Ötüken’den Uzaklaşmak

Köl Tigin yazıtının güney yüzünde Bilge Kağan’a ait çok önemli öğütler, uyarılar vardır. Asırlar öncesinden seslenen Türk kağanı, her Türk’ün mutlaka okuması ve aklında tutması gereken şu uyarılarda bulunuyor:

“Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur.”

“…Bunca yere kadar yürüttüm. İl tutacak yer Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin milletiyle anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği, ipeksizi öyle sıkıntısız veriyor.

Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti, akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanırsan Türk milleti, öldün. Güneyde, Çogay ormanına, Tögültün ovasına konayım dersen, Türk milleti öleceksin!

…Ötüken yerinde oturup kervan, kafile gönderirken hiçbir sıkıntı yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen il tutarak oturacaksın Türk milleti. Tokluğun kıymetini bilmezsin. Açlık, tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin. Öyle olduğun için, beslemiş olan kağanının sözünü almadan her yere gittin. Hep orada mahvoldun, yok edildin.”

Ötüken ormanı bugün Türk ruhunun bir simgesidir. Ne zaman ki Türkler kendilerinden olmayanın yalan yanlış sözlerine aldanmışlarsa, Ötüken’den, yani Türk ruhundan uzaklaşmışlarsa, o zaman Bilge Kağan’ın ifadesiyle ölmüşler ya da mahvolmuşlardır. Bu ölüm sadece bedenle sınırlı değildir. Telafer’deki Türk katledildiği zaman bedenen ölmüş olabilir. Buna Türkiye’de mezhep taassubuyla sessiz kalan Türk de ruhen ölmüş demektir. Hangisi daha kötüdür?

Dikkat ediniz.

Türkiye’de fikirler atomlarına kadar bölünmüş durumdadır. Bu fikirlerin çoğu da yabancı kaynaklıdır. Bir de fikir olmaya layık göremeyeceklerimiz vardır. Onlara da kasabının bıçağını yalayan aşağılık kompleksliler diyoruz. Biri Arap, biri Fars, biri Rus, biri de Batı hayranı olan çok kimse birçok konuda birbirini yok etmeye uğraşıyor ama konu Türkçülük olunca vakit kaybetmeden birleşiveriyor.

Kendi yabancı bir millete hayran… Hayranı olduğu milleti yüceltmekten geri kalmıyor ama yalnız ve yalnız kendi milletine hayran olan, kendi milletine hizmet etme arzusuyla yanıp tutuşan Türkçülerin fikir kökenlerini de başka milletlerden insanlara dayandırmaya çalışıyor. Madem ki yabancı fikir adamlarından etkilenmek, yabancılara hayran olmak kötü bir şeydir, o halde bütün yaşayışıyla kendini farklı milletlere mensup sayma rezilliği neden?

Türkçülük, adı üstünde, milli bir fikirdir. Doğal olarak bir yaşam tarzıdır. Arapçılık, Rusçuluk, Amerikancılık gibi ifadeler de ancak rezillik ifade eder. “Ben Türk’üm ama Türkçülüğe karşıyım.” demek, Ötüken ormanından bir ağaca balta vurmak demektir. Bunu propoganda ederek Türkleri zehirlemek, o ormandan bir ağacı devirmek demektir.

Ormanı koruyun. Ötüken’den uzaklaşmayın. Gözünüzü zehirli mürekkeple muhattap etmeyin. Türklük bilincini taşırsanız ilde sıkıntı yoktur. O bilinçten uzaklaşırsanız, öldünüz, öleceksiniz. İşte Kerkük, Telafer, Karabağ, Kırım, Doğu Türkistan, Batı Trakya, Güney Azerbaycan…

Bilge Kağan’ın sözünü artık tutun.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone