne de son dalaşma.

Vaktiyle katıldığı bir programda Mahmut Esat’a sataşmış, karşısında yer alan sözde milliyetçi bir partinin vekili ise Mahmut Esat için; ‘Sefil bir adam’ demişti.

13 Kasım 2012 tarihinde Mardin’de eski adıyla BDP yeni adıyla HDP’nin başkanı Demirtaş; ‘Öcalan’ın heykelini dikeceğiz’ demişti.

Bundan sonra zamanın Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir ve avenesi bütün hükümete ağzının dolusuyla sövmüş, bir süre gündemi meşgul etmişti.

Adı geçen partinin eş başkanlarından dişi olanı nereye dayandığını açıklamış, bu açıklamasından dönsün diye hükümeti yalvartmış fakat dediğim dedik deyip karında sabit kalmıştı.

İlk örnekteki şahıs vaktiyle katıldığı bir televizyon programında; ‘Antalya’nın sahil şeridi hep Kürtlerindir. Kimse oraları bırakıp Hakkâri’ye gitmez’ diyerek sözü zamanında Musa Anter’in dediklerine getirmişti.

En son seçimlerden önce alenen tehdit eden pankartları parti binalarına asanlar yine bunlardır. Barajı aşamamaları halinde dağa çıkacaklarını beyan etmişler fakat en ufak bir sorgu bile geçirmemişlerdir.

Adı geçen partinin eş başkanlarından dişi olmayan; ‘Kürtler isterse Türkleri tükürüğüyle boğar’ diyerek seçmenlerinin salyasını akıtmış, bunu yapmıyor olmalarının nedenini de ‘asil olmalarına’ bağlamıştı.

Yine adı geçen partinin meymenetsiz Hakkâri vekili; ‘PKK’nın öyle bir gücü var ki’ diye cümleye başlayıp saçmalamış fakat milletin cebinden ödenen maaşı kesilmemiştir.

Aynı partinin kadın olduğu iddia edilen vekillerinden bir diğeri yasa dışı eyleme müdahale eden Baş Komisere tokat atmış, gülünç bir ceza almıştı.

Aynı partiden, aynı kadınlık iddiasında bulunan bir diğeri çıkıp; ‘PKK terör örgütü değildir’ dedi. Üstelik bu açıklama ‘milletin’ olduğu iddia edilen meclisin bahçesinde yapıldı. Yine herhangi bir işlem yapılmadı.

HDP daha BDP’yken birkaç vekili polis taşlamaya kadar varan eylemlerde bulunmuştu. Hatta İbrahim Binici şeklinde çağırılan bir tanesi, gaz bombası atan polislere silah çekip; ‘Atanı vururum’ diyerek tehdit etmişti.

Bu liste uzar gider. Bunun HADEP, DEP, BDP, DTP, HDP’si ondan da öncesi var. Yani bu hareketin polise, askere, devlete ettiği hakaretleri alt alta sıralarsak ortaya kitap çıkar. Bu saydıklarım şöyle bir düşünmeyle aklıma gelenler.

Çözüme gelirsek; klasik örnekler vardır. Bunlardan birisi de bataklık/sivrisinek örneğidir. Sivrisineklerle ilaçlama yaparak mücadele edebilirsiniz. Fakat bataklık kurutulmadıkça istediğiniz kadar ilaç kullanın kalıcı bir sonuç elde edilemeyecektir.

Bugün bu sineklerin geldiği bataklık bütün pisliğiyle, hatta pisliğine pislik katarak durmaktadır. O halde ilk iş bataklığı kurutmak olacaktır.

Daha sonra bu zevata giydirilen dokunulmazlık zırhı parçalanıp atılmalıdır. Bizim seçtiğimiz vekillerin korkusu nedir ki böyle bir yasaya ihtiyaç duyuluyor?

Haşa milletin parasını mı çalıyorlar? Yoksa ihaleye fesat mı karıştırdılar!

Bizim vekilimiz yapmaz öyle şeyler! Yapmaz, yapmaz ama bu yasa neyin nesi o halde?

Velhasıl kelam; mesele kapıdaki köpek değil, köpeğe güvenenlerdir! Mesele sinek değil, bataklıktır. Bataklık kurutulmadıkça bu insanlık iddiasında bulunanların Türkiye’nin gündemini belirlediği ne ilk ne de son budur.

Asker, polis, şehit bahane, amaç Türklüğü yok etmektir.

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone