Siyasi Köçek Doğu Perinçek

Doğu Perinçek siyasi hayatı boyunca ergenlikten çıkamamış; yıllarca kişiliğini koyacak yer aramış, bu süreçte komünist olmuş, PKK’lı olmuş, sosyalist olmuş, devletçi olmuş, Osmanlı düşmanı olmuş, İttihatçı olmuş, militarist olmuş, halkların kardeşi olmuş, ulusalcı olmuş, avrasyacı olmuş, en sonunda da geçen gün Türkçü olmuştur.

Öyle bir köşe yazısı yazmış ki tam 33 kere “Türkçü” kelimesi geçiyor. Öyle bir ahkam kesiyor ki zannedersiniz Bilge Kağan’ın torunu, Atatürk’ün silah arkadaşı, Nihal Atsız’ın talebesi.

25 sene öncesine kadar Apo’yla kanki muhabbeti yapan, güllerle çiçeklerle terörist başına ziyaretlerde bulunan, Kürt terör örgütü mensuplarına konuşmalar yapan, 2 sene öncesine kadar İşçi Partisi’nin genel başkanı olan kendisi değilmiş gibi bugün Türkçülük konusunda ahkam kesiyor; bize ve Güney Azerbaycan’daki soydaşlarımıza Türkçülük öğretiyor.

Bundan bir kaç yıl önce bunun dostu Yalçın Küçük’e canlı yayında “Apo’yla ne yapıyordunuz dağda” diye sorduklarında Yalçın Küçük “Beraber devrim yapacaktık.” demişti.

Bırak Türkçülük anlatmayı insan markete gitmeye utanır be…

Bazı kişi ve gruplar vardır. Bunları var eden düşmanlarıdır. Mesela AKP kapatılsa bunalıma girecek, intihar edecek, yaşam amacını kaybedip Ege’ye yerleşip mandıra filozofluğu yapacak çok fazla CHP’li var.

CHP kapatılsa can sıkıntısından birbirine saracak çok fazla AKP’li siyasi var.

Aynı şekilde Amerika’nın başına bir iş gelse bunalıma girecek, belki intihar edecek çok fazla insan var ülkemizde. Bunların başında da Doğu Perinçek gelmektedir.

Bir insan sadece Amerika’yı düşman görebilecek kadar düz bakabilir mi hayata anlaması gerçekten zor. Herhalde Amerika Türkiye’de herkese iktidar olma fırsatı verdi bir tek buna vermedi diye kuyruk acısıyla saldırıyor.

Hayatının özeti üniversitedeki tatlı su solcusu Pelinsu’nun halkların kardeşliği için boyadığı pankart gibi renkli olan Perinçek bakın Türkçülüğün tanımını ! nasıl yapmış:

“Türkçülük, Türk milletinin milliyetçiliğidir; Türk milletinin emperyalizmin denetimi dışında başı dik, özgür ve refah içinde yaşama davasıdır. Türkçülük, başka devletlerin güdümünde olursa, ona Türkçülük denmez.”

Laflara bak.

Onun ömrünün 1/3’ü yaşındayım. Benden üç kat daha tecrübeli olması gereken Türkiye’nin en tecrübeli siyaset köçeğine buradan Bilal’e anlatır gibi anlatıyorum:

– Türkçülüğü Yusuf Akçura, Gaspıralı, Gökalp ve daha pek çok kaynaktan derleyip sistemleştiren Nihal Atsız diyor ki: Türkçülük, büyük Türkelinde, Türk milletinin kayıtsız şartsız hakimiyeti ve bağımsızlığı ile Türklüğün her yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olması ülküsüdür.

– Güney Azerbaycan’da soydaşlarımız ezilirken, dillerini dahi konuşamazken, Fars Emperyalizmi‘ne maruz kalırken biz İran’ın dostu kim, düşmanı kim, İran’a bir şey olursa ne olur diye bakamayız. Can havliyle oradaki soydaşlarımıza yardım etme gayesi gütmek bizim içgüdüsel bir tepkimizdir. Nitekim biraz konuya hakim olsan orada olaylara karışan Türklerin geneli yansıtmadığını, Tebriz’in sessiz kaldığını görürdün.

– Senin düşmanın sadece Amerika ama bizim Türkçüler olarak düşmanımız Türk’e düşmanlık eden herkes. Bunların başında da Amerika’yla birlikte senin avrasyacılık oynayacağım diye toz kondurmadığın Rusya, Çin ve İran gelmektedir.

– Doğu Türkistan’da soydaşlarımızın yaşadığı sıkıntıları bizden iyi biliyorsun. Ama Amerika’ya öyle bir odaklanmışsın ve hayatında sadece Çin tarafından adam yerine konmuş olacaksın ki biz Doğu Türkistan diye cümleye başlar başlamaz hemen Amerikan emperyalizminin maşası, uşağı, ajanı oluyoruz.

– Rusya’nın Azerbaycan’da yaptığı katliamlar, Anadolu Türklerinin stratejik ve ezeli düşmanı oluşu falan umurunda olmayabilir. Rusların 19. yüzyılda panslavist politikalarının yerini 20. yüzyılda avrasyacılığın aldığının da farkında olmayabilirsin. Ama bu millet senin Rusya sevdanı kâle almayacak kadar hafızasını kaybetmiş değil.

– Bazıları batı diyor sen doğu diyorsun. Biz ise sadece Türklük diyoruz. Onlardan farkın olmadığı gibi bizim gözümüzde de onlar kadar satılmış ve millet düşmanısın.

– Bozkurt yapan birilerini şikayet edeceğin merci Devlet Bahçeli değildir. Bizi Ergenekon’dan Bahçeli çıkarmadı. Ama seni hangi pazarlıkla kimin çıkardığını biliyoruz. Sahi TGB’ye ne oldu? 2014’ten sonra bıçak gibi kesildi, sesleri çıkmıyor…

– Bozkurt sadece belli bir grubun simgesi değil Türk milletinin milli sembolüdür. Türk olan herkes bu motifi benimseyebilir. Her “Türk’üm” diyen Türk olamayacağı gibi her Türk de Türkçü olamaz. O yüzden her Bozkurt yapanı Türkçü sanma. Madem bu mevzulara girmek istiyorsun neyin ne olduğunu öğren.

– Türk kelimesini her kavramla yan yana getirebilirmişiz ama emperyalizmle getiremezmişiz. Sen kafayı Amerikan emperyalizmine öyle bir takmışsın ki “Rus emperyalizmi”, “Çin emperyalizmi” kavramlarını herhalde ilk defa benden duymuş olacaksın. 1711’den 1990’ların başına kadar Azerbaycan’ı kim sömürdü? Yüz yıllardır Uygur Türklerine her türlü işkenceyi, sömürüyü, insanlık dışı muameleyi mübah gören senin kurtuluş olarak gördüğün, sözcülüğünü yaptığın devletler değil mi? Hani, nerede kaldı ulusalcılığın?

– Sizin olayınız ne biliyor musun? Siz yıllarca Moskofçuluk yaptınız. Komünizmi, sosyalizmi bu topraklarda hakim kılmaya çabaladınız. Bu uğurda terör faaliyetlerinde bulundunuz. Askere, polise kurşun sıktınız. Banka soydunuz. Toplantı odalarınıza Atatürk’ün değil Che’nin, Mao’nun, Lenin’in fotoğraflarını astınız. Şöyle bir geriye baktığınızda yıllarınızı heba ettiğinizi, yanlış ideolojiler uğruna bir ömür boşa çabaladığınızı farkettiniz. Sonunda insanın doğasıyla savaşılamayacağını anladınız. Millet gerçeğini, milliyetçiliğin iç güdüsel olduğunu anladınız. Komünistliği bıraktıktan sonra yıllarca savaştığınız insanlar milliyetçi olduğu için kendinize milliyetçi diyemediniz ve “ulusalcı” ismini uydurdunuz. İşçi Partisini kapatıp Vatan Partisi kurdunuz. Lenin’in fotoğrafını indirip yerine Atatürk’ün fotoğraflarını astınız.

Ama eski düşünceleriniz hücrelerinize kadar öyle bir sinmiş ki ulusalcılığı bile doğru düzgün yapamıyorsunuz. Birilerinin maşası olmaktan vazgeçemiyorsunuz. Rusya oğlunuzu okutuyor, Çin iki konferansa çağırıyor diye kendinizi adam yerine koyuyorsunuz.

Böyle yazdım diye sakın kızdığımı falan düşünme. 50 senedir bir baltaya sap olamamış adamların ağızlarına Türkçülük, milliyetçilik gibi kavramları alması bizde sadece tebessüme yol açmıştır.

Seni ciddiye falan aldığımız yok. Yanında iki tane emekli komutan var diye Türkçülük falan yaptığını sanma. O iş öyle PKK kampında teröristlere devrim anlatmaya, Apo’ya çiçek vermeye, solculuk oynamaya benzemez.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone