Şeytanın Çaldığı Saz

yusufhanguzelsoy

Saz, Türk milletinin ezel-ebed büyük yolculuğuna eşlik etmekte bir çalgıdır. Kopuz, komuz, dombra, dutar, topşur isimleri veya türleriyle Türk’e yoldaşlık eden saz, nice yiğitlerin savaşlarını, sevdalarını, taşlamalarını asırdan asıra taşımıştır. Altay bölgesinde yapılan kazılarda çok eski çağlara ait sazlar bulunmaktadır. Bugün çok meşhur olan “Cendere” müziği çoğu kişinin sandığının aksine gitarla değil iki telli bir Altay sazı olan topşurla çalınmaktadır. Topşur birçok çevrede gitarın atası olarak kabul edilir. Cendere müziğinin melodisi de -ki Amerikan yapımı Halka filminde de yer alır- Orta Asya Türklerine aittir.

Bolulu Bektaşi saz şairi Aşık Dertli’ye Beypazarı kadısı “Görünme gözümüze bre Kızılbaş!” diye hakaret eder. Bir gün de haber gönderir: “Saz çalmak haramdır. Onda şeytan vardır. Çalmasın, kırıp atsın!” Bunun üzerine Aşık Dertli de kadıyı hicvederek onu yerine dibine sokar. Yanlış olarak Erzurumlu Emrah’a da mal edilen “Şeytan Bunun Neresinde?” şiirinden iki kıtayı buraya taşıyayım:

“Telli sazdır bunun adı,

Ne ayet dinler ne kadı,

Bunu çalan anlar kendi,

Şeytan bunun neresinde?

Abdest alsan aldın demez,

Namaz kılsan kıldın demez.

Müftü gibi haram yemez,

Şeytan bunun neresinde?”

Saz Türk’ün kutsalıdır. Onda hiçbir zaman şeytan barınamaz. Ancak ne yazık ki terör propagandası yapanlar da sazı kendi emellerine alet etmektedir. Bu durumda “Şeytan sazı eline aldı.” diyebiliriz Şeytan sazı eline alınca Köroğlu gibi olabilir mi? Karacaoğlan gibi olabilir mi? Aşık Veysel gibi olabilir mi? Elbette olamaz. Ancak birçok ahmak şeytanın peşine takılmaya meraklı olduğu için kendine taraftar toplayabilir.

Mesela Grup Yorum… Mesela Ahmet Kaya… Mesela Ferhat Tunç… Mesela… Mesela… Şeytanların listesi uzayıp gidiyor.

Bu sayılan şeytanlardan özellikle Grup Yorum ve Ahmet Kaya, etnik temelli komünizme tarihi bir dayanak hazırlamak için Kızılbaş ozanlarına ait eserleri bölücülüğe alet etmiş, Köroğlu ve Dadaloğlu gibi önemli şahsiyetlere sözde bir önem atfetmiştir. Bunların bu oyunu esasında eskiden dönemlerden beri süregelen komünistlerin Türk tarihinden kendilerine pay çıkarma çabalarının devamıdır.

Grup Yorum’un terör propagandasında kullandığı “Dağlara Gel” türküsü, Türkmen ozanı Gevheri’ye ait olup devşirme-Kürt ittifakı sonucu zulümden kaçıp dağlara sığınan Türkmenler için yazılmıştır. Şiirin girişi zaten şu şekildedir:

“Başına bir hal gelirse,

Dağlara gel dağlara gel.

Seni saklar vermez ele,

Dağlara gel dağlara gel.”

“Vallahi biz Apo’yu özledik.” diye çığıran Ahmet Kaya da çok dinleniyor. Pek çok Türk, hatta tatlı su milliyetçisi “Ben sanatı için dinlerim.” diyor. Ne sanat, ne sanat… Sanki komünisti, bölücüsü açıp milliyetçi sanatçıları dinliyormuş gibi, karşılıklı saygı ortamı varmış gibi konuşuluyor. Kaldı ki bölücü sana saygı duyuyor diye sen de bölücüye saygı duyamazsın. Terörist, teröristtir. Vatan ve milleti ilgilendiren meselelerde taviz verilmez. Duruş sahibi olmak gerekir.

Bir kardeşimin çocuk yaşta iken tanık olduğu bir olayı anlatayım. Başbuğ Atatürk’ün Diyarbakır’a gittiğinde kaldığı ev “Gazi Köşkü” adıyla anılır. Bahsettiğim kardeşim ailesiyle birlikte Gazi Köşküne ziyarete gittiği bir sırada bir grup müptezele rastlıyor. Köşkün hemen yanına sofra kuran bu soysuzlar, esrar içtikten sonra alkol dolu bardaklarını Gazi Köşküne doğru kaldırıyor ve Ahmet Kaya’nın kasetçalarda çalan şarkısına eşlik ediyor: “Çek Mustafa çek, çek; senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek?”

“Ama ne var canım bunda? Başka Mustafa’ya yazılmıştır o…”

Tabi…

Nazım Hikmet’in “Burjuva Kemal” şiiri de başkasına yazılmıştı. Sabahattin Ali’nin hicvettiği de Atatürk değildi. Hep faşistler uyduruyor bunları…

Şeytan sazı eline aldıysa maksat sanat değildir. Şeytanın eline saz vermeyin. Terör propagandasına göz yummayın. Sanat adı altında yapılan bölücü propagandayı icra edenler, en az terörü finanse edenler kadar, teröristin eline silah verip eğitenler kadar tehlikelidir. Üstelik onlar kültür ve tarih hırsızıdır.

Şahsi kanaatim, okullarda çalması öğretilmeyecekse bile milli tarihimizin bir parçası olduğu, Türk milleti için kutsal bir anlam taşıdığı derinlemesine öğretilecek yegane çalgı sazdır. Hatta müzik dersine daha fazla önem verilmeli, dersin müfredatı millileştirilerek Türklere ait çalgılar tarihleriyle beraber öğretilmelidir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone