Ötüken’de Nejdet Sançar

1975 yılında Ötüken’in Mart sayısı Nejdet Sançar’a ithaf edilmişti. Bu yazılardan hemen hepsi geçen yıl çıkartılan, yine Nejdet Sançar Beğ’e ithaf edilen Ötüken’in 25. sayısında yer aldı.

Bu dergilerden derlediğim bazı yazı ve şiirleri paylaşacağım. İnternet ortamında kolaylıkla bulunabilen bilgileri geçiyorum.

****

İlk yazı Atsız’ın, “Nejdet Sançar öldü demek, Türkçülük cephesi en iyi savaşan tümenini kaybetti demektir.” diye başlayan makalesidir.

Devamında Sançar’ın hayatı ve eserlerini konu alan bir yazı vardır.
Irkçılık ve Turancılık davası’ savcısı Kazım Alöç’ün, Nejdet Sançar’a “Mütemmerid Maznun” (Direnen Sanık) dediğini bu yazıda öğreniyoruz.
Aynı yazının devamında bu önemli olay aktarılmaktadır:

“Bir numaralı sıkıyönetim mahkemesinde 7 Eylül 1944 Perşembe günü sorgulara başlandığı ve usulen herkesin hüviyeti tespit olunduğu sırada Nejdet Sançar’ın “Çocuğunuz var mı” sorusuna “Dört gün önce bir oğlum doğmuş” diyerek verdiği cevabın ağırlığı bugün ifade olunamaz.”

1960 yılında tek oğlu olan Afşın’ı kaybeden Nejdat Sançar’ın, acısı yüzünden kısmi felç geçirdiğini ve felci kısmen iradesiyle yendiğini;
Ötüken’in çıkarılmasında en çok emek veren kişinin Sançar olduğunu;
Ziya Gökalp’den sonra, en çok Türkçü’yü Sançar’ın yetiştirdiğini yazının devamında öğreniyoruz.

7. Sayfada “İthafı Kendinde” olan ve Nihat Soğucaklı’nın kaleme aldığı “Öylesine” adlı şiir var.

Gök Tanrı danışacak dost mu aramış birden
Uyuverdin kış günü “Gel” diyen gür sesine.
Gerçi Uludur amma, bunca uğraş dururken
Sançarla sohbet etmek bilemedim nesine?

Çirkef dolu dünyaya ışık getiren erler,
“Aşılmaz erler biziz” derken yiğitçesine
Sançar misali bir bir göçeceklerse eğer,
Bu kurulu düzenin,var işte, öylesine…

Ezgiler katın hocam, bunlu ise Tanrımız…
Selâmımız neş’edir, onun kemençesine
Bizin için kaygı yok, az da olsa sayımız
Dururuz kaya gibi, dağ gibi mertçesine…

Başka bir şiir de 8. sayfada yayınlanmıştır. “Nejdet Sançar” başlıklı bu şiir, İmamoğlu Hikmet Okuyar tarafından yazılmıştır.

Şahinlerin yeni seferi için,
Kıbrıs’ta “Turan”la görüştü gitti,
Milli ülkümüzün zaferi için;
Haçlı Ruhu ile vuruştu gitti.

Dünya düzeninin sağlanmasında,
Kalblerin, kalblere bağlanmasında,
Gönüllerin aşkla dağlanmasında,
Erenler safına karıştı gitti.

Toplumu kurtarıp baki yasından,
Ayırdı, sıyırdı özü pasından,
Hedefi tam vurup tam ortasından;
Kür Şad’lar safına karıştı gitti.

Nureddin Pakyürek de “Bir Çınar Devrildi” makalesinde şu dörtlüğe yer vermiştir:

Ağıt desem, sana, ne gerek ağıt
Yazıt desem, sana, ne gerek yazıt
Türk’ün gönlündedir sevginle anıt
Ne tanık gerekir, ne kanıt!

***

Merhum Türkçü Mustafa Kayabek, “Sana Mev’ud Olan” adlı makalesinde Sançar için şu güzel satırları kaleme almış:

“Nejdet Ağabeyimizin tabutunun başında imam efendini: “Merhumu nasıl bilirsiniz, nasıl bilirdiniz?” sorusuna yürekten: “İyi bilirim, iyi bilirdim” dedim. Her ölünün arkasından söylenen bu dokuz yüz yıllık ihtiyar lâf, bu eskimiş lâf, benim dilimde ilk defa Nejdet Beğ’in tabutunun başında dizilmiş bir gerdanlıkta sıra inciler gibi gerçek yerini, gerçek manasını buldu. “

Muzaffer Eriş, İsmet Tümtürk, Mehmet Orhun ve diğerleri de Nejdet Sançar Beğ’in, en çok, sarsılmaz Türkçülüğüne ve iyi bir insan olmasına değinmiş, güzel mizah anlayışı olduğuna dikkat çekmişlerdir.

**
Meraklısı için ‘Atsız’ın Mektupları’nda da Nejdet Sançar doğal olarak hayli geçmekte ve hayatı hakkında bize önemli bilgiler sunmaktadır.

***

Vefatının 43. yılında Nejdet Sançar’ı en derin saygı ve özlem ile anarken, Nejdet Sançar’ın bugünlere de hitap eden şu sözleriyle bitiriyorum:

“Çağımız, milliyetçilik çağıdır. Yükselmek ancak, milliyetçilik yolundan giden milletlerin hakkıdır. Onun için Türklerin, bütün varlıklarıyla sarılacakları tek fikir, Türk milliyetçiliği, yani Türkçülüktür. Bu gerçeği anlayamayan devlet adamı değil, adam bile sayılamaz.”

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone