Tanrı Türk’ü Kimlerden Korusun? – 2

alicanakyil

Türkçülük, etki alanını arttırdıkça beraberinde bazı sorunlarla karşılaşmaya başlamıştır. Safların sıklaştığı şu günlerde, Türkçüleri büyük sorunlar beklemektedir. Türkçülük adı altında ortaya çıkan türlü kitleler, davanın gereğini değil, davanın sadece işlerine gelen kısımlarını uygulayarak suyu bulandırmaya çalışmaktadır. Gerçek Türkçüler, dün olduğu gibi bugün de bu sapkın kitlelerin karşısında olmayı vazife bilecektir. Konuya açıklık getirmek gerekirse, Türkçülüğün en temel sloganlarından biri olan “Tanrı Türk’ü Korusun” sözünü biraz daha detaylandırmak lazım.

Türk’ün hakim olduğu topraklarda, söz hakkı da Türk’ündür. Türk olmayanı, Türk ile eşit tutan her sistemin Türkçüler olarak karşısındayız. Ülkenin kaderini doğrudan belirleyen seçimlerde, Türk olmayan birinin en ufak bir söz hakkı bile olmamalıdır. Türk olmayanın seçme hakkı olmadığı gibi, seçilme hakkı da yoktur. Türk olmayanların da seçtiği, Türk olmayan yöneticilere bu hakkı tanıyan demokrasi, Türk’ün zararına bir kavramdır. Türk olmayan biri ile Türk olan birinin eşit vergi verdiği bu kavramı, Türk olmayan biri ile Türk olan birinin aynı oyu kullandığı bu kavramı, Türk olmayan biri ile Türk olan birinin her konuda aynı kefeye koyulduğu bu kavramı kabul etmiyoruz. Uğruna oluk oluk kan akıtıp, nesiller boyu bedel ödediğimiz bu topraklar demokrasi temelli değil, Türk temellidir. Demokrasi denilen şey gerçek anlamıyla işleseydi, teröristler hakkındaki kararı şehit aileleri verirdi. Demokrasi denilen şey gerçek anlamda işleseydi, çocuk tecavüzcüleri hakkındaki kararı tecavüze uğrayan kişinin ailesi verirdi. Demokrasi denilen şey gerçek anlamda işleseydi, seçildiği günden sonraki seçime kadar olan sürede, seçenler seçilenlere her gün hesap sorabilirdi. Demokrasi bir masaldan ibarettir.
Tanrı Türk’ü “demokrasi tuzağından” korusun.

Ellerine geçen her fırsatta, Türk olmayanı kayırarak, Türk olana düşmanlık besleyen, bunun adını da hümanizm koyan güruh Türkçülerin en büyük düşmanlarından biridir. Sözde insanların eşitliğinden ve kardeşliğinden bahsedenler, söz konusu Türk olunca ilk düşmanlığı besleyen, ilk ayrımı yapan samimiyetsiz insanlardır. Kendi içlerinde bile onlarca kola ayrılmış bu hümanist güruhun zihniyeti “barış, kardeşlik, eşitlik” değil, sempatizanlığını yaptıkları etnik unsurların propagandasını yapmaktır. Kendi davalarını, kendi haraket ve eylemleriyle çürüten hümanist güruh, ölünün bile Türk olmayanını anarken, suçun bile Türk olmayana yapılınca karşısında dururken, çürük düşüncelerini kendi ellerinde patlatmaktadırlar.
Tanrı Türk’ü “hümanizm tuzağından” korusun.

Doğru bir düşünceyi anlatırken veya aktarırken, yanlış bir cümle kurmak, o düşüncenin farklı anlaşılmasına, dolayısı ile ortada bozuk bir itibar kalmasına sebep olmaktadır. Türkçüler olarak en büyük sorunlarımızdan biri de budur. Bazen içimizden kişilerin, bazen de bizimle hiç alakası olmayan sosyal medya pisliklerinin kurduğu bir cümle, belirttiği bir düşünce bütün Türkçülere mal olmaktadır. Bu durumun sıkıntısı yıllardır çektiğimiz gibi, çekmeye de devam ediyoruz. Her Türkçü, kendi bilincini ve donanımını beslemekle yükümlüdür. Türkçülerin başlıca görevlerinden biri de okumak, araştırmak, öğrenmek ve öğretmektir. Bilinçsiz bir Türkçünün belirttiği yanlış bir fikir veya kurduğu yanlış bir cümleden dolayı gerçekte olandan farklı algılanması, bütün Türkçüleri etkileyen bir durumdur. Bu durumun önüne geçmek için, her Türkçü kendi üzerine düşen görevi yapmalı ve tamamlamalıdır. Türkçülük, içinde bir çelişki veya yanlış içermeyen bir davadır. Doğru bilgi, doğru kaynaktan alındıkça, Türkçülerin ters köşe olacağı bir konu yoktur.
Tanrı Türk’ü “bilinçsiz Türkçülerden” korusun.

Türk olarak doğmanın yeterli olmadığını dile getirdiğimiz çok konu vardır. Türk olarak doğmak Türkçülüğün ilk şartı ise, “Türk şuuru” taşımak da Türkçülüğün ikinci şartıdır. Şuur sadece düşüncede değil, eylemde de aranan bir kavramdır. Türk olan biri, Türk gibi düşünmek, Türk gibi davranmak zorundadır. Bir halka eksik olursa, tüm zincirin kopacağını unutmamalıdır. Oturuş, kalkış, konuşma, davranış, tavır, yapılan iş, izlenen yöntem gibi unsurlar, şuurun en temel kavramlarıdır. Türk olarak doğmak, kimseyi Türkçü yapmaz. Türk olarak doğup, o şuurun ağırlığını taşımak ise Türk olarak doğan herkesi Türkçü yapar.
Tanrı Türk’ü “şuursuz Türkçülerden” korusun.

Türkçülük, ütopik değil, gerçekçi bir davadır. Türkçüler için ütopyalar değil, ulaşılabilir hedefler önceliklidir. Türkçü insan, ufak sorunları çözmeden, büyük sorunlara ilaç olamayacağını bilen insandır. Türkçü bütünden parçaya değil, parçadan bütüne doğru yol izleyen insandır. Türk’ün ufacık bile olsa bir sorunu varsa, bu sorunu çözmek Türkçülerin görevidir. Kimsenin o sorunun ufaklığından şikayet edemeyeceği gibi, kimse o sorunu çözmek için, sırf o sorun ufak diye başkasından izin beklememelidir. Türkçü insan, ufak sorunlar çözülmediği sürece, ufak sorunların birleşip karşımıza büyük bir sorun olarak çıkacağını bilen kişidir. Türkçüler için, Türk’ün ufak bir sorununu çözmek, Tanrı Dağı’nda veya Turan’da sevgilisi ile ruhlarını buluşturmaktan önemlidir. Türkçüler için gerçek işler peşinde koşmak, bir ütopya uğruna, ucuz bir kahramanlıkla istikbal yitirmekten daha önemlidir. Şüphesiz, her işimiz Turan içindir. Şüphesiz, her adımımız Turan’a doğrudur. Ama yöntemimiz asla ütopik yollardan olmamalıdır.
Tanrı Türk’ü “ütopik Türkçülerden” korusun.

Devamı gelecektir..
İlk yazıya ulaşmak için: http://otukendergi.com/tanri-turku-kimlerden-korusun-1/

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone