Şımarma Merkezli Eğitim Sistemi

yusufhanguzelsoy

Ülkemizde eğitim sistemi düzenli olarak değişiyor. Gelişmek ya da gelişme düzeyini korumak isteyen ülkelerin yapmaması gereken bir hatayı istikrarlı olarak tekrarlıyoruz. Hemen her dönem sistem değiştikçe aralarında sadece bir yaş fark olan öğrenciler arasında yetişme farkı olabiliyor. Bu uzun vadede büyük sıkıntı demektir. Ayrıca ilköğretimden üniversiteye kadar işlenen –mesela tarih konularında- görülen farklılıklar esasında büyük tehlikedir. Dahası, 16-17 yıl tarih dersi gören ve eğitim hayatını tamamlayan bir birey, eğitim kademelerindeki birbirini yalanlama durumuna tanıklık ettiği gibi, mezun olduktan sonra bütün öğretim hayatı boyunca yanlış veya eksik eğitim yaptığını düşünebilmektedir. Bizim eğitim sistemimiz doğrultusunda yazının mucidi din dersinde farklı tarih dersinde farklıdır.

Bundan birkaç ay önce İmam Hatip liselerinden birinde staj yaptım. Alanım Türk dili ve edebiyatı olduğu için, dil ve edebiyat derslerinde gözlem yapma imkanım oldu. Uzun zamandır gözlemleyemediğim lise eğitim sistemini de görme şansım oldu. 12. sınıfların dersinde gözlem yaptığım için, pek “öğrenci” gözlemleme fırsatım olmadı.

Eğitim sistemimizde artık “öğrenci merkezli eğitim” anlayışı hakim kılınmak isteniyor. Ancak sanırım biz öğrenci merkezli eğitimi öğrenciyle öğretmenin yer değiştirdiği bir anlayış zannediyoruz. Öğretmenin yetkileri sınırlanmış, öğrenciye güler yüzle ikazda da bulunsa ertesi gün okula gelen veli hesap soruyor. Akıllı tahtada ders anlatması gereken öğrenci, 4 senelik eğitim hayatı boyunca özgüven konusunda kendisini geliştirmemiş. 12. sınıf öğrencisi, Darülfünun’u “Darülyas”, “Çehov tarzı”nı “Şenol tarzı”, “ilahi bakış açısı”nı da “mülayim bakış açısı” zannediyor. Bu bahsettiğim örneklerin hepsine tanık oldum. Suç öğrencide midir? Hayır. Öğretmende midir? Hayır. Her sene sistem değiştirip aslında güzel bir anlayışa dayanan öğrenci merkezli eğitimi olması gerektiği gibi uygulayamayan yetkililerdedir. Her sene sistem değiştirmek, hem öğretmeni hem de öğrenciyi bezdirmektir.

İlkokul öğrencisi tırnaklarını kesmeyi unutmuş diye cetvelle parmak uçlarına vuran öğretmen ya da müdüre karşıyız. Ancak öğretmenliğin kutsaliyetinin farkında olmayan, öğretmenine saygı duymayan, okula nasıl geldiyse öyle çıkan öğrenciye de karşıyız. 16-17 sene her kademede eğitim verip öğrencisine Kaşgarlı Mahmut’u öğretemeyen eğitim sistemi olamaz. Yazının icadı konusunda din dersinde başka tarih dersinde başka konuşan eğitim sistemi olamaz. Kendisiyle çelişen eğitim sistemine sahip bir toplumda terörün her türlüsü yuvalanır.

Bize eğitimin her kademesinde gerçek manada Türk gelenek ve göreneklerine dayanan, kültürü nakış nakış işleyen, kendisiyle çelişmeyen, dünyadaki eğitim sistemlerini de takip edip gözlemleyen “dinç” ve “milli” bir eğitim sistemi lazımdır. Öğretmen ve öğrenci ikilisinden birini şımartıp diğerini bezdiren sistemler çöptür.

Bu yazı vesilesiyle de fedakar ve cefakar öğretmenlerimizin gününü kutluyorum.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone