Sapla samanı birbirine karıştırmak!

BerkantParlak

Ne yazık ki analitik düşünceyi beceremeyen toplulukla ne konuşabilmek ne anlaşabilmek ne de onlara bir şey anlatabilmek mümkündür.

Okuduğunu/duyduğunu anlamasa sevineceğimiz bu kitle esef sebebidir ki okuduğunu/duyduğunu yarım anlayarak rezilliğin dibine vuruyor.

Hani şu Prof. Dr. İlber Ortaylı Hoca’nın “yarı cahil” tanımlaması var ya işte o hesap.

Asıl noktayı hiçbir zaman anlamayan ve şu anda yüzdelik hesaba vursak toplumun yüzde 70’ini belki de fazlasını bulabilecek bu kitle sürekli ipe sapa gelmez ayrıntılarla ilgilenir durur.

Bunların tek derdi magazindir!

Atatürk içki içer miydi?

Atatürk Müslüman mıydı?

Atsız Müslüman mıydı?

Atsız’ın ölmeden önce son sözü ne oldu?

Sana ne!

Sana ne kardeşim!

Atsız veya Atatürk dinî bir önder mi ki bu yönüyle ilgilenme gereksinimi duyuyorsun?

Tutturmuşlar Atsız’ın dinî görüşü şöyle böyle!

Kardeşim Atsız’ın din görüşü varsa bu kendini bağlar. Yani özeldir.

Genel olan ise Atsız’ın sosyolojik yaklaşımlarıdır.

Atsız dinle ilgili “özel” görüş belirtiyorsa bu kendini bağlar. Kendi yaklaşım biçimi böyledir. Buna katılırsınız ya da katılmazsınız. Katılmanız tek başına sizi Türkçü yapmadığı gibi katılmamanız da sizi Türkçülük dairesinden asla çıkaramaz.

Atsız’ın dine olan “genel” yaklaşımları hep sosyolojiktir. Bu açıdan da Atsız dine son derece saygılı ve dinin gerekli olduğu kanısındadır. Bunu makalelerinde dile getirmiştir.

Türklerin dininin de İslâm olduğuna vurgu yapmıştır. Buna da katılabilir veya katılmayabilirsiniz. Türk olmak için hiçbir dinin bağlayıcılığı yoktur. Atsız da bunu söylemektedir. Esas çizgi budur.

Kalkıp Atsız’ın öznel yargılarını genelleştirmek sapla samanı karıştırmaktır!

Nereden anlayacağız öznel mi genel mi söz ettiğini?

Bir söz vardır hani “Lafın tamamı aptala anlatılır.” diye.

Atsız da aptallara anlatmak gibi bir boş işle uğraşmadığından yazılarını bu minvalde yazdı.

Lafın gelişinden yargının öznel mi genel mi olduğu bellidir.

***

Bugün bir Türkçü Müslüman olmayabilir. Hatta bütün değerlerini önemsemeyebilir ama bu durum onun Müslümanlığı aşağılayabileceği anlamına gelmez. Buna Türkçülük izin vermez.

Çünkü Türkçülük mukaddesata saygı gösteren bir ülküdür.

Geçtiğimiz günlerde nasıl bir gruptur, kimlerden oluşur, necidirler bilmem Genç İmam Hatipliler adlı oluşum Atsız Bey’in kabrini ziyaret etmiş.

Gördüğümde ilgimi çekti, çok sevindim.

İşte bu!

Atsız Bey ve ondan da önemlisi Türkçülük toplumun her alanında olmalıdır.

Meslek liseli de imam hatipli de sağlık meslek liseli de Türkçü olmalıdır.

Bizim ülkümüz budur.

Ben rastlamadım ama arkadaşlar söyledi ve facebook’tan bu oluşumun sayfasında da rastladım.

Bu “yarı cahil” ekip imam hatipli kardeşlerimizi eleştirme hadsizliğini yapmış.

Eleştirme amacınız ne?

Hayırdır Atsız’dan çok Atsızcılığa mı soyundunuz?

Diyoruz ya bunlar hep cehalet ürünleri. Açıp hayatlarında bir kez bile Atsız’ın ne dediğini, ne yapmak istediğini araştırmamışlardır.

Hatta Atsız imam hatipler konusunda ne demiştir buna bile bakmamışlardır.

Ama biz gözlerine sokacağız!

Atsız’ın imam hatip öğrencileriyle ilgili görüşlerine geçmeden önce son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Atsız Bey’in kabrini ziyaret eden değerli kardeşlerimiz. Hepiniz bizim canımız, yurttaşımız, soydaşımızsınız. İpe sapa gelmez kişilerin yorumları üzerinden incinmenize asla izin vermeyiz. Biz buradayız ve Atsız Bey’in yazdıkları ortadadır.

Atsız’ın imam hatip okullarıyla ilgili görüşü:

Türkiye’de öğrenci vasfına lâyık topluluk bir dereceye kadar imam-hatip okullarında var. Dinî inançla birlikte eski bir Türk terbiyesini sakladıkları için bu çocuklarda bir üstünlük derhal göze çarpıyor. Bunlar dinî bilgilerle birlikte çağdaş bilimleri de öğrenerek yetiştikten ve halka hitap etmeye başladıktan sonra Türkiye’nin manzarası değişecektir. Eski hocalar “milimetre”nin ve “Venezuela”nın ne olduğunu bilmeyecek kadar cahildiler. Arapçayı da bilmiyorlardı. İmam-hatip okulları öğrencileri seçkin ve millî şuurlu öğretmenler elinde yetişirse yurt için büyük kazanç olur. Atatürk medrese ve tekkeleri kapattığı zaman bir yüksek İslam Enstitüsü açsaydı şimdiye kadar yetişmiş olacak olan birkaç bin aydın din adamı Diyanet İşlerinin başında ve sıra görevlerinde bulunur, “radyonun içinde melekler vardır konuşan onlardır” diyen Kürt Sait gibi kara cahil yobazların ardından binlerce gafil Türk gitmezdi. (Atsız, Konuşmalar-1, Ötüken, 1967, Sayı: 40)

01.11.2016

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone