Şellefyan’ın Gülü

YusufhanGuzelsoy

Mıgırdıç Şellefyan…

Soner Yalçın’ın “ilk hayali ihracatçımız da olsa bizimdir” dediği adam…

“Güzel Ermeniler” arasında sayıyor onu.

Memleketi ölümüne dolandırmış, yetimin, öksüzün hakkını yemiş bu gibilerin “bizden” olabileceğini düşünmek…

Nasıl bir “biz” anlayışı var acaba bunların? “Biz” dedikleri kim acaba? Konumuz bu değil.

İnsanların hakkında gözaltı kararı çıkarıldığını bile duyduğunda içinin yağlarının eridiği Nazlı Ilıcak da “bizim güzel Ermenilerimiz” demiş bu tenekeci Ermeni’ye. Tercüman’da bir süre ortaklık yapmışlar. Nazlı Ilıcak özgür basın ya… Şellefyan’ın foyası ortaya çıkınca, yurt dışına kaçıyor, ama nam-ı değer Ilıcakların Tercüman’ı aynen devam ediyor.

İlk ASALA saldırılarının da başladığı zamanlardır. Ermeniler bas bas “biz yaptık” dedikleri halde, bunların saldırılarını Tercüman ısrarla “Kıbrıs için misilleme yapan Rumlar” diye vermektedir. Tabi bizim güzel Ermeni, son sahtekarlıklarını yapıp 1970’te topuklamış.

Ilıcak’a da “gazeteciliğini bilsin” demiş zamanında ha… O derece siyasete saygılı. Ne de olsa vekillik de yapmış bir güzel Ermeni o da!

Gazeteciler de yanılabilir? Değil mi? Bizim güzel ve Ermeni gazetecilerimiz…

Mıgırdıç Şellefyan, aynı zamanda Süleyman Demirel’in de ilk iş ortağıdır. Beyefendi’yi paravan olarak kullanmıştır Şellefyan… Hatta onu, üstün yetenekleri sayesinde, siyasete sokan adam da desek, yanılmış olmayız. Sülaleleri ortak bunların da… Kendisinin koruması da, Adnan Menderes’in polisi Bumin Yamanoğlu idi.

Vay vay vay…

Ilıcak, Demirel, Şellefyan bir araya gelir de, Menderes oraya boynunda ilmek olsa imza atmaz mı? “Unutmayın beni de” demiş işte.

Hayali ihracatçımız Mıgırdıç Şellefyan’ın türlü oyunlarını kısa bir araştırmayla, resmi belgeleriyle bulabilirsiniz. Ilıcak da bunun gülüydü işte…

Kimsenin sevmediği, memleketin “best of itici” insanı olan Nazlı Ilıcak’a, Uğur Mumcu vaktiyle şöyle soruyor: “Yunanlılar İzmir’i işgal ettiği zaman, sizin dedenizin Hükümet Konağından Türk bayrağını indiren Yunanlı subayın yanında ne işi vardı?

Dedesi ne ki, torunu ne olsun…

Biri Yunanlı’nın biri Ermeni’nin postalını yalamış…

Nazlı Ilıcak bir de güya postal karşıtı olarak Ergenekon ve Balyoz davalarında TSK’ya nasıl saldırmıştı. Hatırladınız değil mi? Postalı kimin giydiği önemliymiş demek ki…

Şimdi Ilıcak’ı ümit ediyoruz ki dört duvar bekliyor. Ahını aldığı onca Türk evladının hesabını ödeme zamanıdır.

Ilıcak…

İstikamet cezaevi: Naş naş!

 

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone