Sarıkamış!

22 Aralık 1914 günü Sarıkamış Harekâtı başladı. Bu manevranın başında öne çıkan iki isim vardır ki bunlar İsmail Enver Paşa ve Hafız Hakkı Paşalardır.

Sarıkamış Harekâtı Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na İttifak Devletleri tarafından girmesi sebebiyle, Sarıkamış’a kadar gelen Rus ordusunu geri püskürtmek amacıyla başlatılmıştır. Ruslar, Sarıkamış’a kadar ilerlemişler, mevsim şartları hasebiyle beklemeye başlamışlardır.

Bu ‘mevsim şartları’ meselesi yıllardır söylenip geçilir. Detay veren pek azdır. O tarihlerde bölgede 1,5 metre kar vardır. Hava -25 derecedir. Bunların yanında arazi engebeli ve 2500 metre bir rakımı vardır. İşte Osmanlı ordusunun esas mücadeleyi verdiği canavar budur.

Bu savaştan önce ise iki gelişme vardır ki onlar da göz ardı edilir. Birincisi Ermenilerin ihaneti meselesidir. Sadece Rus ordusunda gönüllü olarak savaşmaları değil, bulundukları köylerde yaptıkları saldırılarla da birçok zararları olmuştur. Tehcir meselesi bu savaşın ardından daha da ciddiye alınmaya başlamıştır.

Bir diğeri de Cihad-ı Ekber fiyaskosudur. Cihan Harbine katılmamızla beraber Balkanlardan, Afrika’ya, Hindistan’dan, Türkistan’a kadar bütün Müslümanlar savaşa çağırılıyor fakat ne gelen vardır ne de giden. Bu olayın Sarıkamış’la alakası nedir diyecek olursanız coğrafyaya bakmanız yeterlidir. Kafkasya Müslümanlarla meskûn bir mahaldir.

Başka bir soru bu harekâtın sebebi nedir? Çoğunun kanaati Enver Paşa’nın Turan İmparatorluğu kurmak için bu savaşı başlattığı yönündedir. Bunlar İstanbul’a saldırı planından haberdar olmayan tarihçilerdir. Enver Paşa’nın Türkistan’a gitmek isteği vardır. Fakat bunun sebebi Turan İmparatorluğu kurmak değil, Rusları arkadan çevirmek ve oradaki Türklerden ordu tesis etmektir.

Bir diğer mesele harekât planının kötü olduğuyla ilgilidir. Bunu söyleyenler askerlikten anlamayan insanlardır. Sarıkamış Harekâtı askeri okullarda ders diye okutulan bir savaştır. Coğrafya ve şartlara göre hazırlanmış en iyi plandır. Birçok askeri tarih yazarı bunu belirtir. Uygulama safhasında yapılan hatalar vardır fakat planın kusurlu olduğu anlama gelmez. Hafız Hakkı Paşa’nın hataları harekâtın –kimilerine göre- başarısız olmasında en önemli amildir.

Son olarak askerlerin teçhizat sıkıntısı yaşadığı gerçeği vardır. Bir kısım askerlerimizin üzerinde yazlık kıyafetler, ayakkabılar vardır. Bunun sebebi de Türk ordusuna malzeme getiren Alman gemilerinin Karadeniz’de Ruslar tarafından batırılmış olmasıdır. Bu geçerli bir mazeret değildir fakat ne yazık ki böyle olmuştur.

Sarıkamış ile alakalı son mesele de kayıplarımızla ilgilidir. Rakamlar havalarda uçuşur, Türk askerine çok büyük hakaretler edilir. 90 bin askerimizin ‘tek kurşun atmadan’ donarak şehit olduğu söylenir. Durum bu ise 22 bin Rus askerini kim öldürmüştür? sorusu cevapsız kalır. Genelkurmay arşivlerinden çıkan rakam 60 bindir. Savaş sırasında bölgede yaşayan ve Molla Mustafa adıyla bilinen zatın verdiği rakam ise 12 bindir. Genelkurmay’ın verdiği rakam içinde kaçaklar, esirler ve kaybolanlarda vardır.

Molla Mustafa’nın verdiği rakam ise bizzat köylülerle beraber namazını kılıp defnettiği şehitlerimizin sayısıdır. Bu rakam Türk askerinin ‘tek kurşun atmadan’ donarak şehit olduğu yalanını çürütmeye yeterlidir.

Daha sonra ordumuza en büyük eziyeti veren Tifüs meselesi vardır. Bu hastalık yüzyıllar boyunca ordulara çok büyük zararlar veren bir illettir. Türk ordusu temizliğe çok önem verdiği için bu hastalıktan pek fazla zarar görmemiştir ama Sarıkamış’da çok canımızı yakmıştır. Havanın -25 derece olması ve yedek iç çamaşırı olmaması temizlik konusunda sıkıntı yaratmıştır.

Tifüs, soğuktan donan bitlerin vücut ısınınca tekrar canlanması ve mide bulantısı, kaşıntı, titreme gibi belirtiler göstererek ölümle sonlanan bir hastalıktır. Sarıkamış’da esas zayiatımızı bu hastalığa karşı verdik. Tifüsten kayıp ettiğimiz askerlerimizin sayısı kesin olmamakla beraber 6 bin civarındadır.

Daha sonra bu bölgede Kazım Karabekir Paşa’nın topladığı ve Ermenileri mağlup ettiği büyük bir ordusu vardır. Kafkas İslam Orduları aynı bölgededir. 9, 10 ve 11. Kolordular o derece büyük bir zayiat verseydi bu ordular kurulabilir miydi?

İşte yıllardır Enver Paşa’nın şahsında İttihatçılara saldıranların birinci argümanı olan Sarıkamış böyle bir vaziyette cereyan etmiştir. Enver Paşa’nın Milli Mücadele döneminde Batum’dan Anadolu’ya girmesi ön görülen Enver Paşa’ya karşı kullanılan kara propaganda malzemesi olmuştur. Daha sonraki yıllarda ise Atatürkçülüğe sığınıp Enver Paşa’yı kötüleyenlerin elinde malzeme olmuştur.

Sarıkamış, şahsi kanaatime göre başarılı bir savaştır. Kafkaslara varılamasa bile Ruslar geri atılmıştır. Şehit sayısı konusunda yorum yapmak istemiyorum. 1 de olsa 1000 de olsa farklı değildir. Fakat Sarıkamış Şehitleri için ‘tek kurşun atmadan dondular’ demek ayıptır. Onlar kahramanca savaşmışlardır.

Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa uğrunda ise bir kere ölmek yetmez. Bir daha… Bir daha… Bir daha ölmek gerekir. İkisi de paşamız, başbuğumuzdur. Bizden öncekilerin düştüğü hataya düşüp, ikisi arasında seçim yapmıyoruz. Birisi inandığı ülkü uğrunda mitralyözlerin üzerine at sürüp şehit olmuş, diğeri yine aynı değerler uğrunda yıllarca cepheden cepheye koşmuştur. Örnek alınması gereken budur. Kafa yorulması gereken budur.

Düşmanla kahramanca çarpışıp en büyük Türk devleti olan Cennetin 7. Katına göçen Sarıkamış Şehitlerini saygıyla anıyoruz. Ruhları şad olsun.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone