TEK DİN PROJESİ-3

YusufhanGuzelsoy

Özellikle son 10 yılda Amerika’da patlamış bir Mevlana fırtınası var. Yurt dışında milli ve dini gurur olarak tanıtılan Mevlana hakkında bu konuda yapılmış haberlere göz atalım:

“Madonna, Mevlana’nın Aşk Şiirlerini Okuyor

Haftalık Alman haber dergisi Focus, ABD’deki Mevlana rüzgarına geniş yer verdi. Popun babası olarak tanınan John Lennon’un bile Mevlana’dan çok etkilendiği belirtilen yazıda, Mevlana’nın aşk şiirlerinin ABD’yi adeta kasıp kavurduğu, liste başı olduğu ve insanların onun aşk dörtlükleri üzerine yazdığı dörtlüklerini ezberlediği kaydedildi. ABD’de Mevlana’nın şiirlerinin cep kitabı olarak basıldığına dikkat çekti. Mevlana’nın yaklaşık 800 yıl sonra bile etkisini sürdürdüğüne işaret eden Focus dergisi, eserlerini Farsça yazdığı için Mevlana’dan ‘Fars yazar’ diye söz etti.” (Hürriyet)

“Sean Stone, Mevlana Belgeseli Çekerken Müslüman Oldu!

Ünlü yönetmen Sean Stone, İran’da Mevlana belgeseli çekerken Müslüman oldu. Stone, Mevlana’nın hangi yönünden etkilendi? Dünyaca ünlü hangi şarkıcı, Mevlana’nın mesnevisini şarkı sözü yaptı? Mevlana İran ile Türkiye arasında paylaşılamıyor mu? Stone’un Mevlana ile Müslüman olmasını Aşkın Gözyaşları’nın yazarı Sinan Yağmur’a sorduk.” (Sabah)

“Amerika’da Mevlana Hayranı Bir Yahudi

Mevlana ve onun öğretisi olan sufizmin, Amerika’da da oldukça taraftarı bulunuyor. Birçok Amerikalı, İslam’ı tasavvuf ve sufizmle benimsemişken kimileri bu yolda dernekler, kulüpler kurarak bu düşünceyi yaymaya çalışıyor. Nice farklı milletlerden insanları bir araya toplayan Mevlana Hazretlerinin yoluna gönül vermişler arasında Amerikalı bir Yahudi kadın da var.

Amerika’da yaşayan bu Yahudi kadın, Mevlana’ya olan hayranlığıyla onun şiirlerini okuduğu bir albüm çıkarmış, Mevlana’yı okuyabilmek için Farsça öğrenmiş ve ünlü düşünürün ancak İslam’la anlaşılabileceğini düşünüyor.” (haberler.com)

Bahsi geçen Yahudi Tamir’i araştırdım. Hakkında pek bilgi olmasa da, “actresstamir.com” adında bir internet sitesi var. Bu site de Yahudi ve Tamir adında bir kadına ait… Muhtemelen Mevlana hayranı Tamir bu kadın ve kendisinin ilgisinin İslam diniyle değil Mevlana ile sınırlı olduğunu sitesindeki “yoga” bölümünden anlayabilirsiniz. Size başka bir açıdan Uzakdoğu dinleri ve tasavvuf arasında bir bağ daha…

Bir başka haber sitesinde de, tasavvuf ve Mevlana ışığıyla aydınlandığı söylenen ünlüler şunlardır: Erol Evgin, Gülben Ergen, Tarkan, Sertap Erener, Tuğba Özerk, Ahu Türkpençe, Kenan Doğulu, Metin Erolat, Orhan Gencebay, Sinan Tuzcu, Vildan Atasever, Madonna, Jade Jagger.

madonnahigh1 Madonna’nın “aydınlanmış” hali.

Batı’da “Rumi” adıyla tanınan Mevlana’nın, İslam’a veya Türklüğe herhangi bir katkısı yoktur. Yaşadığı dönemde aşırı sevgi, aşırı sabır ve aşırı hoşgörü anlayışıyla Alp yetiştiren bir milleti Hint fakirine döndüren Mevlana, dışarıda da Farsça yazan Fars bir yazar olarak tanıtılmaktadır. Facebook üzerinde “The Occult University Library” adıyla paylaşım yapan ve Masonik öğretilere dair bilgi veren bir sayfada da Mevlana’ya ait olduğu bilinen sözler “Rumi” adıyla paylaşılıyor.

Ne tasavvufa ne de Mevlana’ya olan bu ilgi boş bir ilgi değildir. Öğretilerinin uyuşturucu bir nitelik taşıması ve düşman saldırılarına karşı Türkleri pasif bir çizgiye çektiği açık bir gerçektir. Etnik ihanet ya da sinsi bir misyonerlik söz konusu olduğunda, hemen Mevlana hatırlatılmakta ve peygamber gibi tanıtılan Mesnevisi de Kur’an gibi gösterilen bu şahıs üzerinden tepkiler düşürülmektedir. Bu, işin Türklük açısından tehlikesidir. Bir de İslamiyet açısından tehlikesi vardır.

Ahmet Eflaki’nin “Ariflerin Menkıbeleri” (Özgün adı: Menakibu’l-Arifin) isimli eserinde, Mevlana ve Şems’e dair şu menkıbeye yer veriyor: “Mevlana, Şems’in yanına girdi. Şems şahane bir çadırda oturmuş Kimya Hatun ile oynaşıyordu. Mevlana dışarı çıktı. Bu karı-koca oynaşmalarına mani olmamak için medresede aşağı yukarı dolaştı. Sonra Şems ‘içeri gel’ diye seslendi. Şems: ‘Yüce Tanrı beni o kadar sever ki istediğim şekilde yanıma gelir. Şu anda da Kimya Hatun şeklinde geldi’ buyurdu.”

Spiritüalistlerin anlayışına göz atacak olursanız, onların da tıpkı Mevlana gibi, Şems gibi, İbn Arabi gibi, Tanrı’yı kendi akıllarınca küçük düşürdükleri bir anlayışa sahip olduklarını göreceksiniz. Onlar da, Tanrı’nın İblisi sevdiğini iddia ediyor. Onlara göre, dünya kurulduğunda İblis fedakârca bir tavırla kötü olmayı seçmiş. Kötü olmazsa, iyi olmazmış. Bir sapığın bebeğe tecavüz etmesi, kötülük üzerinden iyiliği doğuracakmış!

Bir de Tanrı ile MSN’den görüşüyorlar. Orta Çağ tasavvufçularının şanssızlığı buradadır. Onların zamanında e-posta yoktu. Seyr-i sülük gibi zorlu bir imtihandan geçmeleri ve kendilerine işkence etmeleri gerekiyordu ki Tanrı’yı görebilsinler! Bugünkü ruhçuların işi kolay…

Diriliş Ertuğrul dizisinde, Ertuğrul Gazi ile çağdaş olmadığı halde öyle anlatılan, Ertuğrul’u zikir adı altında pagan ayiniyle uykudan uyandırıp düşmanlarına karşı koruyan İbn Arabi, Mevlana’dan geri kalmamıştır. Bugünlerde Türk milletin güya diriliş ve yükselişinin simgesi haline getirilmeye çalışılan İbn Arabi, bakın eserlerinde neler diyor:

“Varlığımız onun varlığıdır. Varlığımız açısından biz ona muhtaç, nefsinden zuhuru için o bize muhtaçtır.”

“O bana ham eder; ben ona hamd ederim. O bana ibadet eder, ben ona ibadet ederim.”

(Fususu’l-Hikem)

Diğer yandan, İbn Arabi’ye göre insan Allah’ın suretidir. Kur’an’a göre ise Allah kimseye, hiçbir şeye benzemez, benzersizdir. Ayrıca Allah samettir, yani hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeye gücü yetendir. Bu şahsın Türk milletinin yükselişine simge olması, Türk milletinin ilk defa Kızıl Elma istikametinde değil tam tersi bir istikamette yükselmesinin istendiği anlamına gelir.

ibnarabi İbn Arabi, Diriliş Ertuğrul dizisinde temsili pagan ayininde.

Batıda ruhçular, doğuda tasavvufçular bir araya gelirse; bunlara Musevilikten, Hristiyanlıktan soslar eklenirse, mesela, Mehdi ve Mesih gelecek, bunlar birleşecek denilirse; peygamberlerin Mısır pagan öğretilerinden ilham aldıkları yalanı yutturulup okült öğretiler meydana getirilecek tek dinin kuralları olursa, tek din projesi de gerçekleşmiş olur.

Türk’ün “Türk’üm!” diyemediği ve insanların etten kemikten putlara taptığı bir dünya, birçok kişinin dilinden düşürmediği yeni dünya düzeninin bir sonucu olacaktır. Türk’üm diyemeyin ki kültür emperyalizmini; olması gerektiği gibi inanmayın ki din emperyalizmini hakim kılsınlar.

Mevcut siyasetin ve “aydın” ya da “aydınlanmış” denilen kitlenin ne için Türk kimliğine, Türkçülüğe bu kadar saldırdıklarını daha iyi anlamak zorundayız. “Yeni dünya düzeni” söylemini dilinden düşürmeyen siyasilerin, sandığınızdan daha karanlık insanlar olduklarını daha iyi görmek zorundayız. İki gözümüzü de açmalı, bilhassa maddi-manevi zihinsel dayatmalara karşı uyanık olmalıyız.

Tepegöz’e karşı Basat olmalıyız.

Basat_n Tepeg_z'_ _ld_rmesi

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone