Tanrı Türk’ü Kimlerden Korusun? – 1

alicanakyil

Türkçülük, etki alanını arttırdıkça beraberinde bazı sorunlarla karşılaşmaya başlamıştır. Safların sıklaştığı şu günlerde, Türkçüleri büyük sorunlar beklemektedir. Türkçülük adı altında ortaya çıkan türlü kitleler, davanın gereğini değil, davanın sadece işlerine gelen kısımlarını uygulayarak suyu bulandırmaya çalışmaktadır. Gerçek Türkçüler, dün olduğu gibi bugün de bu sapkın kitlelerin karşısında olmayı vazife bilecektir. Konuya açıklık getirmek gerekirse, Türkçülüğün en temel sloganlarından biri olan “Tanrı Türk’ü Korusun” sözünü biraz daha detaylandırmak lazım.

Türkçüler, duygusal yönleri kuvvetli kişilerdir. Türkçüler yapı olarak, ufak bir meseleyi bile “Memleket meselesi” haline getirmeye müsait kişilerdir. Türkçüler için bir duygunun boyutu, o duygunun önemiyle değil, istenme derecesi ile orantılıdır. İnsanların, fikri anlaşma sağladığı kişileri çevresinde tutması, kuracağı bağları bu kişilerle paylaşması kadar doğal bir durum yoktur. Ama bu konularda, Türkçüler olarak duygusal davranmanın dozunu iyi ayarlamamız gerekmektedir. Eşimizi, dostumuzu, arkadaşımızı seçerken, insanlara bir sıfat yüklerken, mantığımızın duygularımızın gerisinde kalmasına izin vermemeliyiz. Fikri boyutunu oturtup kavrayamadığınız davanın edebiyatını yapmak bizi uçurumun kenarına sürükler.
Tanrı Türk’ü “romantizm tuzağından” korusun.

Türkçülüğün karşısında duran en büyük sorunlardan biri de modadır. Türkçülük çağa veya güne ayak uydurmak zorunda olan bir dava değildir. Bu dava modernleştirme aracı değildir. Bu davanın amacı modernleşme de değildir. Türkçülük, insanlıkla eşit yaştadır. Dünü, bugünü, yarını birdir. Türkçülük sırtını “Diriliş köklerdedir” parolasına dayar. Zamanın gerektirdiğini değil, Türk’ün yararına olanı yapar. Moda gibi bir akım, hangi açıdan bakarsanız bakın Türkçülüğe zararlı bir şeydir.
Tanrı Türk’ü “moda tuzağından” korusun.

Türçülük ile siyaset arasında, Türkçü ile komünist arasındaki fark kadar uçurum vardır. Siyasetin bulunduğu ortamda Türkçülük, Türkçülüğün bulunduğu ortamda ise siyaset aranmaz. Türkçülük bir bayrak yarışıdır. Geçmişten gelen bayrağı şerefle taşıyıp, leke sürmeden geleceğe aktarmaktır. Siyaset ise bunun tam tersidir. Belirli periyotlar arasında rant ve koltuk kavgasıdır. Partilerde ülkü olmayacağını ispatlayan durumlar yakın ve uzak tarihe bakarsak sayamayacağımız kadar çoktur. Türkçülük, Türk’ü yüceltmek ve korumak için vardır. Siyaset, seçilmek ve seçileni yüceltip korumak için vardır. Bizim için seçimi, Tanrı yaratılış evresinde yapmıştır. Türklük dışında ölçüt tanımadığımız gibi, Türklük dışında bir seçimle de ilgilenmiyoruz.
Tanrı Türk’ü “siyaset tuzağından” korusun.

Türkçü şekilci değil, şekilli kişidir. Türkçü, bulunduğu ortamda bütün kulvarlarda farkı olan kişidir. Türkçü, bulunduğu konumda, görevini yerine en iyi getiren kişidir. Türkçü, donanımlı kişidir. Türkçü birinin konuştuğu ortamda, karşıt görüşe sahip kişiler bile sessizlik sağlayıp can kulağıyla Türkçü kişiyi dinlemektedir. Daha doğrusu Türkçü kişi, duruşuyla, bilgisiyle, tavrıyla bunu çoktan o ortama kabul ettirmiştir. İnkar etmeseler bile, herkesin ortak olduğu tek fikir Türkçülerin çıkar ve menfaatten uzak bir pencereye sahip olmasıdır. Türkçülerin ayrıca bir şekil yapmasına, farklı bir çabaya girmesine gerek yoktur.
Tanrı Türk’ü “şekilcilik tuzağından” korusun.

Türk adının karşısında duran en belirgin fikirlerden birinin adı ümmetçiliktir. Tarih boyunca, Türk dışında bir ünvan taşıyan kişi ve fikirlerdem fayda değil, zarar görmüşüzdür. Sırtımızda taşıdığımız yaraların büyük çoğunluğu da ümmetçilik masalının eseridir. Türk olmayan kişileri, Türk’e eşit ve denk gibi göstermenin de en sinsi yolu ümmet politikasıdır. İnsanların kutsalını çarpıtıp, bu kutsalı Türk düşmanlıklarına alet eden ümmetçilerin dini ve inancı çıkarları bitene kadardır. Türkçüler, ümmetçilerin gerçek yüzlerini çok iyi tanımaktadır.
Tanrı Türk’ü “ümmetçilik tuzağından” korusun.

Türkçülük, imkanla değil, inanç ve istekle yürüyen bir davadır. Türkçüler, imkanlar dahilinde değil, imkansızlıklar içinde imkan yaratarak çalışan kişilerdir. Türkçüler, bir engelle karşılaşınca alternatif yol arayarak değil, o engelin ilacını yine Türkçülük içinde bularak yoluna devam eden kişilerdir. Türkçüler için işin maddi boyutu değil, vicdan boyutu önemlidir. Türkçüler için “Banka hesaplarına el koyuldu” şeklinde bir haber duyamazsınız. Duyuyorsanız o kişilere Türkçü diyemezsiniz.
Tanrı Türk’ü “maddiyat tuzağından” korusun.

Türkçülüğün karşısında duran sorunlardan sadece 7 tanesinin üzerinde durduğumuz bu yazıyı, bu 7 sorunun ortak paydasını dile getirerek sonlandıralım.

“Tanrı, Türk’ü, en çok “Türkçü gibilerden” korusun!”

Devamı gelecektir..

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone