Tarihten Birkaç Örnek

Osmanlı hanedanlığının kurucusu Osman Bey, 1281 yılında aşiret beyi olmuştu. Selçuklu sultanı 2.Gıyaseddin Mesud, kendisine Söğüt ve çevresinin verildiğine dair ferman yazmıştı. Ayrıca töre gereği ak sancak, tuğ ve mehterhane hediye etmişti.

Osman Bey, Doğu Roma artıklarının üzerine yürümüş, kaleler almış, gazadan gazaya koşmuştu. Bu arada zaman geçtikçe Selçuklu idaresi de zayıflamış, ismi kalmış, kendi ortadan kaybolmuştu. Osman Bey de olması gerektiği gibi Selçuklu sultanını tanımadığını beyan etmiş ve şöyle söylemişti: “Sen Selçuk’un nesliysen, ben de Gün Han’ın nesliyim!”

Devletin başına geçecek olan sülalesini böylece meşrulaştırma yoluna gitmişti. Bu bir ilk miydi?

Hayır.

Orhun yazıtlarında geçen şu ifadeyi hatırlayalım: “Üstte mavi gök altta yağız yer yaratıldığında ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğlunun üstüne atalarım Bumin Kağan, İstemi Kağan hükümdar olmuş.”

Bu ifadeye göre Kunlar yok… Türk Kağanlığı üzerinde Kun sülalesi hiç hüküm sürmemiş; hatta Kök Türk sülalesi ilk Türk sülalesi oluyor…

Gerçek böyle mi? Hayır.

Kök Türklere bu sebeple kızmak gerekir mi? Hayır.

Çünkü Türk tarihinde 16 devlet kurulup yıkılmamıştır. Sadece hanedanlar değişmiştir. Hüseyin Nihal Atsız’ın “Türk Tarihinde Meseleler” kitabını hatırlayalım. Bu Türk milletinin geleceği için bir nevi töredir. Gelecek nesiller için, geçmişten ve bugünden “geçici” bir süreyle feda edilebilecekler vardır. Feda edilmeye hazır olanlar vardır. Türk devleti bu yüzden ebediyen yaşayacaktır.

Şimdi yakın zamanda meydana gelen “Vahdeddin-Atatürk” tartışmalarını anımsamışsınızdır. Atatürk, boşa “Nutuk” atacak bir kimse değildir. “Nutuk”, Vahdeddin-Atatürk ilişkilerini yeterince açıklıyor. Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya geçebilmek, Türk milletinin geleceği için mücadele edebilmek için hiçbir etkinliği kalmamış, gelenin geçenin kullandığı bir padişahı -ki padişah farkında veya değildi- o kadar günahın içinde sevaba sokmuştur. Bundan başka, Vahdeddin’in elinde bir güç olsaydı onu hain ilan edebilirdik. Vahdeddin bir noktadan sonra ailesini, hanedanını düşünmek zorunda kalmış bir acizdi. Selman Kayabaşı kafasıyla yazılmış teorileri geçelim.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone