Tarih Tekerrür Ediyor!

II. Abdülhamid tartışılan bir yöneticidir. Bir taraf için yöneticilerin en mukaddesi, en iyisi, başka bir taraf için kötü ve despot, bazıları için ise öylesine bir sultandır. Tek gerçek tartışılıyor olmasıdır.
Türklerin demokrasi tarihi I. Meşrutiyetle başlar. Bundan önce Tanzimat fermanı vardır ki bu fermanın özelliği de batılılaşma hareketlerinin ilk resmi evrakı olmasıdır. I. Osmanlı meclisinin manzarası içler acısıdır. Türk kökenli vekil sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. Tanıdık gelmiştir. Bu meclisin ömrü uzun sürmez, özgürlük ve meşrutiyet isteyenlere dileklerini yerine getireceğine dair söz vererek sultan olan Abdülhamid meclisi dağıtır. Tarihçilerin Yıldız İstibdadı olarak adlandırdığı dönem başlar.

Buraya geri döneceğiz.

Tanzimat’tan önceki döneme biraz bakmak gerekiyor. Her kesimin ortak olduğu tek nokta var; ‘Özgürlük istiyorlar’. Âdem-i merkeziyetçiler, yani yerinden yönetimi destekleyenler bugünün eyalet sistemcileri, Namık Kemal gibi Osmanlıcılar veya sol hareket mensupları fark etmiyor. Herkes özgürlük istiyor.
Neyin özgürlüğü? Nasıl bir özgürlük?

İşte bunu bilmiyorlardı. Sultan’ın karşı çıktığı her şey yapılmalı, işte özgürlük o sanıyorlardı. Azınlıklara hak verilsin, azınlık okulları açılsın, herkes düşüncesini ifade etsin deniliyordu. Ve tabi ki meşruti bir idare isteniyordu. Dikkat ederseniz bu ortamın sonunda esaslı azınlık hareketleri başlamıştır.
Önce Ferman sonra meşrutiyet derken araya istibdat girmiş, İttihat ve Terakki bütün bu süreci savaşla süslemiş ve nihayetinde Mustafa Kemal cumhuriyeti kurarak bu felaketler zincirini bir sonuca bağlamıştır. Fakat bu düşünce özgürlüğü meselesinden o da kendisini kurtaramamış bir süre sonra batılılar tarafından kendisine izafe edilen ‘Diktatör’ benzetmesinden kurtulmak için partiler kurdurmuştur. Fakat ne bilsin ki çok partili hayatın 92 partili hayata dönüşeceğini.

Velhasıl günümüze gelelim.

Cinsi kırıklar Taksim’de yürüyüş yapmak istiyor, mağaradan çıkıp meclise gelenler Türklüğün mukaddeslerine sövüyor, yalakalık kalkanıyla kuşananlar Atatürk üzerinden Türklüğe hakaret ediyor, milletin hanımına, evladına tasallut eden vatansız piçleri yüzü kızarmadan savunmaya yelteniyorlar. Ve bütün bunların adına başına bir sıfat eklendikten sonra özgürlük deniliyor.

‘Her şey tartışılabilir, tartışılmalı yoksa ilerleyemeyiz’ şeklinde veya mealinde bir cümleyi duymuşsunuzdur. Bunun anlamı; ‘Ben birazdan senin herhangi bir kutsalına tartışıyoruz ayağına söveceğim’ demektir.
Atatürk’ü tartışarak ileriye gidilmez. Neyi tartışacaksın? I. Maarif kongresini mi yoksa II. 5 yıllık kalkınma planını mı? Onların derdi böyle meseleler değildir. ‘Türkiye Türklerindir’, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’, ‘Türk ve Türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz’, ‘Türkiye şeyhler, dervişler, tarikatlar ülkesi olamaz’ şeklindeki slogan olmuş cümlelerini tartışmak isterler.
Onlara göre Türkiye Türklerin değil ’36 etnik unsurun’ ülkesidir. Adı değiştirilip ‘Anadolu cumhuriyeti’ olmalıdır. Türkler hariç herkes Çanakkale’de ve Millî Mücadele’de savaşmıştır. Çanakkale’de olaya el koyup gökten inen sarıklılar vardır. Onlara göre Mustafa Kemal deccal, İsmet İnönü Yecüc’dür. Bunları zaten defalarca duymuşsunuzdur. Geçelim.

Tarih tekerrür ediyor. Tanzimat döneminde ne yaşadıysak bugün de aynısını yaşıyoruz. O dönem Kafkasya’dan göç
almıştık. O göçle gelenler Anadolu’nun birçok yerinde asayişi bozmuş, bazıları devlette yüksek makamlara gelmişti. Şimdi de Ortadoğu’dan iki defa büyük göç aldık. Kürtler PKK ile yıllardır asayişi bozuyor, Araplar ise aynı yolda ilerliyorlar. Kürt’ten Cumhurbaşkanı çıkmış ülkede şimdi de adını unuttuğum bir diş hastahanesine vatansız bir asalak başhekim olarak atanmış.

Fikir özgürlüğü adı altında her türlü rezalete şahit oluyor üstüne birde ‘buna saygı duyacaksın ulan!’ tavrına maruz kalıyoruz.

Hep söylenir durur; ‘Tarihten ders almak lazımdır’ diye.

Hep söylenir durur; ‘Türklerin tarihi çok şanlıdır, büyüktür, eskidir’ diye.

İkisi de doğrudur fakat Tanrı bizim aklımızı almıştır.

Sonumuz hayrolsun…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone