Trabzonlu Türkçüler Şehitler İçin Yürüdü

tr

Ülkemiz de gün geçtikçe artan terör olayları ve şehitlerimiz nedeniyle; saat 13.00’da Ötüken Dergisi Trabzon önünden başlayan yürüyüş, sloganlar eşliğinde Meydan Atatürk Parkı önünde sona ermiş ve burada basın açıklaması gerçekleştirilmiştir. Basının ve Trabzon halkının yoğun katılımıyla basın açıklamasını okuyan Mustafa Furkan Nur, ülkemizdeki terör olayları ile ilgili bilgi verdikten sonra; ”Dolayısıyla bizim ihtiyacımız PKK’lılarla raks eden, Türklük aleyhtarı bir demokrasi ve hukuk üstünlüğüne dayalı devlet yapılanması değil, PKK’nın kökünü kazıyan militarist ve Türkçü bir Türkiye Cumhuriyeti’dir! ” diyerek sözlerine son verdi.
Saat 13.45’de etkinlik sona erdikten sonra aynı güzergâhtan temsilcilik yerleşkesine dönen Türkçülerin basın açıklaması şu şekilde:

Saygıdeğer Trabzonlular ve basın mensupları,
Hepinizin malûmu olduğu üzere ülkemizde hemen her gün terör saldırısı gerçekleşmektedir. Her sabah güne şehit haberleriyle uyanmakta, PKK terör örgütü tarafından kalleşçe şehit edilen polis ve askerlerimizin acı haberleriyle kahrolmaktayız. Askere davulla zurnayla uğurlanan Türk gençleri, vatan ve millet aşkıyla görevlerinin başında bulunan asker ve polis mensupları al bayrağa sarılmış tabutlarla geri dönmekte, arkada ise gözü yaşlı ana-baba, eş ve yetimler bırakmaktadır. Verilen her şehit yalnızca âilesinin değil, bütün Türk milletinin yüreğini dağlamaktadır.
PKK terör örgütü yetmezmiş gibi bir de IŞİD tarafından Kilis şehrimiz her gün bombalanmakta, orada yaşayan insanlarımız can ve mal kaybına uğramaktadır. PKK’nın Suriye uzantısı PYD ise Suriye’deki Bayır-Bucak Türkmen kardeşlerimizi yok etmek için Esad ve Rusya ile işbirliği hâlindedir. Görüleceği üzere Türk milleti içten ve dıştan çevrelenmeye ve yok edilmeye çalışılmaktadır.
7 Haziran’dan bu yana 504 şehit cenâzesi gelmiştir. Bu sayı canımızı acıtsa da, aynı zamanda Türk milletinin vatan-millet aşkını ve cesâretini de göstermektedir. Bu sayı değil PKK, bütün dünya teröristleri bir araya gelse dahi, bu vatanın bir karış toprağını alamayacaklarının bir ifâdesidir. Bu sayı, her şehidimizin yerine savaşacak onlarca yeni Türk askerin varlığına işarettir.
Evet, bizler iyi bilmekteyiz ki, vatan için ölmek sonsuza dek diri kalmaktır. Atalarımızın yolundayız. Yüzlerce, binlerce yıl geçse de kan aynı kan, yürek aynı yürektir. Bu kan, vatan ve millet için akmakta, bu yürek millî mefkûremiz için atmaktadır. Ve buradan açıkça ilân ediyoruz ki, Türkçü gençler olarak teröre karşı savaşmaya, vatan için, millet için öldürmeye ve gerekirse de canımızı vermeye hazırız. Son kanımıza dek, millî değerlerimiz uğruna çarpışmaktan onur duyarız!
Saygıdeğer katılımcılar,
Bugün üst düzey devlet yetkililerince dillendirilmese de Türkiye Cumhuriyeti fiilî bir savaşın içerisindedir. Buna rağmen, ne yazık ki, toplumumuzun büyük bir kesimi futbol muhabbetlerinin ve televizyon programlarının esiri olmuş durumdadır. Bizleri kahreden terör faaliyetlerine karşın, insanlarımız futbol maçlarının sonuçlarına daha çok önem vermeye, her gün umursamadan ahlâksız evlilik programlarını ve beyin yıkayan yarışma programlarını izlemeye devam etmektedir. Bu tür televizyon programları bilinçli bir şekilde yayınlanarak, terör eylemlerini ve verilen her şehidi olağan kabul edip, insanlarımızı duyarsızlaştırma amacından başka bir şeye hizmet etmemektedir. Türk milletinin millî ve mânevî duyguları televizyona kurban edilmektedir.
Ey Türk milleti, evinizin içine kadar girmiş düşmandan kurtulmak için daha neyi beklemektesiniz!
Uyanın artık!
Bunun yanında, üniversitelerde de PKK taraftarı olan akademisyenler ve öğrenciler cirit atmaktadır. Başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere birçok üniversite akademisyen ve öğrenci kimliği altına gizlenmiş teröristler tarafından işgal edilmiştir. Bu vatan toprağında yaşayan, bu milletin vergilerinden maaşını alan ve bu devletin kendisine sunduğu hizmetlerden faydalanan akademisyen kılığındaki teröristler hakkında, YÖK ve devletin gerekli merciîlerinin derhal harekete geçmesini ve bunları üniversitelerden atmasını beklemekteyiz.
Son olarak şunu da belirtmek isteriz ki,
Adına PKK, terör veyâ Kürt sorunu denilen kavram bu ülkenin vücudunu sarmış olan bir kanserdir. Kanser, erken teşhis ve doğru tedâvi usûlleriyle yok edilir. Ancak geç kalınırsa önüne geçilemez ve her sağlıklı hücreyi tek tek işlevsiz hâle getirerek vücudu onarılmaz şekle getirir.
İşte bugün bizim içerisinde bulunduğumuz durum da budur.
Kanserin teşhisini önceden yapmışsak da doğru tedâvi usûllerini uygulayamadık. İktidâr partisinin PKK’lılarla birlikte yürüttüğü ve adına “çözüm süreci” dedikleri tavizkâr politikanın hiçbir sonuca varamadığını, varamayacağını kendileri de artık anlamışlardır. PKK ile müzâkere değil, mücâdele edilmesi gerektiğinin geç de olsa farkına varabilmişlerdir. Zirâ Türkler için potansiyel tehlike ve tehdit arz eden, siyâsî kanadından gerillasına, sivil yandaşından dış uzantılarına kadar bütün PKK’lılar “yok edilmedikçe” Türkiye’yi sarmakta olan bu kanserin tedâvisi mümkün değildir.
Yapılacak tek şey PKK’lı denilen bu canlıların kanserli hücre tedâvisi misâli varlığının ortadan kaldırılmasıdır. Bu “ortadan kaldırma” vücudun sıhhati için her türlü şekilde olabilir, olmalıdır.
Zirâ insan hayâtının korunması için tıp kânûnları neyse, Türk’ün varlığının korunması da dünyâ üzerindeki her türlü kânûn, hukuk ve anlaşmadan üstündür.
Dolayısıyla bizim ihtiyacımız PKK’lılarla raks eden, Türklük aleyhtarı bir demokrasi ve hukuk üstünlüğüne dayalı devlet yapılanması değil, PKK’nın kökünü kazıyan militarist ve Türkçü bir Türkiye Cumhuriyeti’dir!
Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ederiz.”

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone