Şor Türkleri ve Kültürleri Hakkında- Çıltıs Tannagasheva

şor

 

Şorlar (Şor Türkleri) – Güney Sibirya’nın yerel azınlık halkı, Kemerovo Oblastı’nın (Oblast-vilayet, çev.) güneyinde yaşamaktadırlar. 2002 yılında yapılan nüfus sayımına göre Kemerovo Oblastı ve çevre bölgelerde yaşayan Şorların sayısı 14 binden fazladır. Şor Dili Uygur-Oğuz Türk Dilleri grubunun Hakas alt grubuna aittir. [1, s. 11]. Şor milleti, geçmişteki manevi kültürünün odak noktası olan zengin folklora sahiptir. Bu kültürün en zengin ifadesi olan
-kahramanlık destanı- hala halk arasında varlığını devam ettirmektedir. Şor destanı, halkın manevi yaşantısının en zengin ve en geniş kapsamlı parçasıdır. Bu destanda halk sanatının gelişmesinin bilimde Homo sapiens diye anılan (yani insanda kendi kendini tanıma-algılama yeteneği ortaya çıktığı zaman – kendini dışarıdan görme, kendi durumunu ve dünyadaki yerinin trajedisini değerlendirme, kendini soyutlama yeteneği ve idrak kabiliyeti oluştuğu zaman) modern insan tipinin oluşumu şafağında ortaya çıkan, zengin ve kendince çok yönlü senkretik düşüncenin yansıması olan mitolojiye kadar uzanan tüm çeşitleri ve aşamaları anlatılmıştır. Sayan-Altay halklarının kültürel çok çeşitliliğinde, bilhassa Şorlarda, destanı anlatma sanatının fenomeni kişiliğin ahenkli gelişmesi açısından çok önemlidir. Ki bu zaten kahramanlık destanı geleneksel folklorun bir parçası olan belli başlı bir Sibirya bölgesi için önemli değildir, aynı zamanda her insanın ufkunun genişlemesi açısından da önemlidir. Eskilerden beri Şor kahramanlık destanı nesilden nesle, ağızdan ağza aktarılmıştır. Bundan dolayı da farklı çağların ve tabloların (olayların) katmanlaşması olmaktadır. Kay, Şor türkülerinin özel bir çeşididir. Kay seslendirilmesi (anlatılması) iki telli bir çalgı aleti olan “kay kopuz” eşliğinde olmaktadır. Diğer şarkı ve türkü türlerinden özel farkı şudur: kay gırtlağın sıkıştırılması ile söylenmektedir. Kendine özgü melodisi aslında duyguları, heyecanı, deneyimi ifade etme aracıdır. Şorlarda destanı anlatan insana “kayçı” denilmektedir. Kayçılar destanı kay-kopuz eşliğinde söylerler, ara sıra da söylemeye ara vererek ne söylediğini anlatırlar. “Nıvakçı” (anlatıcı) ise kahramanlık destanını müziksiz söyler. Bilimin Şor destanına ilgisi ilk olarak XIX. yy. ortaya çıktı. Şor destanının 8 eserini yazıya döken ilk bilim adamı, Türkolog, Vasiliy Radlov’dur (1837-1918).  Radlov, 1861’de Tom Nehri yukarı kesimlerinde kurulmuş (günümüz Novokuznetsk şehrinden yukarı) Mıski köyüne kadar (günümüz Mıski şehri) Şor yerleşim yerlerini gezmiştir. Devamında da Mrassu Nehri boyunca devam etmiştir. Bu gezi esnasında Vasiliy Radlov Şorca’yı öğrenmiş (incelemiş) ve başta kahramanlık destanı olmak üzere folklor eserlerini not etmiş. Destanı muhtemelen anlatıcıların ağzından dinleyerek mısralar şeklinde ve Şorca not etmiş, ancak çok sayıda boşluklarla kaydetmiştir. Çok fazla metin saptanmamıştır: “Karattı Pergen”-517 şiir satırından oluşmaktadır, “Kaan Pergen”-515, “Altın Ergek”-504, “Ay Meke”-396, “Oglak”- 370, “Aran Tayçi”-290, “Altın Tayçi”- 215 satır. Bu metinler V.Radlov’un “Güney Sibirya Dzungar Steplerinde yaşayan Türk Boylarının Halk Edebiyatı ile İlgili Örnekler” adlı çalışmasının ilk kısmında yer almaktadır. Kitapta anlatıcılar hakkında ve toplanan materyallerin kullanıldığı yerler hakkında da bilgi verilmemiştir. Sazon Surazakov (1925-1979) Radlov’un çalışmalarına eleştiri getirmiştir: “Radlov metinleri yazarken anlatıcıların ağzından yazmasına rağmen destanın şiirsel yapısını koruyamamış, çünkü doğrudan destanın söyleyiş şeklini değil, ne anlam ifade ettiğini yazmıştır. Buna ilaveten bazı eserler parça parça yazılıp yayınlanmıştır”. Gene de bütün eksikliklere rağmen Vasiliy Radlov’un çalışmaları çok büyük bilimsel önem taşımaktadır, çünkü metinlerin yazıya döküldüğü dönemde Şorlar kendi doğal ortamında yaşamaktaydılar ve henüz dışarıdan ciddi bir müdahale olmamıştı. Şor destanının incelenmesi ve derlemesiyle V.İ.Verbitskiy (1827-1890) de uğraşmıştır. Verbitskiy, Radlov’un önceden kağıda dökmüş olduğu “Kara Kaan” ve “Ay Manıs” destanlarını Rusçaya tercüme etmiştir. Tercümeler düz metin şeklinde yazıldığı için orijinallerin sanatsal düzeyini yansıtmıyordu. Ve burada ilk önce Verbitskiy’in geniş çapta Şor destanlarına yer verdiği “Altay Halkları Masallarında Bahadırlar[1]” adlı makalesine değinmek gerek. Sözkonusu bu makalede Şor destanlarının esas yanları sıralanmıştır: “Bahadırların kökenleri”, “Bahadırın doğuş kehaneti”, “Henüz anne karnındayken bahadırların karşılaştıkları tehlikeler” (destanlarda bahadırlar çoğu zaman ihtiyar anne babadan doğarlar). Makalede diğer epik motiflere de yer verilmiştir. Örneğin: “Bahadırların boyu ve çocuk gücü”, “Bahadırların atları”, “Bahadırların kullandığı eyer”, “Bahadırların silahları”, “Bahadırların ad almaları”, “Bahadırların ata binmeleri”, “Bahadırların dövüşü”. Verbitskiy’nin makalesinin önemi şuradadır ki, yazarın her fikri somut materyaller ile desteklenmektedir. 1886 yılında ünlü Türkolog ve Hakas Türkü olan Nikolay Katanov (1862-1922), Radlov’un “…Örneklerinde” yer alan özgün isimlerin alfabetik kılavuzunu (el kitabını) yayınlamıştır. Kılavuzda isimlerin orijinalleri, Rusçaya tercümesi, sıfatların yorumu ve açıklaması yer almıştır. 1920-1930 yılları arasında ünlü bilim adamı, halk bilimci ve folklorcu Nadejda Dırenkova (1899-1941) Şor destanlarından 44 eseri kağıda dökmüştür. Onlardan altı tanesi: “Kartıga Pergen”, “Kan Kes”, “Oleng Taycı”, “Kan Argo isimli büyük kız kardeşi olan Kan Mergen”, “Beyaz Oleng ve Boz Oleng” ve “Ak Kan” 1940 yılında “Şor Folkloru” adlı kitabında yayınlanmıştır. Bu kitapta yayınlanan eserler çok titiz ve anlamlı bir tercüme ile yayınlanmıştır. “Şor Folkloru” kitabı haklı olarak klasik eser olarak kabul edilmiştir. Dırenkova’nın yazılarının ayırıcı özelliği çok kaliteli olmalarıdır. İlk olarak bu yazılar anlatıcıların yaşadığı yerlerde yazılmıştır ki buralarda folklor, kültürel hayatın idrak edilmesinin temel şeklidir. İkinci olarak bu kayıtlar Şor destanlarının dönemin (1920-1930) en iyi anlatıcılarının ağzından not edilmiştir. (Moroşka’dan Ak-Met’e kadar), bu dönemde Şor kay’ı hala parlak devrini yaşamakta idi. Nadejda Dırenkova tarafından toplanan Şor destanları ile ilgili materyaller (yayınlanmayanlar dahil) bugün “Büyük Petro adına Sankt Petersburg Antropoloji ve Etnografya Müzesinde” muhafaza edilmektedir. 1940 yılında ilk Şor dilbilimcisi G.Babuşkin (1907-1969) “Şor Nıvaktarı” (“Şor Masalları”) adlı bir derleme yayınladı. Bu derlemede yayınlanan eserlerin tamamı masal değildir. Örneğin: “Çagıs Ak Kan”, “Ay Manıs”, “Altın Kaan”, “Altın Tayçi”, bunlar destandır. Babuşkin bu destanları dönemin ünlü Şor türkücülerinden A.Napazakov’dan dinleyerek yazmıştır. (1870-1942). 1948 yılında Sibirya şairi A.Smerdlov “Ay Tolay” adlı şiir derlemesini yayınladı. Bu derlemede A.Napazakov’dan dinleyerek şiir şeklinde Rusçaya tercüme ederek “Ay Tolay”, “Altın Kılış”, “Altın Som” destanları yer aldı, aynı zamanda A.Abakaev’in (1856-1940) ağzından dinleyerek düz metin şeklinde Rusçaya tercüme ederek “Ay Manıs”, “Kazır Too”, “Altın Tayçi ve Altın Tana” destanları da yer aldı.. Şor destanları toplayıcıları (araştırmacıları) arasında Stepan Torbokov (1901-1980) da yer almaktadır. Kendisi Şor yazar, şair, aydınlatıcı ve destanlar konusunda çok büyük bir ustadır. S.Torbokov’un topladığı materyaller çok değerlidir; çünkü kendisi de yarım asra yakın bir süre boyunca anlatıcılık yaptı (“kayçı”). O hiçbir zaman destanları birisinin ağzından dinleyerek kağıda dökmedi, bu yüzden de onun notları destanların anlatma özelliği bakımından daha elverişlidir. Onun çalışmaları bugün Hakas Dil ve Edebiyat Bilim-Araştırma Enstitüsünde ve Altay Sosyal Bilimler Araştırmaları Enstitüsünde muhafaza edilmektedir. Şor folkloru ünlü toplayıcılarından birisi de Andrey Çudoyakov idi. Çudoyakov, Şor destanlarının tematik, şiirsel ve sanatsal özelliklerini inceleyen bir monografi çalışmasını yayınlamıştır. Aynı zamanda Çudoyakov, uzun yıllar süren Şor destanlarının araştırma sonuçlarını içeren bir dizi makale yayınlamıştır. Bilhassa destanların tarihi gerçekliliği, destanların stili, şiirselliği, kay’ın özelliğini anlatan makaleler. Şu anda bir zamanlar sevilen Şor halk sanat türünün acil canlandırılması ihtiyacı doğdu. Gençlere, müzik kültürünün kaynağı ile,  manevi, ahlaki, bu halka özgün eğitim temelleri ile daha yakın tanışma fırsatı verilmesi lazım. Şor halkının gerçek sözlü sanatının geleneği ve orijinalliği ancak bu şekilde korunabilir. Bu yüzden bugün kayçiler-anlatıcılar hakkında bir veri tabanı, bilgi bankası oluşturmak lazım, ki elde edilen materyalleri kullanarak katalogların, albümlerin, metinlerin yayınlanması lazım, özellikle de ses ve video kayıtları burada çok büyük önem arz etmektedir. Şorların yaygın olarak yaşadığı bölgelerde Şor halkının manevi kültürel değerlerinin korunması ve yaygınlaştırılması yönünde çalışmalar yürütecek etno-kültür merkezlerin oluşturulması gerekiyor. Geçmişi bilmeden bugünü anlamamız, günümüz gerçeklerini doğru değerlendirip sevmemiz mümkün değil; hele geleceği hiç anlayamayız. Her halkın folkloru aslında, edebiyatımızın, çok yönlü ve çok kültürlü sanatımızın beslendiği sonsuz birincil (ilkel) bir kaynaktır. En iyi yazarlar, şairler, ressamlar ve müzisyenler, koreograflar ve yönetmenler folklordan esinlenerek ilham almışlardır. Mertlik gücü, vatandaşlık bilinci, bilgelik ve iyi kalplilik, yüksek manevi değerler, parlak renklilik ve gerçek ilkel güzellik sürekli olarak bu kaynaklardan beslenmiştir.

Yazan  : Çıltıs Tannagasheva
Çeviren: Sergey Manastırlı

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone