Tehcir Üzerine

Yüzyılı aşkın süredir türlü sebeplerle karşımıza çıkan ve her yıl dönümünde gündemimizi meşgul eden Ermeni tehciri bu yıl nasıl anılacak ve devlet yetkililerimiz ne şekilde atasını ecdadını savunamayacak diye merak içerisinde beklemekteyiz. Ancak burada bahsettiğim “atasını, ecdadını savunamamak” kör bir gözle yanlışa bile bile “doğru” demek değil, aksine haklılığını bilgisiz ve cesaretsiz olduğu için savunamamasıdır.

Tehcir tartışmalarında geri kalmamızın en büyük nedenlerinden biri kendimizi ifade edemememiz ve yaratılan “suçluluk” algısını baştan kabullenmemizden kaynaklanıyor. Odaklandığımız veya zorla odaklandırıldığımız konu, yalnızca tehcir meselesi ya da tehcir sırasında ölen Ermeni sayısı… Oysa ki bu olayın öncesi ve sonrası tehcir meselesinin aydınlatılmasında ölen Ermeni sayısından çok daha önemli bir yer tutmaktadır.

Öte yandan bugün mecliste yer alan ve içerisinde azımsanmayacak kadar Ermeni unsurlarını da barındıran etnik azınlık grupların birleşip Türkleri barbar ve Ermeni Tehcirini soykırım şeklinde nitelendirmesi de aslında amaçlarını ortaya koymaktadır. Örneğin günümüzde başta Amerika ve çeşitli Avrupa devletlerinin desteğini arkasına alarak toprak bütünlüğümüzü tehdit eden PKK ile o dönemde Rusya’nın desteğini arkasına alan Taşnak çetelerinin farkı nedir?

Türklerin barbar ve soykırımcı olduğunu yüzleri kızarmadan iddia eden bu sefillere daha Türklerin Anadolu’ya girişinden çok önceleri, Bizans hakimiyetinde yaşadıkları dönemde Arap ordularıyla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle Bizans tarafından bir kaç defa sürgün edildiklerini de söylemek gerekir.

Yüzyıllar boyu kanatlarımız altında can, mal, kültür ve inanç kaygısı gütmeden huzur içinde yaşayan bu topluluğa karşı devletimiz kaç kere tehcir veya soykırım girişiminde bulunmuştur? Ya da Ermenilerin Erzurum, Erzincan, Van, Bitlis, Iğdır, Kars, Kayseri, Amasya gibi illerde giriştikleri çete mücadelelerinde kaç Türk şehit olmuştur? Kaç Türk köyü ateşe verilmiştir?

Bu soruların elbette yanıtları var. Ama sormuyor ya da soramıyoruz. Çünkü özgüvenimiz yok. Çünkü bizi yöneten sözde millicilerin, milli bilinçten haberleri yok.

Devletimizin içinde bulunduğu durumda; Ermenilerin devletimize gidilebilecek başka bir yol bırakmadığını, bunun son çare olduğunu, bağımsızlık hareketleri sırasında geç kalan Ermeni toplumunun Rusya’nın desteğiyle bir bağımsızlık arayışına girmesine Osmanlı Devletinin de her devlet gibi sessiz kalamayacağını anlatamadık. Bunları dile getiren aydınlarımız oldu ancak yöneticilerin bu aydınları kılavuz etmek yerine “Özür diliyoruz” gibi art niyetli kampanyalara ve söylemlere girmeleri bizi bu sahnede haklıyken haksız görünmeye mecbur bıraktı.

Amerika okyanus ötesindeki kıtasından kalkıp haksızca vurduğu ve öldürdüğü Ortadoğu halklarından bir özür diledi mi? Rusya yıllarca oradan oraya sürüp, sömürdüğü Tatardan, Kazaktan bir özür diledi mi?
Çin, Doğu Türkistan’da kaç Uygur kızını fuhşa sürüklediğini, kaç Türk gencini köle gibi çalıştırdığının hesabını verdi mi?
Daha 1905-1920 yılları arasında Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’da arkalarına aldıkları Rus güçleri ile öldürdükleri Türklerin hesabını vermeyen Ermeniler, bugün bile bu iddiaları destekler biçimde işgal altında tuttukları Azerbaycan topraklarında çekildiler mi?
Ya da Ermeniler o günlerde tıpkı Yunanlar, Bulgarlar gibi bağımsızlıklarını kazanabilselerdi bugün yine soykırım suçlamasında bulunacaklar mıydı yoksa ölenlerini “Milli mücadelemizin aziz şehitleri” diye mi anacaklardı?

Bunca soruya dünyanın hiçbir yerinden tek kelime yanıt verilmiyorken, devletimizin toprak bütünlüğünü korumak ve milletin can güvenliğini sağlamak adına aldığı zorunlu bir önlemin hesabını vermek veya vermeye çalışmak aciz devletlere yakışır bir durumdur.

Eğer ki bu ülkeyi yönetenler, bu ülkenin büyüklüğünden habersizseler ve bu meselede Türk milletini ve devletini savunmaya yürekleri yetmiyorsa oturup kaç bardak rakı içtiğini hesaplamaya çalıştıkları Ulu Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerinden ilham alsınlar;

“ Ermenilerin bu verimli ülkede hiçbir hakkı yoktur. Memleketiniz sizindir, Türklerindir.”

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone