Payitaht “Abdülhamit”

Dün TRT 1’de yayınlanan Payitaht “Abdülhamit” dizisini kocaman bir önyargıyla izledim. Çünkü Atatürk’e alternatif yaratmak isteyen İslamcı güruh yıllarca Vahdettin’i öne sürdü. Onu yüceltti, masum gösterdi. Onlara cevabı Neslişah Sultan verdi. Bardakçı’nın Şah Baba kitabı da iyice bunları susturdu.

Sonra Kazım Karabekir dediler. Milli Mücadele’nin gerçek komutanıydı dediler. Gerekli cevabı Karabekir Paşa’nın kızı Timsal hanım verdi, sustular.

Şimdi de Abdülhamit Han’ı kullanan bu güruh onu gerçek bir kahraman ve evliya, onu tahtından indiren İttihatçıları ise vatan haini olarak göstermeye çalışıyorlar.

Abdülhamit vatanperver, devletin yıkılmaması için çok uğraşan, akıllı, strateji yapabilen, uçarı hayalleri olmayan bir Türk sultanıydı. “Kızıl Sultan” denmesine rağmen idama mahkum edilen pek çok suçluyu affetmiştir (bizce en büyük hatalarından biri budur). Fakat yapabilecekleri sınırlıydı. İmparatorluk tarihinin en geniş toprakları onun zamanında kaybedilmiştir. Onun yerine tahtta Fatih Sultan Mehmet olsaydı durum farklı mı olurdu? Tabii ki olmazdı. İpin ucu çoktan kaçmıştı. Onun zamanında yaşananlar onun suçu değil son ikiyüz yılda yapılan hataların sonucudur.

Abdülhamit’i göklere çıkarmak, onu ilahlaştırmak ne kadar saçma ve gereksizse, “Kızıl Sultan” demek, vatan hainiymiş gibi davranmak da o kadar haksız ve gereksizdir.

Bu adamların hepsi bize ait, bizim tarihimizin bir parçasıdır. Enver Paşa İslamcıdır, Abdülhamit despottur, Talat Paşa azınlıklarla iş birliği yapmıştır, Ali Suavi darbe teşebbüsünde bulunmuştur, Namık Kemal hayatını Abdülhamit’e muhalefet ederek geçirmiştir. Ama bu zıt insanların hiç biri vatanı birbirlerinden daha az sevmiyorlardı, sizden bizden daha az vatanperver değillerdi.

Onların döneminde yaşasaydık belki biz de onlardan biri gibi olacaktık. Aradan on yıllar geçmiş ve geniş pencereden bakıp bu insanları yaftalamak kesinlikle adil değildir.

Hain, Vahdettin gibi İngiliz kralına “Benim akıbetim ne olacak ekselansları?” diye mektup yazanlara, memleketi İngilizlere satma gayretinde olan Ali Kemal, Damat Ferit gibilere yani alenen hainlik edenlere denir.

Enver Paşa hayatını idealleri uğruna, Naciye Sultan’ın karşısında başı dik çıkabilmek uğruna, millet uğruna harcamıştır. Talat Paşa sadrazamken ve devletin en güçlü bir iki adamından biriyken bile evi kiraydı. Almanya’da şehit edildiğinde yerde yatanın o olduğu ayakkabısındaki delikten anlaşılmıştı.

Bu adamlar kendilerine değil vatanın hesabına çalışmışlardır. Aralarında tek başarılı olan ise Mustafa Kemal Paşa olmuştur.

***

Dizide Mahmut Celalettin Paşa’yı katil yapmaları, kaypak bir karaktere büründürmeleri tamamen şov olmuş. Mahmut Celalettin Paşa 1899’da iki oğlu Prens Sabahattin ve Lütfullah ile memleketi terk etmiş ve ölene kadar yani 1902’ye kadar Abdülhamit’e muhalefet etmiştir. Prens Sabahattin babasının cenazesini ancak 1909’da Sultan tahttan indirilince memlekete getirebilmiştir. Daha sonra kendisi de Atatürk tarafından memleketten kovulmuştur.

Prens Sabahattin bugünkü liberal partilerin fikir babasıdır. Adem-i merkeziyetçiliği yani bireyin önemli olduğu sistemi savunmuştur. Türkiye’de sosyolojiyı kuran iki isimden biridir. Diğeri ise Ziya Gökalp’tır.

Biz toplumcuyuz. Yani Ziya Gökalp ekolündeniz. Şükürler olsun ki Atatürk’te Sabahattin yerine Gökalp’ın düşüncelerini benimsemiştir. Böylece Türkiye Cumhuriyeti’ni Gökalp’ın düşünceleri yani Türkçülük üzerine bina etmiştir.

Mahmut Celalettin Paşa’nın çok güzel beyitleri vardır. Gerizekalı bir adam değil aydındır. Çerkez’dir. Dizide işlendiği gibi Bağdat Demiryolu ihalesinin Almanlara değil İngilizlere verilmesi için Sultan’a çok baskı yapmıştır. Sultan ihaleyi Almanlara verince aralarındaki bağ iyice kopmuştur. Memleketi terketmesinin temel sebebi olarak da bu gösterilir. Yani İngilizlerin hesabına çalıştığı su götürmez bir gerçektir.

Eşi Seniha Sultan Abdülhamit’in kardeşidir. Kocası ve oğulları memleketi terkederken onun ziynet eşyalarını alıp gitmişlerdir. Kendisi “çaldılar” dese de gerçekten öyle olup olmadığı konusunda bir belge yoktur. Atatürk hanedan üyelerini sınır dışı ettikten sonra çok sefalet çekmiştir. Fransa’da son halife Abdülmecit Efendi’nin evinde sığıntı gibi yaşayıp ölmüştür. Cenazesi bile büyük sorun olmuş, zar zor Şam’a gönderilip orada defnedilmiştir.

**

İnşallah dizinin devam eden bölümlerinde Atatürk’e saygısızlık yapılmaz, Abdülhamit cıvkı çıkarılmadan düzgünce anlatılır.

Unutulmamalıdır ki TRT’deki sarı çığanın programında anlatıldığı gibi Lozan’da hezimet değil bize zafer yaşatan komutanlar (İsmet hariç; o başka bir günün konusu) değerlidir. Onlar bize dayatılan Sevr’e karşı Lozan için mücadele vermişlerdir. Kuzey Afrika’ya, Yemen’e kadar olan toprakları kaybedenlerin imzaladığı Sevr anlaşmasına karşı Lozan’ın mücadelesini vermişler ve bir iki fireyle Misak-ı Milli’yi kabul ettirmişlerdir. Bu fireler de yine İslamcı-Kürtçü köpekler yüzünden verilmek zorunda kalınmıştır (bknz. Musul-Kerkür ve Şeyh Said İsyanı)

*

Gündem yavaş yavaş istediğimiz çizgiye geliyor. İnsanlar istediğimiz gibi düşünmeye başlıyor.

Artık “Türklük” milletin hassas noktalarından biri haline gelmeye başladı. (Bir de şu cehaleti üzerimizden atsak her şey daha da iyiye gidecek ama…) Yolda arkasında Göktürkçe “Türk” yazan arabalara, Atsız’ı okuyan kitlerere, Bozkurt’u milli bir değer olarak kabul eden insanlara, Atatürk’ün komünist olmadığına inananlara rastlar olduk. Milli bilinci aşılamaya yönelik TV yapımları artmaya başladı. Kanal D’de başlayacak olan bir dizinin jenerik müziğinin Er Turan olması, Ertuğrul, Abdülhamit, Vatanım Sensin gibi diziler bu toplumun bu konularda acıkmaya başladığının göstergesidir. (Her biri özellikle Vatanım Sensin pek çok yanlışlar, saçmalıklar içerse de bunlar birer başlangıçtır)

Bize hep “Parti kurun.” diyenlere söylediğimiz gibi bizim işimiz siyasetle değil toplumla. Toplum Türkçü olduğu vakit kendi çıkış yolunu kendisi bulacaktır. Kendi Mustafa Kemallerini yetiştirecektir. Bizim amacımız toplumu Türkçü yapmaktır. Demokratik bir sistemde herkesi memnun etmeye çalışan kıçı başı ayrı oynayan siyasiler gibi olmak değil…

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone