Sentez İhaneti’nden Bir Porte; Necip!

Necip Fazıl, kendi anlattığına göre annesinin ölüm döşeğindeyken isteği üzerine şair olmuş, kimin nerede istediğini bilmediğimiz bir şekilde de fikir adamı olmuş bir zattır. Fikir adamı dediysek kalıp bu şekilde olduğu için. Adamlık kısmı tartışmaya açıktır.

Necip Fazıl’ın iyi olduğu pek çok iş vardır. Şairlik bunların başında gelir. Sevmiyoruz diye çamur atacak değiliz. İyi şairdir. Fakat düz yazıya gelince biraz patlar. Sanatlı, incelikli, ağdalı(?) Türkçesiyle anlaşılmaz metinleri vardır. Atsız da edebiyatçıdır hatta edebiyatın tarihçisidir ama onun düz yazıları gayet sade, anlaşılır ve akıcıdır.

İşte Necip Fazıl’ın kendi kaleminden 2 örnek. Bu 2 cümle Necip Fazıl’ın kurduğu ideolojinin kendisi tarafından yapılmış 2 tanımıdır.

“Koskocaman, top şeklinde bir yumak gibi iplik iplik sarılı, kangal kangal bükülü, ilk ucundan son ucuna kadar üstüste devşirili; dışarıya doğru lif lif dağınık ve içeriye doğru kol kol toplu, muhitte nâmutenahî çok ve merkezde nâmutenahî tek; ve nihayet gelmiş ve gelecek zaman boyunca bütün eşya ve hâdiseler zeminini avlamaya memur bir fikir ağı halinde düğüm düğüm çerçeveli bir manzume… Yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesi… İsmi de BÜYÜK DOĞU’’

Bu birinciydi. Diğerini de yazdıktan sonra açıklama yapacağım.

“Öyleyse BÜYÜK DOĞU, çizmeli ayaklarla dışımızdaki iklimlere doğru kaba ve nefsanî bir yürüyüş olmaktan ziyade, rüzgârdan hafif topuklarla içimizdeki iklimlere doğru ince ve ruhanî bir sefer…”

Bu da diğeri.

Necip bu lafları bir konferans esnasında okuduysa arka sıralardan bazı gençler birbirini dürterek; ‘Ne diyor lan bu’ demiştir. Anlamamış olmanızda veya anlayamıyor olmanızda bir sorun yok. Nakşi müritlerinden Necip Fazıl sevici ve şiir okuyucusu Serdar Tuncel birkaç sene önce Talas Belediyesinin Erciyes Üniversitesinde düzenlediği Necip Fazıl gecesinde; ‘Üstadı anlamak için önce bütün eserlerini okuyacaksınız en son İdeolocya Örgüsünü okuyacaksınız’ demişti.

Yani bir adamın fikrini anlamak için 150 civarı kitap okuyacak sonra asıl kitabını okuyacaksınız. Yine de anlamaz, saçma bulursanız suç Necip Fazıl’ın değil sizin olacak. Klasik İslamcı taktiğidir. Bu manevraları Kur’an üzerinde bile yaparlar. ‘Arkadaş ayet açık, bunu söylüyor’ dersiniz, ‘O ayet bizim seviyemizle anlaşılacak bir ayet değil’ derler.

Herneyse…

Necip Fazıl ile alakalı bir kısım bilgileri Genel Başkanımız Caner Kara’nın son kitabı Sentez İhaneti’nde bulabilirsiniz. Kendisi ile Lama hayvanı arasındaki ortak özellikleri, öğrencilerinin gözünde nasıl hallere düştüğünü, korkak, çekimser, buluttan nem kapan bir adam olduğunu anlatan hatıraları orada okuyabilirsiniz.

Ben birkaç hatıra daha ekleyip konuyu bağlayacağım.

Necip diyor ki ‘Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer, perdesiz ev ya kiralıktır ya satılık’ yani örtüsüz kadınların tamamına fahişe diyor. Kızı ve karısı da bu gruba dahil çünkü ikisi de örtüsüz.

Kendi anılarında kokain kullandığını anlatıyor. Abidin Dino ile beraber nasıl esrar çektiğini de anılarına ekliyor. Kumar meselesini bilmeyen yoktur. Kendisinin açıklaması ise şu şekilde; ‘Düşünmemek için kumar oynuyorum. Kumar oynamadığım zamanlarda düşünceler beyin zarımı yırtacakmış gibi oluyor’

Peh peh… Bahanenin güzelliğine gelin.

Girdiği hemen her ortamda kendisini küçük düşürebilen, İBDA-C gibi bir terör örgütünü fikirleriyle beslemiş, tövbe etse de kumar ve viskiden kopamamış bu herif için, bugün adına ödül törenleri düzenleniyor ve ‘dâhi’ diye anılıyor. En başta yazdığım gibi dili anlaşılmaz, hayatı çelişkili, yaşam tarzı tutarsız bir herif. Tüm bunlara rağmen büyük fikir adamı, ideolog. Sebebi ise basit, İslamcıların mühtedi yani dönek sevdası.

Onlar gençliğinde başka ihtiyarlığında başka hayat yaşamış kimseleri severler. Ahmet Özhan memlekette ilk ahlaksız filmi çeken adamdır ama sonradan ilahi söylemeye başlayınca sorun kalmamıştır. Bunun gibi örnekler çoktur.

Ayrıca İslamcının bir kişiyi sevip sayması için anlamasına lüzum yoktur. En güzel örneği Said Nursi’dir. Risalelerini şimdiye kadar adam akıllı anlayabilen çıkmamıştır. Fakat suç risaleleri yazanda değil okuyandadır. Onları anlamak için yaklaşık 7500 kitap okumak, 16 dil bilmek ve 100 yıla yakın bir zaman ilim tahsil etmek gerekmektedir.

Anlaşılmaz olmak İslamcı alametidir.

Fakat Türkçülük ve Türkçüler öyle midir? Türk Ülküsü veya Türkçülüğün Esasları’nı okusanız kafidir. Açık, anlaşılır metinlerdir. Buna rağmen Türkler diğer kanada intisap etmeyi daha çok severler. Bu da konunun ironik kısmıdır.

Velhasıl Necip ve diğerleri ortalığı bulandırmış ve gitmişlerdir. Onların saçtığı mikrop halen yaşamakta ve çoğalmaktadır. Necip Fazıl değil fikir adamı, adam bile değildir. Kaynağını bildiğim için kıvırmadan söylüyorum, Başkan’ın dediği gibi; ‘Fikir adamı olmanın ilk şartı fikir değil, adamlıktır.’ Necip bu ikinci sıfattan mahrum olduğu ve hayatıyla ilgili daha çok yayın yapıldığı sürece unutulacak ve hatırlanmayacaktır. Fakat Atsız’ın mezar taşı günü geldiğinde 10 binlerce Türkçüyü bir araya getirecek kuvvete erişecektir.

Türk gençleri Necip ve benzerlerine karşı uyanık olsunlar.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone