Ödüllü Beyin Fırtınasının Sonucu

Dünkü yazımda Ruh-Beyin-Bilinç denklemine dair bir takım sorular sormuştum. Bahsi geçen konulara dair ilk ve en tatmin edici açıklamayı yapan bir okura kitabımı hediye edecektim. Dünden bu yana çok fazla mail geldi, yorumlar yapıldı. Bunları ayıklamak, herbirinin değerlendirmesini yapmak oldukça zor oldu.

Gelen mesajlarda benim ortaya attığım mantıksal denklemi çok daha ileriye taşıyan, tamamen çürüten, farklı yaklaşımlarla ele alan, benim ve pek çok kişinin göremediği noktalardan bahseden bir sürü yeni yaklaşımlar ortaya çıktı.

Ortaya atılan mantıksal çıkarımların hepsine burada yer vermem imkansız. Bu yüzden içlerinden en tatmin edici olanlarını veya üzerine en çok düşünülmüş olduğunu düşündüklerimi buraya yazacağım ve yazının sonunda kazananı açıklayacağım.

Furkan Bayram

Öncelikle ruh konusuna değinmek istiyorum.
Ruh, deney ve gözleme dayanmayan mitolojik bir oluşum olduğundan bu konuda uzlaşılan tanım yapmak çok zor. Ve ruhun varlığını henüz ispatlanamadığından, şimdilik böyle bir ilişkinin olmadığı sonucuna varıyorum. Bu yüzden bilinç ve beyin arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışacağım. Bilinç, canlının farkında olduğu ve olmadığı, genlerine işlenen deneyimlerin tümüdür. Farkındalık olmazsa bilinç olur. Ama eksik olur. Keza bilinçöncesi ve bilinçaltı terimleri buradan gelir. Gün yüzüne çıkarılmayı bekler. İnsanların ruhu yoktur demek belki yerinde bir şey olabilir ancak zihinsel engellilerin bilinci yoktur demek yerinde değildir. Hayati fonksiyonların yerine getirilmesi için illa zihinsel engelinin olmaması şart değildir. Bu makinedeki bozukluğun neresinde olduğuna bağlıdır. Arabanın silecekleri çalışmasa da araba bir şekilde gider. Gen mirası açıklanırken kişinin farkında olmadığı deneyimleri de bilinçaltında taşıması şeklinde bir tanım yapılabilir. Bu tanıma uyarak biz de, bilinçaltımızdaki çoğu şeyi hatırlamadığımızdan veya ortaya çıkartamadığımızdan bir nevi zihinsel engele sahibiz. Beyin, gerekli olan ortam şartlarını sağlayan bir makinedir. Makinenin bir yerindeki bozukluk makineyi tamamen işlevsiz hale getirecek diye bir durum söz konusu değildir. Beynin işlevleri sonucunda bilinç düzeyleri ortaya çıkar. Bu bağlamda bilinç mi beyni, beyin mi bilinci çalıştırır sorusu da anlamsızdır. Çünkü biliyoruz ki beyin ölümü gerçekleşmiş birisinin bilince dair hiç bir fonksiyonu geri getirilemez. Beyin, bilincin ateşleyicisidir.

Saygılarımla.

Doç. Dr. İsmail Köse (KTÜ)

Bana göre Hocam: Ruh bedene hareket devinimini kazandıran güçtür, bilinç ile aynı olamaz zira bu durumda bilincini kaybetmiş bir hastanın ölmesi gerekir, oysa makineye bağlı olarak yıllarca yaşayabilir örneğin Kenan Işık. Beyin tüm sistemi çalıştıran merkez, yani televizyon fakat lokomotif değil, bir harekete geçirecek güce ithiyacı var. O güç de ruh ile billncin birleşiminden oluşabilir ancak, zira bir olmadan diğerine sahip kişiler bedenlerini etkin olarak kullanamaktadırlar. 

Anıl Temiz

Ruh kimilerine göre somut olabilir. Benim için ruh ve bilinç soyut şeylerdir. Beyin ve bilinç ilişkisinin beyin aktifliğini sürdürdüğü sürece var olacağını düşünüyorum. Beyin ve ruhun ilişkisine dair bir düşüncem yok. Bilincin dış organlarımızın bir şeyleri algılaması olarak görüyorum. Bilinç ve ruhun ayrı konular olduğunu düşünüyorum. Ruh ve bilinç ilişkisinde ki köprü beyindir. Neden beyindir diyorum. Ruhun beyin ile olan ilişkisinin var olma olasılığını düşünerek. Bu olasılık bilinebilir mi bunda da kesin değilim. Hareket olduğu sürece bilinç, olmadığı sürece ruh her zaman var mıdır? Ruh güç kaynağı, beyin devreler, bilinç ise yazılım mıdır? 🤔🤔🤔 Bunları var eden Tanrı mıdır, yoksa bütün her şey ruh mudur? Yine bir bilinmezlik girdabına düştüm. Ruh bir yerde saklanıyor ama bulmak kolay değil 

Murat Mert

Beyni ne ile beslersen ruhun da onunla beslenir ve gelişir bunları bilerek kullandığın her alanda da bilinçli olarak hareket etmiş olursun.

İbrahim Çapar

Esenlikler.
Televizyon benzetmesinde teknik olarak yanlışlık gördüğüm için sonuca ulaşılmadığını düşünmekteyim. TV 3 Ana kısımdan oluşur. Sinyal Alma, Sinyali Görüntüye Dönüştürme, Görüntüyü ekrana yansıtma. Beyin TV, bilinç TV’de yayınlanan programlar gibidir benzetmesi bence yanlıştır. Beyin; Sinyal Alma, Ruh; sinyali görüntüye dönüştürme, Bilinç; ise görüntüyü ekrana yansıtmadır. Farkındalığa sahip olmayan zihinsel engellilerin ruhları var mıdır? Kesinlikle vardır. Bu engelli kişilerde sinyali görüntüye dönüştürme kısmı yani RUH vardır ancak bu işlev doğru yerine getirilmediğinden farkındalığa sahip olmayan zihinsel engelli konumunda oluyorlar.  Beyin de kendi içinde sırf bir ekosistem. Beynin başka organlarla ilgisi onlara veri göndermekten veya kontrol etmekten ibaret.
Ama bizim örneğimizde bilgiyi alması, bilgiyi nasıl aldığı, bilgiyi nasıl işlediği, ruha aktarması ve belli organlarla bu faaliyetin gerçekleşmesi de bilinç dairesinde olması atlanmış. Yani bilincin ruhla ve beyinle ilişkisi nasıl ilişki kurulduğu göz ardı edilmiş. Doğal olarak da olayların bilinç dairesinde nasıl gerçekleştiği ve diğer noktalarla (beyin ve ruh) nasıl iletişim kurduğu göz ardı edilmiş.
Bu da kör nokta olan farkındalığa sahip olmayan zihinsel engelli bilmecesini çözmez. Çünkü buradaki aşamaları (programlamadaki algoritma) tek tek incelemek gerekir ki hangi aşamadan sonra işlemediğini bulalım. Bu tür zihinsel engellilerde beyin sinyal ya da veri alma işlemini yapar ancak bunu görüntüye dönüştürmede ve görüntüyü ekrana yansıtma kısmında bazı bozukluklar meydana gelmektir.
Beyinin yapısı gittikçe elektronik ortamda çözüldükçe Ruh Bilim değer kazanmaktadır. Benim batıda gördüğüm gelişmelerden sonra üniversitelerde Ruh bilim kürsülerinin kurulması, Ruh bilmecesinin çözüldüğüne işaret olduğunu düşünüyorum.

Mehmet Barış Baş

Bana göre bilinç = öğrenmişlik+ farkındalıktır bir nevi veriler topluluğudur. Bilincini kaybetmiş bir kişinin kalbi atmaya devam edebilir ve yaşamaya devam eder örnek baygınlık hali. Ruh ve beyin arasındaki ilişkiye gelecek olur isem beyin bir bilgisayarın ana kartı gibi veya komuta merkezi olarak alabiliriz. Ruhu ise daha anne karnında bulunan ceninin beynini yani ana kartı fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için programlayan ve programların aksamadan çalışmasını sağlayan güç olarak alabiliriz. Ruhun programlaması sonucu beyin öğrenme ve farkındalığı devreye alarak bilinci oluşturuyor. Yani kısaca ruh = programcı, beyin = anakart, bilinç = yüklenen veriler şeklinde açıklayabiliriz.

Furkan Erk Aldemir

Beyin (us), yaşamımız boyunca almamız gereken kararları sorgulatır, öğrenmemiz gereken bilgileri öğrenerek saklar ve edindiğimiz tecrübeleri günlük yaşantımızda kullanmamızı sağlar. Ruh (tin) ise eylemlerimizde ve yaşamımızda iyi ve kötü duygularımızı açığa çıkaran varoluşsal kütle üstü bir olgudur. Ayrıca beynimiz nesnel duyu organlarımızın algılarını yönetirken ruhumuz öznel duygularımızı oluşturur. Duyu organlarımız beynimiz ile ilişkili iken ruhumuz “epifiz bezi” denilen tek loblu organ ile ilişkilidir. Organ yapısı göz ile beyne benzer ve bu iki organ ile de bağlantısı bulunur. Bedenimizdeki konumu ise beynimizin alt/orta bölgesi ile gözümüzün iç hizasındadır. Görevi ise ruhumuzun yaydığı ışınımları algılamaktır. Bilinç ise ruh ve beynimizdeki algıları harmanlayarak bizi biz haline getiren en üst olgudur. Sürekli olarak uyku durumunda bile açık olması gereken sinirsel (neural) ve çekimsel (elektro-aura) bütünlüktür. Ruh ve beynimizin algılarını yöneterek karar mekanizmasını (devinim) oluşturur. Genel bilgilerden sonra ilgili kişiye yarar-zarar tespitlerinde (prospektüs) bulunacak olursak; kişilerde yalnızca ruhun aşırı düzeyde etkin olması nedeniyle beyne karşı baskın karakter oluşturarak kişilerde körü körüne inancı, bağnazlığı, sorgusuz emir altına girmeyi ve korkuyu doğurur. Eğer ki beyin ruha karşı baskın karakter oluşturursa kişilerde duygusuzluk, iticilik, amaçsızlık ve inançsızlık gibi durumları doğurur. Bu kişilere hastalıklı bireyler deriz. Ancak ruhu ve beyni sürekli açık olan kimseler tüm doğaya duyarlı, iyi, saygılı gibi bir çok gelişmiş özeliği kendinde barındıran bireylerdir. Bu kişilere de sağlıklı bireyler deriz. ———Bu yazıyı makaleyi okumadan yalnızca konu başlığını okuduktan sonra yazdım. Makaleyi okuduktan sonra yazdıklarımla aynı yolda ilerleyen doğru bilgilerin olduğunu gördüm ancak yalnızca deney ve gözlemle varlığı ispatlanmış bir olgu olmadığını söylemişsiniz. Bu konuda fikir ayrılığı tüm bilim insanlarınca oluşuyor. Ruh, deney ve gözlemlerle kanıtlandı ancak “elektrik” meselesi gibi kimilerince gözle görülebilir bir madde olmadığı için kabul görmüyor. Oysa ki deney yaptığımızda elimizde ışınım gönderme, enerji verme gibi durumların madde ile yapılmış aygıtlar tarafından ölçülebildiğini biliyoruz. Ancak bu olguları kabul etmemelerinin nedeni o bilim adamlarının bilimsel bakış açılarının gerçekçilik yolundan değilde başka anlayışlarla ve tanımlamalarla ilerlemesinden kaynaklanıyor.

Ferkan Yeşil

Beyin sayesinde bilinç oluşur. Bilinç bir düşünme yetisidir. İnsanların sevmesi, üzülmesi, eğlenmesi ruh ile alakalıdır. Zihinsel engelli biri bilinçli değildir. Ama anne sevgisini bilir, kötü davrandığınızda üzülür, onla oynadığınızda eğlenir. Günümüzde, bilinçli olmasına karşın ruhsuz kişilerle karşılaşırız. Bu kişilerde milli şuur olmaz. Bencillik hakimdir, inandığı ülkü uğruna kendini feda edemez. Maddeci bir yaklaşımı vardır. Menfaat duyguları ile hareket eder.

Nilüfer Önder

“Elektrik mühendislerinin söylediği bir şey vardır. Derler ki elektrik olmadan makine bir cesettir. Ona ruhunu veren elektriktir. Bu mantıkla beden ve beyin makineyse onun elektriği bilinçtir.” Yazınızda bahsettiğiniz aynen bu şekilde. Evet biz elektrik mühendisleri elektrik olmadan her türlü yapının, her türlü makinenin ceset olduğunu düşünürüz. Bu cümlelerinizin bir elektrik mühendisine ters gelen tarafı da bilinç ve ruhu aynı anlamda kullanmış olmanızdır. Ruh ve bilinç aynı şekilde tarif edilebilecek kavramlar değildir. Ruh başlı başına enerjidir, enerjinin tam da kendisidir ve maddeden önce yaratılmıştır. İrademizin, duygularımızın, düşüncelerimizin, kısaca bilincin çok ötesinde bir enerjidir. Beyin makineyse ona enerjisini veren ruhtur, yani MAKİNEYİ ÇALIŞTIRAN ELEKTRİK = RUH. İlk denklem budur bence. Ruh sayesinde çalışan beyinle birlikte bedenimiz ve beynimiz dış dünyayı ve kendi içimizdeki dünyayı algılamaya başlayıp, edindiğimiz bilgilerle kendimizi ve çevremizi anlar, muhakeme eder, sonuçlar çıkarırız ve bir birikime sahip oluruz, ki bu verinin adı da BİLİNÇ’tir. Sonuçta ortaya şu denklem çıkar: Makine+Elektrik = Makinenin fonksiyonu ———– BEDEN( Madde)+ RUH = BİLİNÇ (VERİ). Zihinsel engellilerde de durum aynen böyle olmakla birlikte onlarda makine sorunludur. Siz yazınızda bu konuda şöyle yazmışsınız. “Beden makine ise, bu makineyi çalıştıran elektrik bilinç ise yukarıdaki mantığa göre zihinsel engellilerin ruhu yoksa ve ruhla bilinç aynı şeyse zihinsel engellileri yaşatan mekanizma nedir?” Bilinç ve ruhu aynı şey olarak açıkladığınızda bu sonuca ulaşabilirsiniz, fakat bilinç ve ruh aynı şey değildir. Bilincin evi talamus, bu talamus bü­tün beyine bağlantılıdır. Beyne dış ve iç dünyadan akan duyusal bilgi­leri iletir. Ağrı gibi bazı temel duyular talamus’ta bilinç düzeyine gelebilir. Diğer duyusal bilgi türleri işlemden geçirilir ve duyuların algılandığı beynin diğer bölgelerine iletilir. Zihinsel engellilerde de ruh ve bilinç vardır. Ancak iletimdeki aksaklıktan ya da hiç iletmemekten ileri gelen bir engelle normal bir insana göre daha geç oluşan, algılayan bir bilinç söz konusudur. Sonuç olarak aradığınız formül………BEDEN( Madde)+ RUH(enerji)= BİLİNÇ (VERİ) ‘dir bence.

Rasim Berk Aktaş

– Eğer beyin tv bilincin program olduğunu kabul edersek ve tv’ye de bir çeşit kod çözücü dersek, zihinsel engellilerin tv’leri farklı bir kodu çözüyor ve ona uygun programları gösteriyor olabilir,yani doğruluğu kesin olmayan bizlerin anlaması beklenemez.

-Bence ruh enerji beyin kontrol mekanizması bilinç ise mekanizmanın çalışma şeklidir.

Elektrik mühendislerinden örnek verecek olursak;”elektrik makinenin ruhu, mikroişlemci ve ya kontrol arabirimi beyni, mikro işlemcinin içinde yazılı olan makinenin ne yapacağını söyleyen kodlar ise bilinçtir.Dolayısı ile her bilinç aynı olmayacağı gibi(doğruda denebilir), eğer kodların yazıldığı mikroişlemci farklı bir mikro işlemci ise doğruda olsa kodlarımız başka bir işlemcide çalışmayabilir,bizim bilincimiz le onların (zihinsel engellilerin) bilinci farklı düzlemlerde yada işlemcilerde doğru olabilir. 

Poyraz Pamuk

Bana göre ruh ve bilinç aynı şey değildir.Ruh maneviyatı,bilinç maddiyatı;ruh duyguları,bilinç aklı temsil eder.Beyin ise akıl ve duygular olmadan bir işlevi bulunmayan organdır.Beyin TV,bilinç kumanda,ruh ise TVde yayınlanan programlardır.Ve aslında bunların hepsini kontrol yani kumanda eden bölüm bilinçtir.Çünkü her şey akla uygun olmalıdır ve bilinç de akıl demektir.


İbrahim Çapar ve Nülifer Önder’in değindiği gibi ilk etapta ruh ve bilinci eşitleyerek yanlış bir denklem oluşturduğum için zihinsel engellilerin ruhu yoktur sonucuna ulaşmıştım. Tartışılmasını istediğim sorulardan biri de “gerçekten yok mu?” idi.

Nilüfer Önder’in ve Mehmer Barış Baş’ın kurduğu denklemle kavramların yerine oturduğunu düşünebiliriz. Ancak Furkan Bayram’ın dediği gibi varlığı ispatlanmadığı için ruhu baz almadan mı konuyu ele almalıyız yoksa Furkan Erk Aldemir’in bahsettiği gibi ışınım gönderme gibi deneyleri ruhun varlığı konusunda kanıt mı kabul etmeliyiz?

Uzun bir süre bu yaklaşımların herbirini eşimle tartıştık. O mesleği gereği açıklamaları bilimsel açıdan ele aldı, ben mantıksal açılardan değerlendirmeye çalıştım. Bana göre İbrahim Çapar’ın yaklaşımı oldukça tatmin ediciydi. Ancak eşim Nilüfer Önder’in kurduğu denklemin ve açıklamalarının çok daha belirgin ve yerinde olduğunu savundu. Aslında yukarıda yer alan açıklamaların tümü kendilerince haklıydı. Özellikle Furkan Erk Aldemir’in yorumu beni çok arada bıraktı. Mehmet Barış Baş’ın açıklaması tam bir özetti.

Nitekim bir kişiye imzalı kitap gönderecektim fakat açıklamalarında çürütülecek hiçbir ifade bulamadığımız iki kişiye İbrahim Çapar’a ve Nilüfer Önder’e kitapları göndermeyi kararlaştırdık.

Bu beyin fırtınasına katılan ve değerli düşüncelerini esirgemeyen tüm okurları düşüncelerinden dolayı tebrik ederim.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone