Testi Kırıldıktan Sonra!

Dün de yaşandı. Kayıtlara geçmesi için yazıyorum.

**

Seçimin maliyeti 190 milyon Türk Lirası olarak öngörülmüştü. Muhtemelen bu meblağ aşılmıştır. Fakat mühür için mürekkep alınamamış olacak ki pusulalar ve zarflar mühürsüz dağıtılmış. Az buz da değil, 1,5 milyon tane. YSK başkanı ‘Teknik bir hata’ dedi. ‘Ulan arkadaş, iki senede bir çalışıyorsunuz. İki seçim arasında ne işle meşgul olduğunuzu kimse bilmiyor. Matbaadan çıktıları alıp, ‘mühür vurup’, kargolayacaksınız. Bunu bile yapamıyor musunuz?’ diyen olmadı. ‘Yaptığın iş kanunsuz’ dediler. O pusulalar kabul edilmeseydi sorun yoktu. Kabul edilince sıkıntı çıktı.

**

Hakikatten bu memleketin bütün siyasetçileri keser. Keser derken, inşaatlarda kullanılan aleti kastediyorum. Hani şu hep kendine yontmasıyla tanıdığımız. Mesela bu uygulama daha önce de yapılmış. Kimse ses çıkarmamış. Sebebini söyleyeyim; fark bu kadar az değildi de ondan. Fark azalınca keserlik ortaya çıkıyor. Ortada işini yapmama var. Kanunsuzluk bu durumun getirisi. İlla kendinize yontacak bir yer aramayın. O adama ‘Bu oyları neden geçerli saydın?’ diye sormadan önce, ‘Sen neden işini doğru yapmadın?’ diye sormak lazım.

**

Kanunsuzluk konusunda da suçu yok. AKP’liler ‘Kabul et’ demişler, o da kabul etmiş. Niye kızıyorsunuz? Ne yapsaydı, FETÖ’den hapis mi yatsaydı. Şimdiye kadar kurulmuş hangi kanunsuzluğa adam akıllı tepki gösterdiniz, milleti sokaklara döktünüz de bu sefer kendinizde bu cüreti bulabiliyorsunuz? AKP – Cemaat iş birliği yaptığı zamanlardan kalma kaç davanız var? Bu memleketin şanlı subayları hapislerde ölürken siz ne yapıyordunuz da bugün ‘lider’ oldunuz? Şov yapmayın!

**

‘Hırsızın hiç mi suçu yok?’

Hırsızın hırsız olduğuna yeni kanaat getirdiyseniz yok. Eskiden beri hırsız olduğunu bildiğiniz halde oyunuzu çaldırdıysanız yine yok. Fakat çalınacak oyunuzu bulamadılarsa, ‘Sistem budur, bu iyidir’ deyip sizi kandıramadılarsa suçu var.

Sanki ilk defa oy çalınıyormuş gibi tantana yapmanın alemi yok. Her seçimden sonra aynı muhabbetleri döndürüp, ertesi gün kabulleniyorsunuz. Bu ülkenin durumu budur. Bu böyle devam ettiği müddetçe oy da çalınır, hak da yenilir. Hem ben hem diğer arkadaşlarım defalarca tepkilerin nasıl verilmesiyle ilgili yazılar yazdık. ‘Ne yapılmalı?’ konusunu işledik. Dün gece de haklı olduğumuzu kanıtladık.

**

Türkiye’de demokrasi var mıdır?

Bunu tartışmaya, bu konuyla vakit geçirmeye lüzum var mı?

Türkiye dünyanın en demokratik ülkesidir. O kadar demokrattır ki kendi oy pusulanızı evinizde hazırlayıp getirebilirsiniz. ‘Dışarıdan geldiği ispatlanmadığı sürece’ geçerli sayılır. ‘Dışarıdan gelmediği nasıl ispatlanır?’ diye sormayın. Ben de bilmiyorum.

**

Cibuti nerededir?

Şarkıcı Ciguli’yi sormuyorum. Ülke bu. Lideri de ‘Dünya liderleri’ kadrosundan. Erdoğan’ı tebrik etmiş. Bunun yanında Suriye’de ne kadar terörist grup varsa onlar, Filistin’in Hamas’ı, Mısır’ın, Pakistan’ın İslamcıları hep tebrik mesajı yollamış.

Herkesin ilk tepkisi Cibuti’yi küçük görmek olmuş. Cibuti üzerine düşeni yaptı kardeşim. İlla birini küçük göreceksen kendi ülkeni gör. Başka bir ülkede seçim yapıldı diye neden tebrik edilir bunu düşünün. ‘Aferin, çok güzel seçtiniz’ demenin mantığı nedir? Yoktur.

**

Atatürk dün gece mi ölmüştür?

10 Kasım 1938’de ölmüştür. Onu yaşıyor sanmalarının sebebi Türkçülerdir. Fikir yaşıyorsa, onun ileri gelenleri de yaşıyordur. Fikir ölürse, şahıs da ölür. Bir laf vardır; ‘İsmin son söylendiğinde gerçekten ölmüşsündür’ derler. Bu böyledir. Atatürk, son Türkçü öldüğü zaman ölecektir. O işi başarmak için de Türklüğü silmek lazımdır. Bu durumu 30 saniyelik kaşe basma işini Gençliğe Hitabe’de üzerine yüklenen misyonu tamamlamak olarak anlayanlar bilemez.

**

Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamalar küstahça mı?

Bunu da ilk kez öğrendiyseniz değil. 15 yıldır ülkeyi yönetiyor. İlk defa mı izlediniz?

**

Tayyip Erdoğan diktatör mü oldu?

E bugüne kadar neydi?

**

Bundan sonra ne olacak?

Müneccim değilim, geleceği bilemem. Başka parti ve grupları bilemem, topluluklarına dahil değilim. Fakat kendimiz adına konuşabilirim.

Biz ilk defa bu vesile ile AKP ve zihniyetine muhalif olmadık. Sandıktan aksi bir sonuç çıksaydı duruşumuz değişmeyecekti. Biz Partinin ve şahsın kendisini değil zihniyeti bu ülkeden kazımaya niyetliyiz. Siz şahsıyla oyalanmaya devam edin.

**

Sonuç?

İzah etmeye lüzum yok. Her şey hepimizin gözü önünde yaşandı.

Ee, hala demokrat mıyız? 1 oy 1 oy mudur? Bu meseleler sandıkla mı çözülürmüş?

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone