PROMETE HAREKETİ- Emre Kizir

kiz

 

         Promete Hareketi; 1926-1939 yılları arasında varlığını sürdürmüş, kuruculuğunu Polonyalı devlet adamı Mareşal Jozef Pilsudski’nin yaptığı siyasi bir harekettir.

Hareketin amacı; Türkler de dâhil olmak üzere Sovyet karşıtı milletlerin bir araya gelerek, mevcut düzenin kendilerine verdiği zararları en aza indirip, iyileştirme çalışmaları yapmaktır. Rus ya da Slav olmayan Kırım, Kafkasya, Orta Asya halklarının bir araya gelip, Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde yaşanan karışıklıklardan kendilerini korumak istemesi için oluşturulan, tamamen siyasi amaç güden bir birliktir. Bu harekete Ermeniler hiçbir şekilde dâhil olmamıştır.

Bolşevik ihtilali ile birlikte Rusya savaştan çekilmiş, Alman birlikleri ise Polonya’nın kontrolünü ele almak istemiştir. Pilsudski’nin direnişi ile karşılaşan Almanlar, derhal onu tutuklayıp Geçici Devlet Konseyi’ni iptal etmişlerdir. İtilaf Devletleri, Polonya Milli Komitesi’ni tanıdıktan sonra, Almanlar Pilsudski’yi serbest bırakmak mecburiyetinde kalmıştır. Hapisten çıktıktan sonra halkı tarafından bir kahraman olarak karşılanan Pilsudski, Vekiller Heyeti tarafından Askeri Kanat Başkanlığı’na getirilmiştir. 1918’in Kasım ayında ise Devlet Başkanı ilan edilmiştir.

Pilsudski, son iki yüzyıl içerisinde ülkesini işgal eden Rusya’nın, gelecekte de benzer girişimler yapacağını çok iyi biliyordu. Polonya tek başına Rusya ile mücadele edecek güçte değildi. Rusya’nın elinden kurtulmanın tek yolu; sömürgesi altında yaşayan milletlerin bağımsızlıklarını kazanmasıydı. Pilsudski, bu yüzden Rus sömürgesi altında yaşayan milletlerin meselelerini Polonya Devleti’nin meselesi haline getirmiştir. Bu onun Türk milletine sevgisinden değil tamamen siyasi çıkarlarını ön planda tutmasından gelir.

Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra Polonya, Versay Antlaşması gereği topraklarının bir bölümünü almayı başarmıştı. Ancak topraklarının büyük bir kısmı Rus işgali altındaydı. Bu olay Polonya-Rusya savaşının çıkmasına neden oldu. Mareşal Pilsudski, Ruslarla tek başına mücadele etmenin imkânsız olduğunun farkındaydı. Bu nedenle, Rus olmayan milletlerle ortak bir cephe oluşturmak istemekteydi. Promete Hareketi, Sovyet mültecilerini kapsayan bir hareket olması nedeniyle çoğunluğunu Türkler ve Gürcüler oluşturmaktaydı. Müslümanlardan oluşan askeri bir birlik kuruldu ve Polonya Ordusu’nda görev alması kararlaştırıldı. Polonya Ordusu Kiev’e girerken, Mustafa Ahmedov komutasındaki Azerbaycan Türk’ü ve Tatarlardan oluşan bir alay onlarla birlikteydi. Polonya bu savaşta başarılı oldu ve Riga Antlaşması ile ülke son şeklini almış oldu.

Polonya’nın Sovyet sömürüsü altında yaşayan milletler ile ilişkisi Promete Hareketi kurulmadan önceye dayanır. 1924 yılında İstanbul’da, Polonya sefiri Arthur Knoll önderliğinde bir toplantı yapıldı. Toplantıda Azerbaycan, Gürcistan ve Kuzey Kafkasya Milli Hareketi temsilcileri katıldı. Bu toplantıdan çıkan karar ile Kafkasya İstiklal Komitesi kurulmuştur. Bu oluşum Promete Hareketi’nin başlangıcı sayılır.

Promete Teşkilatı kurulmak üzereyken Kafkas İstiklal Komitesi’nin merkezi İstanbul’dan Paris’e nakledilmiştir. Sovyetler Birliği içerisinde yaşayan Ermeniler ve Ruslar hariç bütün milletler bu birliğe sıcak bakıyordu. Ermeniler, ülkelerinin geleceğini Sovyetler ile olan iyi ilişkilere bağladıklarından bu birliğe sıcak bakmamışlardır. Bu yüzden bu birliğin içinde hiçbir şekilde yer almamışlardır.

Promete Hareketi’ni yöneten merkez komite, “Rus Esiri milletlerin Promete Ligi” adıyla 1926’da Varşova’da kuruldu. Böylelikle Promete Hareketi siyasal olarak yaşamını sürdürmeye başlamış oldu. Promete Birliği Başkanı Ukraynalı Prof. Roman Small Stotski, Azerbaycan Milli Merkezi Başkanı Mehmet Emin Resulzade, İdil-Ural Milli Merkezi Başkanı Ayaz İshaki, Şimali Kafkasya Hareketi Başkanı Sait Şamil, Kırım Milli Merkezi Başkanı Edige Kırımal, Gürcü Milli Hareketi Başkanı İmnayidszi oldu.

Promete Hareketi, bilimsel desteği Şark Enstitüsü tarafından sağlamaktaydı. Wychod(Şark) isimli bir dergi çıkarılıyor ve bu dergide, Sovyet sömürüsü altında bulunan milletlerin durumu anlatılıyordu. Enstitü ayrıca, hareketin içinde bulunan milletler arası dil farklılıklarını giderebilmek için, ortak bir alfabe oluşturmak amacıyla bilimsel çalışmalar yapıyordu. Ayrıca Promete Dergisi de çıkarılmakta ve derginin bütün maliyeti Polonya Hükümeti tarafından karşılanmaktaydı.

Promete Dergisi’nde oluşan Gürcü ağırlığı hissedilir derecede fazlaydı. Bundan rahatsız olan Türk gruplar şikâyetlerini dile getirince, dergideki Gürcü çoğunluğun etkisi en aza indirildi ve yeni bir komite kuruldu. Bu yönetim değişikliğinde ise Mustafa Çokayoğlu’nun Türkistan Milli Birlik Kurulu’na yazdığı mektubun önemli etkisi vardır. Mektubunda; “Promete Dergisi maalesef gönlümüzdeki gibi Promete Cephesini yansıtmıyor. Zira cephe Rusya’dan ayrılmak isteyen Kırım, Türkistan, Kafkas Ülkeleri, İdil-Ural vs. kapsar. Dergi ise resmen Kafkas yayın organı gibi çalışıyor” demiştir. Bu mektuptan sonra dergideki Gürcü çoğunluğun etkisi azalsa da dergi Gürcü yayın organı gibi çalışmaya devam etmiştir. Promete Dergisi’nin 133. sayısında ise tamamen ipler kopmuştur. Yazılan bir yazıda Gürcistan-Türkiye sınırının belirlendiği Kars Antlaşması tartışma konusu olmuş ve Türkiye sınırı içerisinde kalan Ardahan ve çevresinin Gürcistan’a ait olduğu belirtilmiştir. Promete Hareketi içerisinde bulunan Türk gruplar bu yazıya aşırı tepki göstermiştir. Polonya, Promete Hareketi’ne destek veren Türkiye ile arasının bozulmasından korktuğundan, derginin editörü olan Gürcü Gvazawa’yı görevinden almıştır. Daha sonra dergi isim değişikliğine giderek “La Revue de Promethe” adı ile tekrar çıkmaya başlamıştır..

Türkistan Milli Birliği yöneticileri, Doğu Türkistan ile ilgili Promete’yi harekete geçirmek istiyordu. Bunun için Promete Merkezi ile görüşüldü. Promete Merkezi’nin tek amacı Sovyet Rusya’yı parçalayabilmekti. Bu yüzden Doğu Türkistan meselesine hiçbir şekilde sıcak bakılmadı. Polonyalı yöneticiler tarafından red cevabı verilince, TMB yöneticileri kendi imkânlarıyla meseleye dâhil oldular. TMB Genel Sekreteri Mecdeddin Delil Doğu Türkistan’a gidip mücadele ettiyse de başarıya ulaşamadı. 1937 Nisanında Hindistan üzerinden Türkiye’ye geçmiştir.

Doğu Türkistan’da Çin yönetimine karşı ayaklanmalar baş göstermeye başlayınca, TMB ortak düşman Çin’e karşı ittifak kurabilmek amacıyla Japonya’ya yönelmiştir. Japonya, bu konuya hep temkinli yaklaşmış ve destek vermemişlerdir. 1937 yılına gelindiğinde ise Promete Hareketi ile bağlantı kuran Japonya, Sovyetleri beş ayrı cumhuriyete bölecek planını sunmuştur. Bu plana göre Sovyetler; Ukrayna Cumhuriyeti, Büyük Moğolistan, Yakutistan, Büyük Türkistan, Sibirya Birleşik Cumhuriyetleri adı ile beş ayrı ülke olacaktır. Fakat İkinci Dünya Savaşı yaklaşmaya başlayınca bu planından vazgeçerek, Sovyetler Birliği üzerine kurduğu planlarını Güneydoğu Asya’ya kaydırmıştır.

İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde ise Promete Hareketi için sona gelinmiştir. Almanya’nın Polonya’yı işgalinden sonra Promete yöneticileri ülkeden çıkarılmak istendi. Promete yöneticileri çeşitli ülkelere kaçak yollardan gönderildi fakat irtibat hali hiç bozulmadı. Paris’te basılan Le Revue de Promethee Dergisi Polonya’nın işgalini protesto eden bir bildiri yayınladı. Dergi son sayısında, Faşizm ve Komünizmi kolera ve veba mikrobu olarak tanımlayıp, Avrupa ülkelerini karşı mücadeleye çağırdı. Fakat bu çağrı pek etkili olmadı. 1940 senesinin Mayıs ayında Fransa’nın işgaliyle dergi kapatılmıştır.

Almanlar, Promete Teşkilatı’nın bütün üyeleri yurtdışına kaçtıkları bir dönemde şaşırtan bir açıklama yapmıştır. Nazi Partisi’nin dış ilişkiler bölümü, Polonya’nın genel valiliğine atanan Frank’a başvurarak Promete Teşkilatı’nın dağıtılmamasını fakat sadece bir dernek statüsünde faaliyet yapmasını istemiştir. Nazilerin temel amaçları; bu teşkilatın kendilerine hizmet etmeleri, içi boşaltılmış bağımlı bir kurum haline getirmek istemeleridir. Böylelikle Promete Teşkilatı son bulmuş nihayi hedefe ulaşılamamıştır. 1939 senesine gelindiğinde ise hareket tamamen son bulmuştur.

Denize düşüp yılana sarılmak deyimi burada devreye girmiş oldu. Sovyet zulmünden kurtulmak isterken Polonya’nın kendi siyasi oyunlarına alet olmak, milli birliğimizi sağlamamıza hiçbir şekilde katkı sağlayamazdı. Promete Teşkilatı’nın, Doğu Türkistan üzerinde izlediği politika bunun en güzel örneğidir. Milli birliğimizi korumalı Türk’ten başkasına güvenmemeliyiz. Ve unutulmaması gerekir ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.. Tanrı Türk’ü korusun.

 

Emre Kizir

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone