Tanrı Türk’ü Kimlerden Korusun? – 3

alicanakyil

Türkçülük, etki alanını arttırdıkça beraberinde bazı sorunlarla karşılaşmaya başlamıştır. Safların sıklaştığı şu günlerde, Türkçüleri büyük sorunlar beklemektedir. Türkçülük adı altında ortaya çıkan türlü kitleler, davanın gereğini değil, davanın sadece işlerine gelen kısımlarını uygulayarak suyu bulandırmaya çalışmaktadır. Gerçek Türkçüler, dün olduğu gibi bugün de bu sapkın kitlelerin karşısında olmayı vazife bilecektir. Konuya açıklık getirmek gerekirse, Türkçülüğün en temel sloganlarından biri olan “Tanrı Türk’ü Korusun” sözünü biraz daha detaylandırmak lazım.

Slogana dayalı yapılan Türkçülük, içi boş bir davranıştır. Türkçüleri sokağa çıkma aracı olarak görmek, arkası gelmeyecek, dayanağı olmayan sloganlar ile vazifenin bittiğini sanmak da hatadır. Türkçülerin gazını almaktan başka işi olmayanların, anlık heveslerine yenik düşme potansiyeli olan insanları bu şekilde kullanmasına karşıyız. Evet, Türkçüler sokağa çıkmalıdır. Evet, Türkçüler slogan atmalıdır. Ancak bunu yapan Türkçülerin vazifesi bitmiş, vicdanı rahatlamış olmamalıdır.
Tanrı Türk’ü “slogan Türkçülerinden” korusun!

Türkçülüğü yumuşatan, Türkçülük çizgisini alta çekmeye çalışan, Türkçülüğün işine gelmeyen kısmını işine geldiği gibi uygulamaya çalışan tatlı su Milliyetçileri, Türkçülerin baş düşmanlarından biridir. Bu güruh yüzünden, etnik unsurlar ve Türk düşmanları kendilerinde gereksiz bir özgüven bulmaktadır. Ayrıca bu güruhun hastalıklı fikirlerinin faturası, çoğu zaman alakası olmadığı halde Türkçülere de kesilmeye çalışılıp, bu güruh üzerinden Türkçülere karalama kampanyaları düzenlenmektedir. Milyonda bir olan ihtimalleri, kardeşlik adı altında satan ve pazarlayanların Milliyetçiliği, Türkçüler için gülünç bir ütopyadan öteye geçemez.
Tanrı Türk’ü “tatlı su Milliyetçilerinden” korusun!

Partizanlığın her çeşidinin adı, Türkçülüğe zarar veren şeyler arasında sayılabilir. Siyasi parti partizanlığı, mezhep partizanlığı, din partizanlığı gibi şeylerle başlayan listemiz uzayıp gider. Bu partizanlık olayına bir parantez de “spor kulübü” konusuna açılabilir. Kandan ve şuurdan başka bir bağı ölçüt olarak kabul etmeyen insanların “A veya B takımı” yüzünden aralarının açılmasına sık sık tanık olmaktayız. Bunun önüne geçmeli, böyle ufak ve değersiz hadiselerden uzak durmalıyız.
Tanrı Türk’ü “spor kulübü partizanlığı” tuzağından korusun!

Milliyetçiliği, “Anadolu” ile sınırlı olan insanlar bu davanın her zaman kanını emen kısmında saf tutmuştur. Aynı şekilde yaşadığı veya doğduğu şehri, diğer şehirlerden üstün tutan, kendi ufak dünyasında işi “şehir Milliyetçiliği” boyutuna kadar getirenler de Türkçülüğün kanını emen kişiler safındadır. Bizim için sınır, Türk’ün geçmişte bir zamanda bulunduğu, günümüzde bulunmaya devam ettiği, geçmiş bir zamanda bulunup günümüzde esir ve tutsak olduğu veya kaybettiği her yerdir.
Tanrı Türk’ü “Anadolucu ve şehirci” yobazlardan korusun!

Türkçülük bölmek değil, birleştirmektir. Türkçülük ben değil, bizdir. Türkçülük dışlamak değil, seçiciliktir. Türkçü kişi, en az istikbalini düşündüğü kadar Irkını, mazisini, yarınını düşünebilen kişidir. Türkçülük, kişisel değil, kitlesel bir olgudur. Türkçü kişi de ben değil, biz diyebilendir.
Tanrı Türk’ü “bizci değil, benci olanlardan” korusun!

Bu yazı, öz eleştiri şeklinde yazdığım, “Tanrı Türk’ü kimlerden korusun?” yazı serisinin 3. ve son kısmıdır. Genç Türkçülere, günümüz Türkçülerine, yarının Türkçülerine ufak bir öneridir.

Türk Irkı sağ olsun!
Türk Yurdu var olsun!
Hainleri kahretsin!
Hainleri kahretsin!
Hainleri kahretsin!
Tanrı Türk’ü korusun!
Tanrı Türk’ü korusun!
Tanrı Türk’ü korusun!

İlk yazı: http://otukendergi.com/tanri-turku-kimlerden-korusun-1/
İkinci yazı: http://otukendergi.com/tanri-turku-kimlerden-korusun-2/

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone