Ötüken Ne değildir?- Caner KARA

cnnn

 

Ötüken, yeni bir dergi değildir. 1964 yılının ilk ayında Hüseyin Nihal Atsız Beğ tarafından, Mustafa Kayabek’in yazı işleri müdürlüğünde çıkartılmıştır. 1975 yılının Kasım ayına, yani Atsız Beğ’in bu dünyadan göçüşünden bir ay öncesine kadar varlığını devam ettirmiştir. O yıllardan beri, önüne, sonuna ekler koyularak, asıl konusundan ve manasından saptırılmaya çalışılarak bir kaç kere daha yayın hayatına sokulmaya çalışılmış, fakat art niyetlilerin emellerine erişmesi pek de mümkün olmamıştır.

Ötüken, bizim için de bir ilk değildir. En temel kaidelerini Atsız Beğ’den öğrendiğimiz Türkçülük davasının, her zaman daha geniş kitlelere ulaşması, daha başka cepheler kazanması amacıyla ilk yasal yayınımız olan Kömen Dergisi’ni aylık olarak 18 sayı yayınladık. Aylık olarak 143 sayı çıkmış olan Ötüken dergisinden öğrendiğimiz, bir ahlâk ve ülkü sistemini, yine Ötüken adıyla “bilmeyenlere” aktarmak
için aynı adın uygun olacağını düşündük. Kömen Dergisi, ilkeleri ve temel kaideleri Türkçülük davasından şaşmayacak şekilde, varlığını Ötüken adıyla sürdürecek…

Ötüken, bizim için bir son değildir. Türkçülük, bütün Türk yurdunda hakim olmadıkça, bütün Türkler bir bayrak altında birleşmedikçe ve dünyada bir tek Türk bile mutsuz olduğu sürece yaptığımız ve yapılmış olan hiçbir şeyle avunmamayı, teselli olmamayı, övünmemeyi ilke olarak kabul
ediyoruz…

Ötüken, bir “Türkiye” dergisi değildir. Onu takip edenler ve okuyanlar görecektir ki; Türk dünyasının meseleleri ve Türk dünyasının mücadele adamlarının birbirlerinden haberdar edilmesini, Türkiye’nin ahlâksız ve ilkesiz, şuursuz ve alçak siyasi gündeminden milyonlarca kat daha fazla önemsiyoruz. Türkiye gündemi ve siyaseti gibi iftira, yalan, ahlaksızlık temellerine oturmuş boş işlerle uğraşmaktansa, Türk dünyasının mücadele adamlarını bir nebze olsun yakınlaştırmak, birbirlerine tanıştırmak tarif edilemeyecek kadar kutsal bir davadır.

Ötüken, asla Türkçülerin dergisi değildir. Biz ona “Türkçülerin sesi” diyoruz ve ekliyoruz: “Türklerin Dergisi” Türkçüler, ucu bucağı olmayan Türklük okyanusunda, ancak bir damla edebilecek kadar, “sayı bakımından” küçük bir kitledir. Türkçüler, şahsi menfaatlerini milletin menfaatlerine kurban etmiş kimselerdir. Türklüğün meseleleri dururken, Türkçülerin meseleleri öncelikli bir önem arz etmez.

Ötüken, siyasi bir dergi değildir. Siyaset, bütün anlamları itibariyle “yönetmek” kelimesine karşılık gelir. Türklük söz konusu olduğunda, kesinlikle ve kesinlikle Türkiye de dâhil olmak üzere bütün Türklerin baskı altında olduğu bir dünyada, kurtuluş davası halledilmemiş bir milletin nasıl yönetileceğini tartışmak, kanser hastasına nezle ilacı teklif etmekten başka bir şey değildir. Hele ki toplumdaki karşılığıyla siyaset, daha açık şekliyle siyasi parti meseleleri, bizim açımızdan sadece gölge oyunudur, komedi tiyatrosudur.

Ötüken, kâr amacı gütmeyen bir çalışma değildir. Bir tek Türk gencine Türkçülük fikri aşılamak, Ötüken’in emektaşları için en büyük kârdır. En uzaktaki bir soydaşımıza, onu düşündüğümüzü, derdiyle dertlendiğimizi, sevinciyle sevindiğimizi, parmağına çöp batsa bizim canımızın yandığını hissettirebilirsek amacını güttüğümüz kârı elde etmiş olacağız. Davalarımız söz konusu olduğunda, asla ve asla diyalogdan, uzlaşmadan, ortada buluşmaktan yana değiliz. Türkçülüğümüze konu olan davalar, bizim için Türklüğün ölüm-kalım meseleleridir. Taviz vermek, ertelemek, geri çekilmek hiçbir meselemiz, hiçbir talebimiz açısından söz konusu bile değildir. Bugüne kadar bir şeref olarak kabul ettiğimiz ve şerefle taşıdığımız Türkçülük bayrağını, bütün Türklerin ve özellikle bütün Türk düşmanlarının görebileceği kadar yüksek bir yere dikmeden, bu şerefli bayrak nöbetini devretmeye
niyetli değiliz.

Ötüken’in çıkacağını ilan ettiğimiz günden beri, bütün hasımlıkları kıskançlıktan öteye gitmeyen çevrelerden aldığımız tehditler ve uyarılar, yolumuzun doğruluğuna imanımızın artmasından başka tesir etmedi. Dünden bugüne, yaptığımız her şeyi tenkit edenlerin, diğer taraftan taklit etmeye çabalaması, sadece alçağın alçaklığını anlamamıza yaradı.

Ötüken, bütün Türk yurtlarının meselelerini, bütün Türklerin duyması, öğrenmesi, anlaması, hissetmesi gayesinde yoluna devam edecek. O yolun üstündeki dikenler, çalılar, ayrık otları ezilmek ya da yoldan çekilmek arasında seçim yapmakta özgürdür. Bizim için yoldan çıkmak, sapmak ya da yavaşlamak gibi seçenekler yok.

Hatırası önünde hürmetle eğildiğimiz Atsız Beğ’in şu sözlerini hatırlatarak Ötüken’e yeni yaşında kutluluklar diliyorum: “Benim Türkçülüğüm yarın için bir Türkçülüktür. Şimdi yarından daha sonrası için Türkçülük yapacağım. Bağdaşmak, uzlaşmak, anlaşmak, uyuşmak artık bitti.
Türk ırkı sağ olsun,
Türk yurdu var olsun,
Hainleri kahretsin,
Tanrı Türk’ü Korusun!

■ Caner Kara

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone