Ön Söz

önsöz

Genel seçimlerin bitmesiyle birlikte tarihte ilk defa o etnik azınlık partisi meclise kendi grubuyla girdi. Yanlarına her türlü mikrobu almaları, onların rüzgârını da kullanmaları bunun birinci sebebidir. Toplumda çıban başı olma vasfını taşıyan LGBT üyesi, Çerkezci, Yezidi, Zerdüşt, Süryani vs… ne ki acayip varsa köşelerinden çıkarıp, sırtlarını sıvazlayıp yanlarına aldılar.
İkinci ve en önemli sebep, milletin sistem partilerinden yaka silkmiş olmasıdır. Seçime katılmayanların ve geçersiz oy kullananların oranı, Türkler arasında, her türlü etnik yığıntıdan kat be kat fazlalaşmıştır. Sistem partileri ve sistemin siyasetçileri, bu gerçeği gün gibi açık gördükleri halde, tırnaklarını yiyerek izlemekten başka bir şey yapmaktan acizler. O oran, katlanarak artacaktır da…
HDP’nin seçimlerden bu derece biti kanlanarak çıkmasının psikoloijk etkisi, Türkler üzerinde değil Kürtler üzerinde görülecektir. Kürt lafını ağzından düşürmeyenlerin otorite olarak gördükleri makam Kandil’de çöreklenmiş yılandı. Kürtlerin, kürtçülüğüne en çok güvendikleri ve ağzına baktıkları örgüt, seçimler olana kadar PKK’ydı. Seçimlerden sonra artık semirmiş, şımarmış, biti kanlanmış bir siyasi aktör daha türedi. PKK, istediği kadar komünist donuna bürünsün, her devirde faşist kürt hareketiydi. Kadrolarının içine bir iki tane serpiştirilmiş, kürt olmayan devrim pıtırcığı buluyordu ama HDP, barajı aşmak kaygısıyla o “kürt olmayan” oranını misliyle artırarak, kendi örgütünü çingene çarşısına çevirdi. Haliyle de söylemini geniş, yuvarlak, özetle daha kaypak hale getirmek zorunda kaldı.
PKK’nın Mit’le yaptığı pazarlığı HDP bozdu, HDP’nin AKP’yle yaptığı pazarlığa PKK taş koydu. Kürt Hizbullahı, Gaffar Okkan cinayetinden sonra devlet tarafından tepelendi ve mezar evler, domuz bağları, başı açık kadınlara kezzap atmak gibi ithamlarla toplumun dışına itildi. Mustazaflarla Dayanışma Derneği çatısı altında yeniden örgütlenmesi ve memlekete yayılması 10 seneyi buldu. Hüda-Par adıyla siyasi arenaya atılınca ve dünya müslümanlarının içinde bulunduğu durumun felâket boyutuna ulaşmasını da kullanarak Kürt-islamcı kadrolar toplayabildi. Türkiye’de faaliyet yapan kürtçü gruplara, 3. aktör olarak katılmış oldu.
İçinde bulunduğumuz durumun müsebbibi, kürtlerin kendi aralarında otorite kavgası veriyor olmasıdır. Bu kargaşadan, milşyarlarca yıldır olduğu gibi yine ve yeniden, en büyük zararla çıkan her halükârda kürtler olacak.
Bir Türk’ün, Türkiye hükümeti ve siyasetine kıl kadar güven duymasını gerektiren, kıl kadar bir tek sebep yoktur. Silahlı kuvvetlerimiz, her devirde olduğu gibi -bütün yıpratma çabalarına ve komuta kademesine rağmen- en güvenilir kurumdur. Milletimizin aynadaki resmi, evlatlarını teşkilatlı adı, sırtını dayadığı ve sinesinde yetirdiği en değerli makam, silahlı kuvvetlerimizdir.
Siyasi ortamın rezilliği ve siyasi idarenin işe yaramazlığı nedeniyle eline bir fırsat daha geçmiştir. Dağları ve ovaları, Türk’ün kanlı düşmanı, kürtçü yamyamlara mezar etmektedir. Depolarda paslanan ve küflenmekten infilak eden bombalar, uçaklar, ağır silahlar, milletin alın teridir, millî servettir. O servetin en mantıklı sarf şekli, Türk düşmanlarının beyninde patlamasıdır.
Gururla ve keyifle takip ettiğimiz askerî operasyonların, sivil görünümlü katil örgütlerin temizlenmesi sürecinin devam etmesini, Tanrı’dan diliyoruz.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone