Sekellerin kökeni mücadelenin anahtarıdır- Levente BORBELY

sek

Menet

27 Ekim 2013 Pazar günü yaklaşık olarak 120.000 Sekel, Sekelistan bölgesinin özerkliği için gösteri düzenlediler.

Bütün dünyaya, Romanya devletinin baskısına karşı kararlılıklarını göstermek için 14 ayrı köy ve şehirde, 54 kilometrelik bir zincir oluşturdular.

Avrupa’nın birçok ülkesinde, ABD’de ve Kanada’da bu gösteriye destek amaçlı birçok etkinlik düzenlendi.

Gösteriler Romen konsolosluklarının ve temsilciliklerinin önünde yapıldı. Etkinlik dünya çapında haberlerde yer aldı. Macar internet sitesi alfahir.hu’ya (http://alfahir.hu/a_torokok_tamogatjak_a_szekelyek_szabadsagharcat) göre Türk televizyonu TRT Haber de bu etkinliğe beş dakika ayırmış ve bahsetmiştir. Aynı siteye göre bu etkinlik bazı Türk basınında da yer almıştır.

Bu, başarılı bir etkinlik olmuştur. Sekeller, sayıları 6-700.000’u bulan küçük bir toplumdur. (tahminler değişmektedir). Bu sayıyla şehirlerin sokaklarına, caddelerine çıkıp bir etkinlik düzenlemek, Türkiye’de 10-15 milyon katılımcı ile bir gösteri yapmak gibidir.

Ancak dünya basınında bu etkinlik hakkında yazılanlara bakacak olursak, büyük bir kafa karışıklığı, yanlış anlama ve çarpıtma görebiliriz.

Romen makamları ve Romen medyasının bir çoğu (bazı istisnalar dışında) gösteriye katılanların 12.000 kişi olduğunu öne sürdüler.  Dünya medyasında yer alan çeşitli haberlerde bu etkinliğin Romanya’da özerklik talebinde bulunan Macarlar tarafından yapıldığı iddia edildi.  Ayrıca, yayımlanan birçok haberde etkinliği düzenleyen organizasyondan – Sekelistan Ulusal Konseyi – bahsedilmiyor. Bu organizasyonun adını bile bilmiyorlar. Medyada az sayıda kişi etkinliği düzenleyen organizasyon hakkında makul bilgi verdi. Bir istisna olan Euronews Agency, yapılan etkinliğe katilim sağlayanların Macarlar VE SEKELLER olduğunu ve etkinliğin Sekelistan hakkında olduğunu belirtti. (Gerçekte gösteriye katılan Macarlar olmasına rağmen, organizatörler ve katılımcıların ezici bir çoğunluğunu Sekeller oluşturuyordu.)

Dışarıdan bakanlar, Romanya’da bir Macar siyasi fenomenine tanıklık etmiş oluyorlardı.

BKorond Günümüzdeki Sekel Yazılarıu karışıklığa sebep olan nedenler sadece Sekellerin izole yaşıyor olmaları değil, aynı zamanda Romen ve Macarların hala Sekellerin varlığını gizlemeye çalışmalarıdır. Bazı Romen politikacılar ve tarihçiler, Sekellerin (Macar baskısı altında) kendi dilini ve ulusal bilincini kaybetmiş Romenler olduklarını iddia ediyorlar.

Macarların birçoğu, Sekeller Macar dilini konuştukları için onların Macar oldukları görüşünü savunuyorlar. Sekellerin kim oldukları konusu, Romen ve Macarların siyasi çıkarları doğrultusunda mücadele ettikleri büyük bir tartışma kaynağıdır.

Romenler Sekellerin mücadelelerini yok etmek için uğraşırken, Macarlar dışarıya karşı Sekellerin mücadelesini bir Macar mücadelesi (yerel-özerklik) olarak göstermeye çalışıyorlar.

Dilbilimcilerine göre Sekellerin kendilerine ait bir dili yoktur (Macar dilinin lehçelerini konuşurlar); fakat çoğunluk kendilerini Macarlardan farklı hissederler ve ayni zamanda Türkçe alfabeye sahiptirler. Bu tartışmaya çözüm getirmek için Sekellerin kökeni sorusunu açıklamak gereklidir. Aynı zamanda neler olup bittiğini anlamak için de bu sorunu çözmek gerekir.

Ortaçağ’dan kalma bazı belgeler Sekellerin her zaman Atilla’nın torunlarının soyundan olduklarını iddia ediyor (onlar Hunların torunlarıdır) ve 895 yılında Macarların Karpat Havzası’na varışlarında Sekeller zaten orada bulunuyordu.

O eski zamanlarda, bu gerçek tanınmış ve kabul edilmişti. Ancak daha sonra, 19. Yy da (Batının etkisi altında) Sekellerin bu inanışı ve bilgisi Macar tarihçiler tarafından küstahça reddedilmiştir. Bu nedenle, bir süre sonra “Sekellerin Sekelistan’da kolinize edilmiş Macarlar olduğu” fikri önem kazanmıştır.

Fakat sonra, daha ciddi ve modern araştırmalar durumu değiştirdi. Bugün Tarihçiler arasında – Sekellerin kökeni hakkında hala bir tartışma olmasına rağmen- onların farklı bir kökene sahip olduklarını kabul eden birçok kişi vardır.

Bunlardan birkaçı Sekellerin Hunların doğrudan torunları olabileceklerini düşünüyorlar.

Bazı Tarihçiler Sekellerin Karpat Havzası’nda önceki varlıklarını kabul ederken, diğerleri Sekellerin Doğu Avrupa’da Macar kabilelerinin konfederasyonuna katıldıklarını ve bu şekilde bir araya geldiklerini düşünüyorlar.

Nitekim, Arap ve İranlı tarihçiler 9.Yy ortalarında, Macar topraklarının çevresinde Volga nehri yakınlarında bir yerde bulunan Esgezel veya Eszkil denilen esrarengiz bir nüfusa sahip olan bugünün Baskostostan yakınında küçük bir ülkeden söz ediyorlar.

Gerçek belki de burada bir yerdedir.

Sekellerin etnogenetiğine iki unsur katıldı. Karpat Havzası’nda çoktan yasayanlar (Avarların kalıntıları başka kimler olabilirdi?) ve Macarlarla yeni bir araya gelen Esgezel toplulukları. Bulgarların atalarının bir kısmının bir zamanlar Batı Hun İmparatorluğu’nun kurucu unsurları olduğunu ve Hun geleneklerine (ve belki Esgezeller de aynı şekilde) sahip olduklarını bilmek gerekir. Avrupa Avarlarının bir kısmında da Hun gelenekleri olabilir.

Bahsetmeye değer başka bir konu ise, Orhon Vadisinde bulunan 8.yydan kalma Göktürk İmparatorluğu’na ait taş anıtların üzerindeki yazıtlarda Izgil adını taşıyan bir kişiden bahsedilmesidir. (Daha doğrusu onlar Bilge Kağan’a adanmış Kuzey tarafında yer alan metinde belirtilmiştir.) Bazı insanlar Sekel olduklarına veya Sekellerle bağlantıları olduklarına inanıyorlar. Her iki şekilde de onlar, Macarlar değildi.

Sekeller hakkında ilk gerçek veri, çağdaş Macar tarihçiler tarafından ortaya konmuştur ve  bu veriler savaşlara katılan unsurlarla ilgilidir. Çeklere karşı girişilen Olsava Savaşı’nda (m.s.1116) ve Avusturyalılara karşı Lajta Savaşı’nda (m.s.1146), Macarların kendileri Sekelleri, savaşa katılan ayrı ve farklı insanlar olarak kabul etmişlerdir.

Aynı farklılıktan, bu savaşlar hakkında yazılan yabancı kroniklerde de bahsedilmektedir.

Başka bir deyişle, yaklaşık 900 yıl önce Macar Krallığı ve dışişleri yetkilileri Sekellerin ne Macar ne de Romen olmadıklarını çok iyi biliyorlardı.
Bu bilgiler ışığında Sekellerin kendilerini neden Macarlardan farklı hissettiğini – Macarların görüş ve propagandalarına rağmen- anlayabiliriz.

Sekeller 895’ten bu güne kadar Macarlarla bir arada yaşamıştır fakat kendi dillerini kaybetmiş olmalarına rağmen, ne Romenler ne de Macarlar tarafından asimile edilmiş değillerdir. Sonuç olarak görebiliyoruz ki Sekeller kendi siyasi çıkarlarını ve gündemlerini bilmekte ve takip etmektedir. Bu çalışmalar, Macarlar ve onların amaçları ile karıştırılmamalıdır.

Tanık olduğumuz durum, Sekellerin hayatta kalma mücadelesidir.

Levente BORBELY
Sekelistan Ulusal Konseyi

Çeviren: Güler Yıldırım

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone