Ortadoğu’nun Yeni Trendi

YusufDuzgoren

Terör örgütlerinin cirit attığı Ortadoğu coğrafyasında IŞİD belasına karşı neredeyse tüm güçler topyekün savaş halinde. IŞİD’in miladı dolmak üzere. IŞİD’i yaratanlar ise onun yokluğundan oluşacak boşluğu mezhep savaşlarıyla doldurma gayesindeler. Görünen o ki, IŞİD’in modası geçtiğinde, Ortadoğu’nun yeni trendi bu olacak.

Büyük güçler piyonlarını tahtaya sürdüler. Tüm piyonlar IŞİD’e saldırıyor. Ortada hedef kalmayınca namluları birbirlerine çevireceklerdir. Biri Kürt devleti, diğeri Sünni çoğunluğu, öbürü Şii çoğunluğu, kendini büyük sanan ama piyondan farkı olmayan Irak hükümeti de mutlak hâkimiyetini oluşturmaya çalışacaktır.

Cumhurbaşkanı’da bu yeni trende hiç üzerine vazife olmadığı halde destek vererek, bölgede Sünni Kürtlerin, Arapların ve Türkmenlerin olması gerektiğini savunuyor. Şii olan Esad yönetimini Rusya ve İran desteklemekte, Şii olan Irak hükümetini de İran ve ABD desteklemekte.

Peki, biz tek başımıza neden Sünnilerin liderliğini üstlendik? Kaybedeceğimizi bilerek neden böyle bir kutuplaşmada taraf olduk? Orta yolu bulmak, Müslümanlığın bir bütün olduğunu vurgulayarak mezhep ayrılıklarına karşı olmak varken, neden Sünniler arasında kahraman olmaya çalışıyoruz? Yarın bir gün ABD Sünnilere destek verdiğinde, bu heriflerin bizi satmayacağının bir garantisi var mı? Tarihten hiç mi ders alınmaz?

Türkmenlerin Kerkük milletvekili Erşat Salihi, Türkmenleri mezhep ayrılığından kaynaklı çatışmalara sürüklenmemeleri konusunda uyardı. Türkmenlerin çıkarları gereği tam olarak “Tayyip’i dinlemeyin, dikkate almayın, bizi bölmesine izin vermeyin” demese de anlattıklarından bunu anlamamak için ampul kafalı olmak lazım.

Şii Türkmenlerin önde gelen isimlerinde Ebu Mustafa İmami geçenlerde dedi ki:

“Türk milleti şerefli ve güzel bir millettir. Bizde Türk milletinin bir parçasıyız ve bununla iftihar ediyoruz. Ama hükümet ile sorunlarımız var. IŞİD Irak’a girdiğinde Erdoğan neredeydi? Bu hükümet değil miydi ki IŞİD 500 bin nüfuslu Telafer’e girdiğinde nice Türkmen köylerini ele geçirdiklerinde tek bir kınama dahi yayınlamayan? Niçin bu kadar beklediler? Telafer’de katledilenler Türkmen değiller miydi? Şimdi biz Kerkük Türkmenleri olarak bir birlik kurmuşuz. Gelip buna yardım etmeleri mi gerekir, yoksa karşısında olup Musul’u mu bahane etmeleri gerekir? Artık Türkmen’in gücü var, tüm ülkeyi savunacağız. Bu bizim en doğal hakkımızdır. Biz o dönem bütün komşularımızdan yardım istedik. Tüm dünyaya yardım feryatları gönderdik. O gün ateşi söndürmeyenler bugün o ateşi Iraklıların söndürmeye başladığını görünce Türkiye şimdi mi sahip çıkacak bize? Onlar gerçekten Türkmenleri mi savunacak? Bu kardeşi savunmak değildir. Biz askeri birliğin adını Türkmen Gücü koymuşsak önce Türkiye’nin bize yardım etmesi gerekirdi. Çünkü Türkmenlerin hiç gücü yoktu. Türkmenler hiç böylesine imkâna kavuşmamıştı. Son iki yıl içinde Türkmenler hatırı sayılır bir güce kavuştular. Bu süreçte Türkiye’nin bize hiçbir desteği olmadı. Aksine karşı grupları desteklediler. Şimdi Telafer’de de gücümüz var. Orası bir Türkmen şehri ve Türkiye oraya rahatlıkla yardım edebilirdi, ama bunu yapmadı. IŞİD oraya girdiğinde, Türkmen’in namusunu kirlettiğinde, çocuklarını ve gelinlerini esir götürdüğünde Türkiye neredeydi? IŞİD Türkmen ellerini viran edip harabeye çevirdi. Türkiye o toprakları Türkmen olarak görmüyor mu? Aynı şekilde biz Kerkük’te bunca teşkilat kurduk. Ankara bizi görmezden geldi. Biz onlardan bir şey istemiyorduk, en azından tebrik etmeleri yeterdi…

Irak’ta Şii Türkmenlerin hali böyle. Biz elin Kürt’ünü, peşmergesini eğitene, silahlandırana kadar bize hem kan hem de gönül bağı ile bağlı olan kardeşlerimize destek olsaydık bugün her şey çok daha farklı olabilirdi. Herşeyden önce binlerce Türkmen kanı bizim soysuzluğumuzdan dolayı akmamış olurdu.

Ben Türkmenlerin yerinde olsam Türkiye’yi Irak’ta istemezdim. Çünkü Türk hükümeti Türkmenleri mezhep çatışmasına sürükleme derdinde.

İnsan insandır. Seni etkilemediği, müdahale etmediği sürece onun inancına müdahale edemez, inancından ötürü onu yargılayamazsın. Bunu, o Ortadoğulu koca kafalarına sokamadılar bir türlü. “Türkmen benim kardeşim” derken, neden Şii Türkmeni ayırıyorsun? Adam istediğine tapar, istediği şekilde inanır, bu onun Tanrı’yla arasında olan bir mevzudur. Bilal efendi ateist olsa, bu, onun, senin evladın olduğu gerçeğini değiştirir mi?

Tanrı aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi Türkmen kardeşlerimizin birliğini bozmasın. Hangi mezhepten olurlarsa olsunlar hep aşağıdaki gibi yan yana saf tutsunlar. Onları birbirleriyle hep kardeşlik hukukuyla bağlasın. Mezhep çatışmalarını, inanç farklılığından kaynaklı sorunları onlardan uzak etsin.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone