Nerenin Vatandaşıyız?

yusufhanguzelsoy

Milletimiz içinde Abdullah Gül’den önceki Cumhurbaşkanını bilmeyip son 5 ABD Başkanını ezbere sayacak çok insan vardır. Kahvelerde bazen ciddiyetle bazen şakayla ABD Başkanlarından bahsedildiğine de mutlaka rast gelmişsinizdir. Neredeyse bütün bir sene “Mr. President” magazincisinden siyasetçisine, emeklisinden ev hanımına kimsenin dilinden düşmez.

Tıpkı son günlerde olduğu gibi…

ABD süper güç imiş. Kabul…
Yeni ABD Başkanının kim olacağı bizi de etkileyecekmiş. Kabul…
Neticede uluslararası ilişkiler bakımından önemli bir olaymış. O da kabul…

Ama seçim sonuçlarına ABD vatandaşı gibi tepki vermek nedir?

Kimi ağlayıp zırlıyor; kimi halay çekiyor, sevincinden havaya uçuyor. Obama Başkan seçildiğinde halay çekenler vardı. Görev süresinin sonuna doğru iş teklifinde bulunanlar da oldu. Şimdi de kimi Donald Trump’ın canından endişeli… Kimi sanki ABD vatandaşıymış gibi göç edeceğini söylüyor.

“Göç” olayı taklitte maymunluğun sınırlarını zorlayan bir rezilliktir. Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk “Türkiye bir maymun değildir, hiçbir milleti taklit etmeyecektir.” dediği sırada memleketteki maymunların sayısının bu kadar artacağını tahmin etmiş miydi? Sanmıyorum… O milletine her zaman güvendi.

Ama…

Ama milletimizin bazı parçalarını koparıp klonlanmış bir Amerikan maymununa çevirdiler. Giyimden yemek kültürüne kadar her şeyde bir Amerikan idolü hakim kılındı. Türk mantığının yerini Amerikan mantığı aldı. Atasözlerine, deyimlerine kadar Amerikan aşısı vuruldu. Sonuç olarak özünü kaybedenler birer maymuna dönüp Amerikalıları taklit etmeye başladı. Sonuç olarak Trump kazanınca Kanada’ya göç edeceğini söyleyen ahmaklar türedi.

Size ne oluyor? Bize ne oluyor? Nerenin vatandaşı olduğumuzu sanıyoruz acaba? Televizyonlar saatlerce Trump’ın renkli (!) yaşamına Türk askerinin, Türk polisinin mücadelesinden daha fazla yer ayırıyor olmaktan hiç mi utanmıyor?

Dünyanın en ücra köşesindeki ülkelere bile demokrasi götürme bahanesiyle işgaller gerçekleştirip katliamlar yapan, birçok ülkede demokratik kurum ve kuruluşları desteklemek için Soros gibilerin finanse ettiği NED gibi yapıları kurdurup devrimler gerçekleştiren ABD’de demokratlar kaybetti. Geçtiğimiz günlerde Amerika’daki şaibeli seçimleri de konu ettiğim “Demokrasinin Pembe Yalanı: Seçme ve Seçilme Hakkı” başlıklı yazımda ABD’deki demokrasiyi sorgulamış, demokrasi işgal sebebiyse orayı da işgal edin, diye yazmıştım. Bu sonuçlar sonrasında bence gündeme getirilmesi gereken konu budur.

Çok mu demokrasi severim?

Hayır! Sadece ABD balonunun patlamasını istiyorum. Bir de artık taklitçiliğin bitmesini ve milletimizin bir zahmet kendini doğrudan alakadar eden milli meselelere odaklanmasını istiyorum. Elbette dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalmayacağız; ancak ABD Başkanına sevinmek veya üzülmek gibi rezilliklere, utanç tablolarına da imza atmayacağız, prim vermeyeceğiz. Olması gereken budur. Yoksa bu taklitçiliğin varacağı nokta, Ali Ağaoğlu’nun Türkiye’de Başbakan hatta Cumhurbaşkanı olmasıyla sonuçlanacaktır. Böyle mi olsun istersiniz?

Kendinize gelin.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone