“Ot”, “Otman/Atman”, “Otrpatekan” Üzerine Düşünceler

Üniversitede bir Hocamız, ders sırasında konu oraya geldiği için, “od” kelimesinin Farsça mı, Türkçe mi, olduğu üzerine bir soru sordu. Zannederim bu konuda kendisinin de bir fikri yoktu. Çünkü bir anda birçok öğrenci Farsça ya da Türkçe diye görüş bildirirken, muhafazkar bir arkadaş çıkıp “Arapça” dedi. Hoca da “Arapça mı? Tamam öyleyse” dedi ve konu kapandı. Bu arkadaşa, “Sen muhafazakarsın, o yüzden böyle söylüyorsun” diyen olmadı. Kanıt isteyen olmadı. Dahası, bu tartışmaya Arapçanın dahil olmadığını söyleyen de olmadı. Daha dahası, üniversitede bile bazı tartışmaların içinden, dogmalarla çıkılabildiğini, her dilin Arapçaya, her şeyin Arap topluluğuna dayandırılıp çözüm (?) üretildiğini görmüş olduk. Bir tek el kaldıran olmama rağmen, bir tek benim söz alamam da bulunduğumuz yerle ne kadar çeliştiğimizi gösteren bir başka örnek.

Sevan Nişanyan başta olmak üzere, pek çok kişinin, Türkçe ile örneğin Farsça ya da Arapça gibi diller arasındaki orta kelimelerin kökeni hakkında tercihi, Farsça veya Arapça oluyor. Mantık da şu şekilde: Od kelimesi, eğer Türkçede de, Farsçada da varsa, kelimenin Farsçadaki şekil ve anlamı dile getiriliyor, sonuç olarak bu ilmi bir kanıtmış gibi öne sürülerek, kelimenin kökeni güya tespit edilmiş oluyor. Hiç etraflı inceleme yapmaya gerek duymayan, kanıt göstermeye bile girişmeden “Bu kelime Arapça” ya da “Bu kelime Farsça” diyen de çıkabiliyor.

Hint-Avrupa dillerinin en eski devirlerinde, -Latince istisna- “od” kelimesine rastlamıyoruz. Bunun yerine “fer” kelimesi kullanılıyor. Bugünkü Türkçede de zaman zaman kullanılır: “Gözünün feri sönmüş” gibi. Türk dillerinin en eski devirlerinde ise “od” kelimesinin olduğunu; bugünkü lehçelerde, “od”, “ot”, “hot” gibi şekillerinin bulunduğunu görüyoruz. Çuvaşça “hot” kelimesi, “ısıtmak” anlamına geliyor. İngilizcedeki “hot” kelimesinden yola çıkarak, arada bir bağ kuran, kelimenin Türkçe kökenli olduğunu iddia eden var mıdır? Mevcut anlayışa göre, İngilizceden Çuvaşçaya geçmiş olmalıdır!

Ne görüşten olduğu belli olmasa da, her halükarda farklı görüşten biri olduğu için, Abdullah Gürgün’ün “İsveçlilerin Türk Kökenleri Üzerine” isimli kitabına yazdığı önsözde, Doğu Perinçek bile bu noktalara temas etmiş, bu kelime üstünden “odun”, “otçak (ocak)”, “oda”, “otağ” gibi bir kelime ailesi türediğini belirtmiştir. Demek ki bu tarz araştırmalar yapmak için Türkçü olmak gerekmiyormuş, ki Türk’ün lehine bir görüş ifade edilmeye dursun, hemen bilim üzerine nutuklar atılır, tarafsızlıktan söz edilir. Ne var ki Sevan Nişanyan gibi katıksız ve apaçık Türk düşmanı olan bir vatansız örneğinde, bu iddiaları ortaya sürenlerin ne olduğunu, içinde nasıl bir zehir taşıdığını görebiliyoruz.

Osmanlıların kurucusu Osman Bey üzerine de, çok sayıda tartışma mevcuttur. İsmin Osman mı, Otman veya Atman, hatta Tuman mı olduğu tartışmalıdır. Batılı kaynaklarda da bilindiği üzere Osmanlı adı “Ottoman” olarak geçmektedir. Oysa Osman adı, yine Batılı dillerde Osman şeklindedir. Öyleyse bu kelime neden “Otman/Atman”, “Ottoman” şekillerinde yazılmış ve neden Osman olmuştur?

Bir görüşe göre, Osman adındaki peltek s, zamanla s’ye dönmüştür. İsim Arapça kökenlidir, Otman adı yanlıştır. Türkçeye geçerken bazı Arapça kelimelerin ses değişikliğine uğradığı doğrudur. En bilinen örnek, hizmet-hidmet kelimesidir. Biz Türkler bu ve pek çok Arapça kökenli kelimeyi peltek telaffuz etmeyiz. Ancak bu durum, Türkçe kelimelerde peltek seslerin olmadığı anlamına gelmez. Bunun en önemli örneği de Türkmen Türkçesidir.

Bizim z sesiyle telaffuz ettiğimiz “göz” kelimesi, Türkmen Türkçesinde peltek z şeklinde telaffuz edilmektedir. Türkmen Türkçesinde peltek seslerin varlığı bilinen bir durumdur. Eski Türkçe için de bu geçerlidir. Türk dillerini ayırırken kullanılan en meşhur örneklerden biri, “ayak” kelimesidir. Türk dillerinde bu kelimenin “adak” ve “azak” şekilleri vardır. Fonem teorisine göre bu ayrımın sebebi, en eski Türkçede “adak” kelimesindeki d’nin peltek ses olması, bu sesin daha sonra yarılması ve ortaya iki sesin çıkmasıdır. Türkçe de dahil olmak üzere pek çok dilde, bilindiği üzere, çift sesler vardır: Ng, nd, nt, lt, ts, şs gibi. İşte bu seslerin bir zaman sonra yarılmasıyla, örneğin, peltek telaffuz edilen “adak” kelimesi, “adak” ve “azak” şekillerine dönüştü.[1]

Fonem teorisindeki çift dallanmaya göre, “Osman” adını ele alalım. Eğer “ot” kelimesi eski Türkçede peltek telaffuz ediliyorduysa, Otman’ın Osman’a dönmesi pek ala mümkündür. Üstelik “man”, Türkçede çok sık kullanılır: Kocaman, Ataman, Türkman, Erman gibi. Bu ek, genellikle bir kelimeyi pekiştirme görevinde kullanılır. Öyleyse, Otman kelimesinin anlamını, “Özü ateş gibi olan” şeklinde verebiliriz.

Farklı bir açıdan düşünürsek, babasının adı Ertuğrul, kardeşlerinin adı Gündüz Alp, Savcı, amcalarınına adı Gündoğdu, Dündar Alp, Sungur Tegin olan birinin adı, neden Arapça Osman olsun? Benim açımdan cevabı açık: Osmanlı, özellikle Mekke ve Medine’nin alındığı dönemden sonra, İslam mukeddesatının yerine, kavm-i necip Arap anlayışını koymuştur. Eğer özellikle duraklama devrinden itibaren konuyu inceleyecek olursak, bu çok açık şekilde görülen bir durumdur. Dolayısıyla ismin doğrudan Arapçaya bağlanmış olması bundandır.

Son olarak, kısaca “Otrpatekan” kelimesine de değinmek istiyorum. Bu kelime de Farsça veya Ermeniceye dayandırılmaktadır. Ermenice işin zorlaması, Farsça da yine muhtemelen “ot” kelimesinin varlığı sebebiyle öne sürülmektedir. Bu konuda öne sürülen çokça görüş olsa da, “Otrpatekan” isminin başındaki kelimeyi “ot”, telaffuzunu da yine peltek kabul edersek, ortaya bir “azer” kelimesi çıkmaktadır. Bu kelimenin Farsçada ateşperest anlamına gelmesi, bugünkü Türkler tarafından tepkiyle karşılansa da, ateş kültü Türklerde çok eskiye dayanır. Kim bilir, genellikle tam tersi öne sürülse de, belki Hazar’a adını veren de bu kelimeydi. Türkçede, ünlüyle başlayan bir kelimenin başında h’nin türemesi, görülmemiş bir şey değildir. Yine de bu görüşüm, bu konuda daha derin araştırma yapmış araştırmacıların çalışmaları gibi ayrıntılı ve derin değildir. Ancak bu olasılığın da gözden kaçmaması gerektiğini düşünüyorum.

 

[1] Eski Türkçedeki çift seslerden biri de ny’dir. Moğollar, Altay dağlarına Altan, biz ise Altay diyoruz. O halde bu adın eski şeklinin Altany olduğu düşünülebilir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone