Son Perde

KemalOnalir

Adına ‘devlet’ dedikleri tiyatro oyununda şarlatanlıklar devam ediyor. Onlar için devlet kavramı nedir bilmiyorum fakat bizim için devlet bu değil.

Nedeni mi? Bugünün haberlerinde gördüğümüz ‘Devletin Görüşeceği Cemaat ve Tarikatların Listesi’ başlıklı haber.

Bu haberin meali şudur; bir kadınla bir adamı bir odaya kapatıp; ‘Bak hanım kızım bu adam 10 sene sonra, şu mevkide sana tecavüz edecek. Şimdiden hazırlığını yap’.

Bu listenin açıklanmasının sebebi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, FETÖ tehdidini ele almak için yapacağı toplantıymış. Madem dini kullanarak terör estiren bir gurubu, fikir alanında yok etmek için Diyanet yetersiz kalıyor, o kadar para nereye gidiyor? diye sorarlar adama. Sormalılar daha doğrusu.

Listeye bakınca birçok cemaat ve tarikatın ismi var. Gülen cemaatinin dâhil olduğu Nurcular gurubundan cemaatlerinde bulunduğu listede; Ensar Vakfı, İsmailağa Cemaati, Menzil, İlim Yayma Cemiyeti gibi gurupların adı var.

Ensar Vakfını hepimiz biliyoruz. Bu adamlarla neyin istişaresini yapacaksınız? Bunların herhangi bir toplantıda yapacağı sunumun başlığı en fazla; ‘Yeni Tecavüz Teknikleri’ olur. Bunlar devletin değil, savcıların muhatabı olacak adamlardır. Fakat öyle savcıyı ara ki bulasın.

İsmailağa Cemaatini ‘Cübbeli Ahmet’ten tanırsınız. Kendisi camide başka, televizyonda başka konuşmasıyla yani ikiyüzlülüğüyle tanınır. Kadın ve bilim düşmanıdır. Bu şahıs cemaatin yüzüdür. Düşünceleri kendi düşünceleri değil tarikatının düşünceleridir. Bu adamlarla neyin tartışmasını yapacak, hangi aklı danışacaksınız?

İlim Yayma Cemiyeti, Milli Türk Talebe Birliği içinden çıkan kuruluşlardandır. Mevcut Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın da dâhil olduğu bu guruptan Yusuf Türel isimli şahısın kurduğu vakıf halen faaliyetlerine devam ediyor. Kendisi hakkında yapılacak bir araştırmada Gülencilerin bu şahsı ne kadar sevdiğini görebilirsiniz. Ölümünün ardından Diyanetin listesindeki cemaat ve tarikat liderlerinin yayınladığı hüzünlü mesajlar internette duruyor. Atatürk ve cumhuriyet düşmanlıkları ayyuka çıkmış olan bu topluluk, cumhuriyet kisvesi altında devlet düşmanıdırlar.

Risale-i Nur tayfasından yazanı, çizeni, okuyanı ne varsa çağırmışlar. Fetullah Gülen’in sohbetlerine bakın, arka planda bu Risale-i Nur denen kitapları görürsünüz. Sohbetleri sırasında sürekli aynı kitaplara atıf yapar. Yani aynı kaynaktan beslenen guruplardır. Anadolu’da, ‘Akı ne ki b.ku ne olsun’ diye bir laf vardır. İşte bunlar için söylenmiştir.

Liste belli, tarih belli, olanlar belli, sonuç belli. Halen neyin toplantısı yapılacak, hangi konular konuşulacak, hangi pazarlıklar yapılacak? Bu adamlar neye yön verecek? Devlet bunlara danışmanlık ücreti ödeyecek mi? Hangi tavizleri verecek, hangi araziler hizmetlerine sunulacak.

Kendine ‘devlet’ diyen yapıda böyle saçmalıklar olmaz. Devlet her kurumdan, her kişiden üstündür, üstün olmalıdır.

Devletin en çok ödenek alan, en geniş ağa sahip kurumlarından biri Diyanettir. Her köyde imamı olan bir yapının ulaşamayacağı insan yoktur. Bu meseleyi tek başına çözecek imkânlar elindedir. Bu devletin resmi fetva makamıdır. Buna rağmen bu toplantı neyin nesidir?

Devlet kendi başına politika üretmiyor mu? Yeterli sayıda uzmanı, bürokratı, danışmanı yok mu? Devlet nedir bilen, otorite sahibi insanlar dururken, daha iki ay önce memlekette terör estiren bir cemaatin kökünü kazımak için diğer cemaatlere başvurmak akıl kârı mıdır?

Bakanları diz çöküp, boyun büken bir devlet herhangi bir cemaat üzerinde nasıl otorite kurmayı planlıyor? Bu memleketin din meselesini çözebilecek bir otorite ne zaman tesis edilecek?

Alın size bir sürü soru. Cevaplarını yukarıdaki bilgilere göre verin. Vicdanınıza sorun.

Madem Diyanet, İlahiyat fakülteleri, Profesörler bu meseleyi çözemiyor, hepsini kapatın. Maaşlarını, ödeneklerini kesin. Bunların yerine adam akıllı bir Uzay Araştırmaları Enstitüsü kurun. Belki bir koloni kurarlar da gider oraya yerleşiriz. Sizde kurtulursunuz bizde.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone