Nükleer Enerji ve Türkçü Duruş- Turan İLHAN

nüklerr

 

Türkiye’de hemen her tartışma, herhangi bir alt yapıya sahip olmadan, konuya hakim olma gereği duyulmadan yapılır. Bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak tartışmalar kör dövüşünden öteye gidemez. Nükleer enerji meselesi ise, insanların neredeyse hiçbir şey bilmediği ancak son derece katı fikirlere sahip olduğu bir konudur. Milli menfaatleri her şeyin ötesinde tutan Türkçülerin meseleye yaklaşımı kalabalıktan ve sosyalist fraksiyonlardan farklı olmak zorundadır; çünkü biz Türkçüler, nükleer enerji meselesine yaklaşırken yandaşların ceplerini ya da muhtelif örgütlerin çıkarını değil Türklüğün çıkarını gözetmek durumundayız.

Türkçüler olarak bütün meselelerimizde olduğu gibi nükleer konusuna da kulaktan dolma safsatalardan uzak bir şekilde yaklaşmalıyız. Rusya ile yapılan anlaşma neticesinde, 2019 yılında ülkemizde ilk nükleer reaktör üretime başlayacak. Peki Mersin Akkuyu’da inşa edilecek olan bu tesis milletimiz için ne gibi sonuçlar doğuracak? Türkçü camia bu projenin karşısında mı, yanında mı yer almalı? Bu soruların cevabı ne yazık ki o kadar da basit ve net değil, verilen her cevabı yeni bir soru takip ediyor.

 

Nükler Enerji Neden Gereklidir?

 

Türkiye fosil yakıt kaynaklarından mahrum kalan ve bugüne dek herhangi bir nükleer tesis inşaatına girişmeyen bir ülke olarak günümüzde önemli bir enerji problemi yaşamakta. 2014 yılında 84 milyar dolarlık cari açığımızın 55 milyar doları enerji ithalatıydı (en büyük kalem fosil yakıt ithalatıdır). Türkiye, satın aldığı doğal gaz gibi fosil yakıtların önemli bir kısmını elektrik üretim tesislerinde harcamakta. Bu durum, neden cari açığımızın yaklaşık %65’nin enerji ithalatı olduğunu çok net bir şekilde açıklıyor. 2019 yılında üretime başlayacak Akkuyu Nükleer Enerji santrali  40 milyar kwh elektrik üretecek (tam kapasite çalışırsa) , o yıllarda elektrik tüketimimizin 400 milyar kwh saat olması öngörülüyor. Tüketimimizin %10’unun nükleer enerji kaynaklı olması ve bu enerjinin %49 yerli sermaye olması cari açığımızda kayda değer bir azalma sağlayacaktır.

Çağımızda en önemli çevre problemi hiç şüphesiz küresel ısınmadır. Küresel ısınmanın sebebi sera gazları olarak adlandırılan; CO2, CO, CH4 gibi gazların atmosferde miktar bakımından artmasıdır. CO2 ve CO gazları küresel ısınmada diğer gazlara göre çok daha baskın bir rol oynar ve gazların üretiminin artmasının temel sebebi ise petrol, kömür gibi fosil yakıt tüketimindeki artıştır. Dünyanın ve doğal dengenin sürdürülebilir bir geleceğe sahip olması için küresel ısınma problemi acilen çözülmeli ve şu an için bu problemden daha önemli bir çevresel sorun yok. Günümüzde küresel ısınmanın etkilerini sadece mevsimsel değişiklikler olarak hissetsek de orta vadede yükselecek su seviyeleriyle birlikte; başta İngiltere, Hollanda gibi kıyı ülkeleri olmak üzere, denize kıyısı olan bütün ülkeler (-ki Türkiye’de bunlardan birisi)  maddi kayıplara uğrayacak.

Sera gazlarının salınımının azaltılması için tüm dünyadan bilim insanları ve devlet adamları önemli adımlar atmak zorunda. Dünyanın en önemli mühendislik okulu sayılan MIT tarafından 2003 yılında Amerikan hükümetine sunulan “Nükleer Enerjinin Geleceği” isimli raporda bu soruna dikkat çekilmiş ve yapılması gereken acil önlemler olarak aşağıdakiler sunulmuştur:

  • Elektrik üretiminde ve kullanımında tasarrufa gidilmesi
  • Kömür ya da petrol gibi fosil yakıtlarla çalışan elektrik üretim tesislerinin kapatılması
  • Yenilenebilir enerji üretiminin teşvik edilmesi
  • Nükleer enerji üretiminin artırılması

 

Nükleer santral inşaatına karşı çıkanların en önemli argümanı, fosil yakıt veya nükleer enerji yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasıdır. Ülkemizdeki “çevre dostlarının” diline pelesenk olmuş güneş enerjisi ne yazık ki günümüz şartlarında, “çevreci” bir enerji türü değil. % 11 – 15 gibi düşük bir verimlilik bandında çalışan bu paneller, üretim aşamalarında doğayı oldukça kirletirler ve 15 – 20 yıllık kullanım ömürleri vardır. Bu verimsizlikleri ve üretim aşamalarının doğa için sorunlu olması son yıllarda güneş enerjisine yönelik eleştirilerin yükselmesine neden oldu. National Geographic’te yayınlanan “Güneş Panelleri Gerçekte Ne Kadar Çevreci” isimli makalede geçen; “Bu panellerin üretimi, su ve elektrik kullanımı gerektiriyor. Bunun yanında sodyum hidroksit, hidroflorik asit gibi zararlı kimyasallara ihtiyaç duyuluyor, üretim esnasında çeşitli çöp ve sera gazları da salınmaktadır. Bu durum güneş panellerinin iklim değişikliğine karşı olan mücadelesini kesintiye uğratabilir ” cümlesi güneş enerjisine duyulan şüpheyi gözler önüne sermektedir. Güneş ve rüzgâr enerjisi teknolojilerinin verimlilikleri artmadığı sürece geleneksel elektrik üretim tesislerinin yerini alması mümkün gözükmemekte. 2015 yılının teknolojisiyle yenilenebilir enerji hala çok pahalıdır ve yakın gelecekte bu fiyat dengesi değişmeyecektir. Tablo 1, değişik enerji santrallerinin MWh (megawatt – saat) başına enerji üretiminin maliyetini dolar cinsinden göstermektedir (Tablo, Amerikan Enerji Bilgi Dairesi’nin internet sitesinden alınmıştır maliyetler 2019 yılı ve Amerika için geçerlidir. )

 

Tablo 1: Seviyelendirilmiş Elektrik Üretim Maliyetleri (Dolar / MWh)

Tesis Türü Maliyet
Kömür 95,6
Doğal Gaz 91,3
Nükleer 96,1
Deniz Rüzgarı 80,3
Karasal Rüzgar 204,1
Fotovoltaik Güneş Paneli 230
Isıl Güneş Paneli 243,1

 

 

Tablodan da anlaşılacağı üzere deniz rüzgârı hariç hiçbir yenilenebilir enerji kaynağı; kömür, nükleer ya da doğal gazın yerini ekonomik olarak tutamıyor. Turistik önem taşıyan deniz kıyılarına da rüzgâr santrali inşa etmenin pek tercih edilmeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, doğaseverlerin desteklemesi gereken tek alternatif olarak nükleer enerji kalıyor.

 

Mersin Akkuyu Nükleer Santrali

 

Meseleye çevreci bakış açısıyla yaklaştığımızda nükleer enerji bir zorunluluk olarak gözükmektedir. Peki, buradan yola çıkarak Mersin’de inşa edilecek tesisi desteklemeli miyiz? Akkuyu Nükleer santrali diğer tüm AKP projelerinde olduğu gibi birçok şeyin gizlendiği, sadece hükümetin hoşuna gidecek ayrıntıların reklam edildiği bir projedir; dolayısıyla karşısında mı, yanında mı yer almalıyız sorusunun açık bir cevabı yok, kişisel bir tercih.

Rusya ile yapılan nükleer anlaşmanın doğal olarak avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Avantajlarından başlayacak olursak; Türkiye’nin yatırım için herhangi bir para ödememesi, inşaat maliyetlerinin Ruslar tarafından karşılanması en önemli avantaj olarak göze çarpıyor. Ruslar, tesisi kendileri kurup işletecekler ve bize elektrik satacaklar. Üretilecek elektriğin %49’nun bize ait olması elektrik ithalatımızda kayda değer bir azalma sağlayacaktır. Diğer bir bürokratik “başarımız” ise nükleer atıkların Türkiye’de değil Rusya’da depolanacak olması. Nükleer yakıtlar Rusya’dan getirilecek, atıklar ise tekrar Rusya’ya götürülecek.

Anlaşmanın hükümet tarafından gizlenen en kritik konusu ise tesisin tamamen Ruslar tarafından kontrol edilecek olması. Akkuyu’da Türk mühendisler tarafından herhangi bir teknoloji geliştirme çalışması yapılamayacak; ülkemiz nükleer teknoloji ve nükleer silah konusunda herhangi bir kazanımda bulunamayacaktır. AKP’nin gündeme gelmesini istemediği diğer bir şey ise “Trans – Anatolian boru hattı” anlaşmasıdır. Akkuyu nükleer anlaşması, AKP’nin Trans – Anatolian boru hattı anlaşmasında Rusya’ya karşı verdiği tavizler karşısında ödüllendirilmesi olarak görülüyor.

 

Dedikodular ve Gerçekler

 

Kamuoyunda konuyla ilgili birçok kulaktan dolma bilgi ve dedikodular dolaşmaktadır. Bunların bazılarına yanıt bulmaya çalışalım.

 

  • Tüm dünya nükleer enerjiden vazgeçiyor, biz neden nükleer enerjiye başlıyoruz?

Tüm dünyanın nükleer enerjiden vazgeçtiği iddiaları tamamen gerçek dışıdır. Ülkemizde böyle haberlerin yayılmasının sebebi Almanya’nın Fukişima nükleer kazası sonrası, eski teknolojiye sahip 9 tesisini kapatmasıdır. Dünyada nükleer enerjiden vazgeçeceği bildiren tek ülke olan Almanya, 2022 yılına kadar nükleer enerji kullanımına devam edecek. Almanya dışındaki hemen hemen tüm gelişmiş ülkelerin nükleer enerji kullanımını artırmaya yönelik faaliyetleri var. Amerika 2020 yılına kadar 6 yeni reaktörü devreye sokmayı planlamakta, 2020 yılında dünya üzerindeki toplam elektrik üretiminde nükleer enerjinin payının %5 artması öngörülmekte.

  • Akkuyu’daki tesisi Çernobil’in sahibi olan firma işletecekmiş.

Görece doğru bir iddia olsa da hiçbir şey ifade etmemektedir. Rusya’da bütün nükleer santralleri Rosatom Enerji isimli devlet kurumu yapar ve işletir, Çernobil’i de bütün diğer Rus nükleer çalışmalarını da bu firma üstlenmiştir. Çernobil’deki kazanın sebebi Rosatom değil, tesisin başmühendisinin bireysel hatasıdır.

 

  • Türkiye’ye eskimiş bir nükleer teknoloji satıldı.

    Akkuyu, Rusya’nın en son geliştirdiği VVER – 1200 nükleer teknolojisiyle inşa edilecek. Bugüne kadar herhangi bir kaza yaşanmayan bu teknoloji, VVER – 1000 teknolojisinin güncellenmiş halidir. VVER – 1200, üretim sisteminin tamamen otomatik olması ve bireysel hatalara olanak tanımamasıyla biliniyor.

  • Elektrik Faturaları azalacak mı?

    Nükleer enerji her ne kadar ülkemizin cari açığını azaltsa da bireysel tüketiciye herhangi bir fayda sağlamayacak. 2014 sonu itibariyle elektrik fiyatı, Türkiye’de kilowatt – saat başına 8,9 cent – 13,2 cent bandında dolaştı. Ruslarla yapılan anlaşma neticesinde, Akkuyu’da üretilecek elektriğin kilowatt – saat fiyatı ilk 15 yıl için 12.35 cent, daha sonrası içi 15,33 cent olarak belirlendi. Elektrik fiyatlarında ciddi bir düzenlemeye gidilmediği takdirde önemli bir indirim olmayacak gibi görünüyor.

Ülkemizde son tüketicinin elektriğe fazla bedel ödemesinin sebebi, birim fiyattan ziyade kayıp kaçak bedelidir. 50 liralık bir faturada 10 lira kayıp kaçak bedeli ödenen bir ülkede Amerikan sentleri ya da kilowatt – saat birimleri üzerinden elektrik fiyatı konuşmanın çok da bir anlamı olmasa gerek.

 

Kaynakça

http://www.turkstat.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=15883

http://www.eia.gov/forecasts/aeo/electricity_generation.cfm

The Future of Nuclear Power, (2003). AN INTERDISCIPLINARY MIT STUDY. Massachusetts Institute of Technology

Nuclear Power in the USA. http://www.world-nuclear.org/info/Country-Profiles/Countries-T-Z/USA–Nuclear-Power/

http://www.akkunpp.com/mersin-turkiyenin-enerjisine-enerji-katack

http://news.nationalgeographic.com/news/energy/2014/11/141111-solar-panel-manufacturing-sustainability-ranking/

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone