Tam da Bu Devrin Adamıyız

YusufDuzgoren

Günümüz Türkçüleri’nde yaygın bir inanış var.  Herkes geçmişten dem vuruyor, Tanrıkut Mete devrine saplanıyor, Göktürkler döneminde yaşayıp, Selçuklu’da alp olup, Osmanlı’da çeri olma hayalleri kuruyor.

Bu inanış kişilerin geçmişe saplanıp kalmalarına, geçmişi çekirdeksiz üzüm sanmalarına, günümüz dünyasının gerektirdiklerini yerine getirememelerine ve yaşadığımız çağa odaklanamamalarına sebep olmaktadır.

Bu saplantıda olan arkadaşlar Mete devrinde bir ellerinde pusat, bir ellerinde kımız, kafalarında börk güle oynaya Çin Seddi’ni aşabileceklerini mi sanıyorlar acaba? Mete Han “Evdeşlerinizi, sevdiklerinizi oklayın!” dediğinde oklayabilirler miydi acaba? Bilge Kağan, Çinli prensesi “hatunu” yaptığında ona biat edebilecekler miydi acaba? Kürşat Çin sarayını basacağı zaman onunla ölüme mi giderlerdi yoksa “Senin anan Çinli, kendin git.” deyip bahane mi uydururlardı…

Ben bunu üşengeçliğe bağlıyorum. Türkçülüğün sosyal hayatın bir parçası olduğu zamanlarda bu arkadaşların kafalarında kurguladığı “gök pembe” hayallerle Türkçü olmak kolaydır elbet. Asıl mesele bu devirde Türkçü olabilmek, hatta Türkçü kalabilmektir.

Maalesef çoğumuz asıl konuyu kaçırıyoruz. Bizler o devirlerde değil, bu devirde yaşayan insanlarız. Ne mutlu ki hepimiz atalarımızı anıyoruz, hürmet ediyoruz ve onlara layık olabilmek için çabalıyoruz. Ama Tanrı onları yaşadıkları çağlara, bizleri de yaşadığımız çağa gönderdi. Onların pek çoğu görevlerini layıkıyla yerine getirdiler. Sıra bizde. Bizim torunlarımızın da bizim yaşadığımız çağa özenmeleri için bu çağı milletimiz adına altın bir çağ haline getirmek durumundayız.

Bunun için de geçmişe takılıp kalmadan, günümüz dünyasına adapte olmalı, milletimizi muasır medeniyetler seviyesinin en üstüne çıkarmak için yapılması gerekenler ne ise onlara odaklanmalı ve zaman kaybetmeden çalışmaya koyulmalıyız.

Bu süreçte tabi ki Atsız gibi geçmişe yönelik uktelerimiz olacak, hayalini kurduğumuz devirlerde yaşıyormuşuz hissi veren kurultaylar yapacağız, şölenler düzenleyeceğiz. Ama bunları o devirlere kafayı takmak için değil, bizi asıl konuya odaklandırsın, ülkümüze giden yolda bizi perçinlesin diye yapacağız.

Ancak bu şekilde hürmetle yad ettiğimiz atalarımıza layık olabilir, yüce Tanrı’nın rızasını kazanabilir ve dünyayı daha yaşanılabilir bir hale getirebiliriz.

Biz bu devirde gönderildiysek M.Ö. 209’ların değil, tam da  bu devrin adamıyız.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone