TANRI ELBİSELİ ADAM VE TRUVA MEHDİ

YusufhanGuzelsoy

Bütün milletler için resmi tarih tezi çok önemli bir motivasyondur. Bizim tarih tezimiz hala bu motive işlevini yeterince yerine getiremese de, vaktiyle Mustafa Kemal Atatürk, böyle bir tez ortaya koymaya çalışmış, bunun için de Batılıları kendi silahlarıyla vurmayı amaçlamıştı. Türkiye’de birçok insanın Türk dostu sandığı ve sevdiği James Churchward, Mu kıtası tezini ortaya atmış, bu teze Uygurları da dahil etmişti. Ona göre Uygurlar da eski ve yüksek bir medeniyet olan Mu kıtasından gelmişti. Ama gel gelelim, Churchward, Uygurların Türk topluluğu olduğunu yazmaktan imtina ediyordu. Churchward, Uygurların Mayaların bir kolu olduğunu iddia ediyordu. Sanılanın aksine bu maceracı İngiliz, Avrupalıların diğer medeniyetlerden hem ırksal olarak hem de kültürel anlamda üstün olduğunu savunan tezi kuvvetlendirmek için çalışmıştır.

James Churchward, Mayaların Mu’nun beyaz ırkının devamı olduğunu, ancak Mayaların, sarı ırkın bir temsilcisi olan vahşi Moğol kabilesiyle karşılaştıklarını ve bunlar yüzünden melezleşerek aşağı bir medeniyet gibi göründüklerini iddia eder. Tam bu esnada, Avrupalıların o meşhur “medeniyet savaşçısı” algısı yaratma gelenekleri devreye girer. James Churchward’ın Mu çalışmasının sonunda, Mu’dan kaçan son beyaz hükümdarın teknelerle gelerek tekrar Mu’dan gelenleri kurtaracağına dair bir güya Mu öğretisi olan bir de kehanet mevcuttur.

Bu son kehanet, Aztek ve Amerika yerlilerinin topraklarını işgal eden İspanyolları işaret etmektedir. Kendilerine yardım eden bir Aztek kralını, mükemmel bir şekilde ağırlanmalarına rağmen İspanyol askerlerini çağırarak önce ülkesini işgal edip sonra da ateşte kızartan medeniyet savaşçısı Avrupalılar… Bu aptalca teze Türkiye’de inanan sayısız gerizekâlı vardır.

İspanyol kolonici Hernan Cortes, tarihin gördüğü en büyük açgözlülerden biridir. Bir o kadar vahşi ve kan dökücüdür. Kiraladığı 11 gemiyle önce Küba’ya gidip oranın valisinden Meksika’da ticaret yapmak için yardım isteyen ancak daha sonra Meksika’yı işgal etmeyi düşünen Küba valisini de kandıran Cortes, Meksika’yı kendi işgal etmiştir.

Ama nasıl?

İspanyollar, işgal maksatlı olarak Aztek topraklarına geldiğinde, Aztekler Hernan Cortes’i kehanetlerinde yer alan ve günü geldiğinde denizden parlak elbiseleriyle gelerek başa geçeceğine inandıkları “Quetzalcoatl” sanmıştı. Quetzalcoatl, Azteklere bildiği her şeyi öğretecek ve bu da Azteklerin altın çağının başlamasını sağlayacaktı. Ancak öyle olmadı. Tenochtitlan şehrinde gezinen ve kral Montezuma’nın çok iyi bir şekilde ağırladığı bu kan dökücü zalimin ne mal olduğunu anlayan yerli askerler, krala isyan ettiler ve başından yaraladıkları Montezuma bu isyan sürerken öldü. Foyası ortaya çıkan sözde Tanrı elbiseli adam Hernan Cortes, hemen harekete geçerek muhtemelen başlarda yerlilerin efsanede geçen “sihirli değnek” sandıkları ateşli silahlarıyla büyük bir katliam yaptı. Bu katliam ve yıkım, tarihin gördüğü en büyük boyutlarda gerçekleşmiştir. Öyle ki bu vahşinin yakıp yıktğı Tenochtitlan şehri, o zamanlar İstanbul ve Paris’ten sonra en büyük üçüncü şehirdi, 200.000 nüfusu vardı. Meksika yerlilerinden çalınan ve külçe haline getirilen altınlar o kadar çoktu ki Avrupa’da altın fiyatları düşmüştü.

stock-vector-quetzalcoatl-the-feathered-serpent-icon-211601296 Quetzalcoatl (Sakallı Yılan)

Cortes, daha sonra Osmanlılara karşı açılan Cezayir seferine katılacak ve yediği Osmanlı tokadı yüzünden ölmekten son anda kurtulacaktı.

Tarihin gördüğü en büyük Truvalardan biri işte bu Hernan Cortes’tir. Bazılarına göre, Hernan Cortes, önceden Azteklerin kehanetlerinin yer aldığı metinleri incelettiği ve denizden parlak elbiseleriyle gelerek yerlilere altın çağını yaşatacak olan Quetzalcoatl (sakallı yılan) gibi giyindiği de iddia edilir. Ancak Azteklerin İspanyolların üstündeki parlak zırhlara aldanmış olması muhtemeldir. Ayrıca denizden gelmeleri de kehanetle uyuşmaktadır. Aztekler buna aldanmış ve bu onlara pahalıya mâl olmuştur.

hernancortes

Hernan Cortes, Aztek metinlerini okumuş mudur, pek bilinmez; ama günümüzün Truva Corteslerinin işgal edip sömürmek istedikleri herhangi bir ülkenin dini veya milli metinlerini okudukları herkesçe bilinmektedir. Hristiyan memleketlerde sahte Mesih, Müslüman memleketlerde sahte Mehdi, bunun en önemli örnekleridir. Ancak hepsi birer Truva görevi görememiştir. Bunların bir kısmı cahil veya delidir. Truva görevi görenlerse, çok okuyup çok yazanlardır. Türkiye’de Fethullah Gülen, Truva Mehdi işlevi gören modern Hernan Cortes’tir; yani o da bir sakallı yılandır. Akıncı üssünden F-16 kaldırıp kendi başkentini vuran ve “Mehdi’ye sözümüz var” diye ortalığı yeminler eden pilotlar da, sahte Mehdi’nin gözü boyanmış, akılları çalınarak Mankurtlaştırılmış askerleridir. Diğer cemaatler için de aynı durum geçerlidir.

la malinche Hernan Cortes ve hain eşi La Melinche. Tüm Truvaların hain gelinleri vardır.

Bugün de ortalıkta sayısız efsaneler dönüyor ve çökmekte olan Tanrı elbiseli adam oyunu tutsun diye bu efsaneler diri tutuluyor.

Daha düne kadar Truva Mehdi’yi överek göklere çıkan hacı hoca takımı, bugün yüzsüzlüğün ikiyüzlülüğün dibine vuruyor. Güya bu hacı hoca takımının şeyhleri veya direk kendileri, bilmem kaç sene öncesinden Fethullah’ın hain olduğunu söylemişmiş! Diyelim ki bu gerçek olsun… “Kâfir” ilan ettiğiniz Türk subayları kadar olsaydınız da, ölmek veya ailenizden, sevdiklerinizden olmak pahasına bunlarla mücadele etseydiniz. Yemedi mi, cihatçılar? Bunların cihat anlayışı, gariban Müslüman’ın kafasını kesmek, önüne geleni de kâfir ilân etmekten ibarettir.

Bu hocaların bir kısmı da o kadar mütevazı (!) açıklamalar yapıyor ki sormayın. “Bu ülke aksakalların, hocaların hürmetine batmıyor.”

Vay be…

Millet çatır çatır kurşun yerken, tankın altında ezilirken oturduğu yerden kalkmaktan aciz olan adam, sırf kendisi Türkiye’de yaşıyor diye, memleketin batmadığını iddia ediyor. Öyle de yüzsüz… Diğer yandan, bu gibilere inanan, bu gibilerin duasıyla başarılı olduğunu sanan adamın, tankın önüne yatmış bir kahraman değil de bir kalas olduğunu kabul etmek gerekir. Maalesef bu gibilere inananların sayısı hiç de az değildir. Az değildir, çünkü cehalet zirve yapmış durumdadır.

Cübbeli denen kertenkele düşmanı şarlatan da bir ara televizyonlara çıkıp Mehdi’nin nasıl çıkacağına dair kehanetlerde bulunmuştu. “Kehanet” diyorum, çünkü gerçekten bu şarlatan, Kur’an’da tek bir yerde sözü geçmeyen Mehdi’ye ve Mesih’e inanmanın ehl-i sünnete farz olduğunu söylüyordu!

“Mehdi yaşıyor” diyerek onun şu anda kaç yaşında olduğunu söyleyenler, “Deccal” projesiyle tamamen insanlardan uzak, vahşi bir doğayla yetiştirilmek için deneylerde kullanılan çocuk/çocukları kastediyor olmasın? Bu sinsi oyuna karşı gözlerinizi açın.

NASA’nın “Mavi Işık Projesi” (Project Blue Beam), ileride Mehdi-Mesih kehanetlerini desteklemek için geliştirilmektedir. Bu projeye göre, HAARP teknolojisinden de faydalanılarak, gökyüzünde birtakım ışık oyunlarıyla Mesih’in geldiğini bütün dünyaya göstereceklerdir. Kısacası, ileri bir hologram teknolojisiyle, Mesih’in dünyaya geldiğini iddia ederek insanları aldatmaya çalışacaklardır. Bunun küçük denemelerini de yapıyorlar.

İnsanların bu tarz olaylara tepkisini ölçmek için, “Suriye’de melek çocuğu kurtardı.”, “Mısır’da Mehdi (veya Hızır) savaşırken görüntülendi.”, “Gökyüzünde çarmıha gerili İsa silüeti görüldü.” gibi videolar oluşturup bunları yayıyorlar. Yazık ki bu videolar da insanların dikkatini çekiyor. “Kâbe’ye inen melek görüntüsü.” bunlardan biridir.

Bir tane beyinsiz de çıkıp Mehdi veya Hızır’ın boyutlar değiştirebildiği, insanüstü güçlerle donanmış olduğu halde neden at üstünde gezmeye muhtaç olduğunu sormuyor. Bu tarz sinsi oyunlara karşı gözlerinizin açık olması gerekir. Bu iş “Tek gözlü güç herkese hükmediyor.” diye gizem kovalamakla olmaz. “Benim iki gözüm var.” demek gerekir. Eğer sizin gözünüz açık olursa, Tanrı elbiseli adamları bütün çıplaklığıyla görebilirsiniz.

sözdemelekisasilüetimısırda hızır

***

Bu arada iki noktaya dikkat çekerek yazımı bitireyim.

Birincisi: Cübbeli gibilere sorsak ırkçılık haramdır, dinde yeri yoktur. Bu yüzden, sırf ataları nankörlük etti diye torunlarına düşman olmaya gerek yoktur. Tabi ki bu tarz fetvalar milletin direncini içeriden çökertmek içindir. Oysa kertenkelelerin ölümünün sevap olduğunu söyleyen Cübbeli ve onun gibiler, bu fetvalarını ta Hz. İbrahim’in ateşe atılması olayın bağlar, “Kertenkele su taşımadı, bu yüzden öldürün.” der. Birçok sığır da Ayasofya’yı yeniden kilise yapmak için bekleyen gerçek düşmanları dururken, kertenkele peşinden koşar. Kertenkeleye ırkçılık yap, Ermeni’ye yapma.

Tabi, olur.

İkincisi: Cübbeli “Mehdi gelecek yüzyılda çıkacak.” diyor. NASA da Mavi Işık Projesi gibi işleri en geç gelecek yüzyılda tamamlayıp etkin bir şekilde kullanmayı planlıyor.

Tesadüf mü?

Tamam, öyle olsun.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone