Tarık Akan Çelişkisi

YusufDuzgoren

Rutkay Aziz geçen gün Tarık Akan’ı anlatırken aslında Türkiye’nin ne denli bir ideoloji çöplüğüne döndüğünü gözler önüne sermiştir. Yıllarını boş davalar uğruna heba eden, sonuç alamayınca insanın tabiatıyla savaşılamayacağını idrak edip ulusalcı yani (her ne kadar ağızlarına almamak için çabalasalarda) milliyetçi çizgiyi benimsemeye yönelen günümüz ulusalcıları; Almanya’ya yerleşmiş fakat ne oralı ne buralı olabilmiş gurbetçilere benzemektedirler.

Demek istediğim şu: Bu ulusalcı geçinen, cumhuriyetçi olup Atatürk’ü yere göğe sığdıramayan heriflere, hatunlara bir bakın. Hepsi zamanında komünistçilik oynamış, kızıl devrim diye yırtınmış, askere polise kurşun sıkanların ayak işlerini yapmış, Deniz Gezmiş’in pısırık versiyonlarıdır.

Fakat zaman geçtikçe bunlar ömürlerini heba ettiklerinin farkına varmışlar, insanın yaradılışından beri süregelen bir takım özelliklere müdahale edilemeyeceğini anlamışlar, bu özelliklerin kendilerinde de olduğunu farketmişler ve herkesin özgürce yaşadığı, komün bir toplum ütopyalarını da bir kenara atmayarak (çünkü ömürlerini boşa geçirdikleri gerçeğini kendilerine bile itiraf edemiyorlar) ulusalcı yani sözde “milliyetçi” oluvermişlerdir. Yıllarca toplantı odalarına astıkları Lenin, Mao, Stalin posterlerini indirip, yerine Atatürk’ün posterlerini asmışlardır.

İşte Tarık Akan bu geri zekâlı sürüsünden, kendini Atatürkçü sanan ama sosyalist devrim diye yırtınan güruhtan biriydi.

Şimdi yukarıdaki ithaflarımı desteklemeye çalışayım:

Ayrıntılı bilgi için Ötüken Dergisi’ndeki son yazımı okuyabilirsiniz. Özet olarak; Rutkay Aziz dedi ki: Tarık Akan üç şeye laf kondurmazmış.
1- Atatürk (tamam, çok güzel, biz de laf kondurmayız)

2- Nazım Hikmet (Nazım Hikmet, Atatürk sağ iken 11 kere yargılandı ve yıllarca hapis yattı. Ona bu cezaları veren Kemalist yönetimdi. Üstelik Atatürk onun için “büyük mikrop” ifadesini kullanmıştı. Nazım Hikmet de Atatürk’e ithafen sapıkça bir şiir yazmıştır. Dolayısıyla Atatürk’e “laf kondurmuştur”. Bu ilişkilerden ve yaşananlardan en aptal insanın bile çıkaracağı sonuç; hem Kemalist hem de Nazım Hikmet aşığı olunmaz. Bu çelişki bile bunların ideolojilerinin ne derece çürük olduğunu göstermeye yeterlidir)

3- İlhan Selçuk (İlhan Selçuk bir gazetecidir. Aynı zamanda Milli Demokratik Devrimciler komitesinin bir üyesidir. Darbeye destek verdiği gerekçesiyle tutuklanmıştır. 2010 yılına kadar Cumhuriyet Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliğini yapmıştır. Fethullahçıların organize edip hükümetin desteklediği Ergenekon davasında 21 Mart 2008’de gözaltına alınmış, ciddiye alınmamış olacak ki iki gün sonra serbest bırakılmıştır)

Bu arada Türk Devleti’nin bir hakimini şehit eden, komünist, leninist faaliyetlerde bulunan Yılmaz Güney’i de çok severmiş. Hatta filmlerinde rol almışlığı bile vardır.

Adama sorarlar: “Arkadaş sen Atatürkçü bir milliyetçi misin, sosyalist bir devrimci misin?

Bu adamlar çok değil. Bunların normalde zararı bile dokunmaz ama pis ağızlarına “Atatürk”ü alınca halk bunlara inanıyor, itimat ediyor. Hele bir de hükümet karşıtı olsun da kim olursa olsun mantığı güden anti-Tayyip tipler var ya, işte asıl onlar bunlara sorgusuz sualsiz hürmet ediyor. Ve maalesef bu tipler çocuk yetiştirip Atatürk’ün milliyetçi temeller üzerine kurduğu bu devleti bir ideoloji çöplüğü haline getiriyorlar.

System of a Down diye bir Ermeni rock grubu var. Bunların sloganı “konserlerimize Türkler ve köpekler gelmesin”. Adamlar dünya çapında müzik yapıyor, hadi dinlesenize. En azından bu adamlar kıvırmadan niyetlerini dile getiriyorlar, alenen “biz düşmanız” diyorlar. Diğerleri ise bizden görünen içimizdeki düşmanlar.

Kimse kusura bakmasın ama Tarık Akan dendiğinde sizin aklınıza Hababam Sınıfı’nın Damat Ferit’i, Yeşilçam’ın yakışıklı jönü gelir, bizim aklımıza ise Şehit Hakim Sefa Mutlu, bunların yarattığı anarşi ortamının kurbanı olan binlerce milliyetçi vatanperver Türk genci gelir.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone