Nihal Atsız

Günün birinde, “Minyatür Osmanlı” adında bir yazı yazmıştım. Orada savunduğum düşünce şu idi: Türkiye, siyasi sınırlar itibariyle aynı kalacak, ancak ülke, sistem ve görünüş itibariyle, yani psikolojik olarak “Osmanlı” gibi görünecekti. Bizim fesli fetihçiler de Osmanlıcı söylemlere balıklama atlayacak, ne idüğü belirsiz ucube bir ideoloji oluşturularak beyinleri zehirlenecekti. İşte bugün o beyinler zehirlendi. İşte bugün […]

Devamını Gör

Uzun zaman önce, Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın, “Sümerler Türklerin Bir Koludur” eserinde, “lu.keng.ir” kelimesine rastlamıştım. Muazzez Hanım, bu kelimeden yola çıkarak, Türkçedeki “Kenger” kelimesiyle bağlantı kuruyordu. Eser şu anda elimde bulunmadığından, çok ayrıntıya giremeyeceğim. Kısa bir araştırma yaptım ve farklı Sümer araştırmacılarının, bu kelimeyi biraz daha farklı şekillerde okuduğunu gördüm. Bekmurat Gerey, “5000 Yıllık Sümer-Türkmen […]

Devamını Gör

Ülkemizin gündeminde daima bir numara olduğu için, yine sayın Cumhurbaşkanının ifadesinden yola çıkarak yazımıza başlayacağız. Kendileri, son olarak şöyle demiş: “Karnını doyuruyorsun, yine de oyunu vermiyor”. Kim kimin karnını doyuruyor? 2020 TL asgari ücret alan adam, o maaşla, memleketin bütün refah seviyesi yüksek adamlarını doyuruyor. Milyarlarca lira vergi borcu olan adam, ülkenin yükünü taşıyor bahanesiyle […]

Devamını Gör

Macaristan kelimesinin orjinali Magyarország yani magyar + ország‘dır. Magyar (Macar) o bölgeye yerleşmiş Hun Türklerinin yedi kabilesinden birisinin ismidir (Anadolu’daki Kayı, Avşar… gibi). Ország ise ülke demektir. Yani Macaristan bizim anladığımız şekliyle de etimolojik olarak da Macar Ülkesi demektir. Bu ülkenin diğer bir ismi de Hungary‘dir. Bu ise Hun + Onogur kelimelerinin birleşmiş ve latinize olmuş halidir. “Onogur” kelimesi Türklerin 5 ve 7. yüzyıllarda […]

Devamını Gör

Türkçülük son bir kaç yılda iyiden iyiye özellikle “ergen” diye tabir edilen nesil arasında gerek sosyal ortamlarda gerekse günlük yaşamda yaygınlaşmaya başladı. Bazılarımız bundan rahatsız oldu, bazılarımız ise hoş karşıladı. Peki bu durum olumlu mu algılanmalı, olumsuz mu… Nihal Atsız’ın 1975 yılında vefatından 30 sene sonra ilk kez Caner Kara 2005 yılında yaktı Türkçülük ateşini. […]

Devamını Gör

Türk edebiyatına üç eser kazandıran, çeşitli dergilerde hikayeler yazan, şiirleri bestelenen, yedi eserin de çevirisini yapan bir öğretmen ve yazardır Sabahattin Ali. Rum kökenlidir.  Babasının asker oluşundan dolayı çocukluk yıllarında epey yer gezmiştir. İşgal yıllarında bir süre Edremit’de yaşamını sürdürmüş, gençliğinin bir kısmı orada geçmiştir. Daha sonra Kuyucaklı Yusuf adlı eserinde de Edremit’i yoğun bir şekilde […]

Devamını Gör

Bilindiği üzere Türk milleti binlerce yıl göçebe yaşam tarzını benimsemiştir. Bu yaşam tarzı gerek özgürlüğüne düşkün millet yapımızla gerek coğrafi koşulların zorunlu kılmasıyla benliğimize bir takım etkiler yapmıştır. Milli karakter denilen olgu, bir milleti diğer milletlerden ayıran özelliklerin bütünüdür. Bizim de Türk milleti olarak kendimize has bir takım özelliklerimiz mevcuttur. Bu özelliklerin başında gelenlerden biri […]

Devamını Gör