Tecahül-i Arif

Edebi anlamda tecahül-i arif bilineni bilmezlikten gelerek ince düşündürme sanatıdır. Şairlerin nüktedan yönünü ortaya koyar. Siyasi anlamda bir örnek verecek olursak:

-Mustafa Beğ, sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: “Biz Türk milleti de demiyoruz, Kürt milleti de…”

-Öyle mi? Ben de hiç Türk milleti dediğini duymadım.

-İlahi Mustafa Beğ, çok nüktedan birisiniz.

Sayın Cumhurbaşkanı Brüksel’deki PKK çadırları için şu açıklamayı yapmıştır: “Bizim için birinci derece aslolan Türk milletinin ta kendisidir.”

Ankara’da bir mitingte ise “80 milyon Türk” ifadesini kullanmıştı. Tayyip Beğ de çok nüktedandır. Hemen her gün bilmezden gelir…

-NATO’nun Libya’da ne işi var ya? / NATO elbette Libya’da olacak.

-Mavi Marmara’ya izni ben verdim. / Dönemin otoritesinden izin mi aldınız?

Hükümet olarak da çok hızlılar. Düşürülen Rus uçağıyla ilgili emri “Biz verdik.” diyenler, birkaç ay sonra “FETÖ yapmış.” demişti.

-Kuzenim yapmış.

AKP’nin kendi yaptığı bir şeyi FETÖ’ye yıkarken “Kuzenim yapmış.” tavrında olması ne kadar manidar, değil mi?

Toplumumuz da harika…

Irak örneğini unutmuş görünüyor. Daha yakın zamanda güya kafa tutulan Avrupa’yla birlikte Suriye’nin vurulmasına destek verilmesi bilmezlikten, görmezlikten, duymazlıktan geliniyor.

Farklı tarzlara sahip birçok şair adeta isyan ediyor: Karacaoğlan, Dadaloğlu, Nedim, Nabi… Hepsi,

-Biz sadece bilmezlikten gelebiliyoruz. Bunlar öyle yetenekli ki görmezden, duymazdan, anlamazdan da gelebiliyor.

İlahi tek millet…

Çok nüktedansın.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone