Trump ve Amerikan Derin Devleti

ABD’de Trump’ın başkan olmasıyla beraber dünya çapında bir propoganda başladı. Propoganda Trump aleyhine yürütülüyor. Evet, dünya için Trump profili alışılmamış bir profil olabilir. Ancak Amerikan toplumunun yadırgamayacağı, özellikle de komedi filmlerinden aşina olduğu bir tip olduğu kesindir. Kaldı ki yeni başkan -tüm propogandaya rağmen- Amerikan toplumunun esas profilidir.

Hatırlarsanız Obama başkan seçildiğinde, Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede kutlamalar yapılmıştı. Bu kutlamalara katılan insanların tamamını onursuzluk abidesi olarak görüyorum. Türkiye’de bazı yerlerde halay çekenler bile olmuştu. Bu tarz hareketleri basın ve medya tetikliyor. Bugün de Trump’ın gelişinden ötürü kendini kahreden birçok insan var. Siz, Amerikan başkanını niye bu kadar önemsiyorsunuz? Ben söyleyeyim: Kendiniz değilseniz bile hayalleriniz Amerikan vatandaşıdır.

Derin devlet kavramı, televizyon dizilerinin anlattığı gibi birtakım paganist ayinler yapan hayali örgütleri ifade etmez. Sözde derin devlet diye çeteleri öven, çeteliğe özendiren kitaplarda olduğu gibi yasadışı bir yapıyı da ifade etmez. Derin devlet, bir ülkedeki istihbarat ve devlet tarafından kurulan strateji kurumlarının bütünüdür. Yani özünde yasaldır. Mesela, Amerika’da CIA, DIA, FBI, NSA görevlerini yerine getiriyor ve bu kurumlar tarafından tutulan bütün raporları da başında bizzat Amerikan başkanının bulunduğu Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) değerlendiriyor. Türkiye’de de tüm istihbarat kurumlarının bir süredir belli bir çatı altında toplanması hedefleniyor. Başkanlık tartışmaları başlamadan önce de bu yönde çalışmalar vardı.

Bu doğrultuda bariz biçimde Amerikan derin devletinin Trump’ı istemediğini söyleyebiliriz. Neden?

Bunda Trump’ın sıradışı bir başkan profiline sahip olmasının etkisi olduğunu düşünmüyorum. Aklını kullanmayan bir psikopat gibi tanıtılan Trump’la aynı geçmişe sahip olup herhangi bir ülkede başkanlığa gelebilecek adam sayısı iki elin parmaklarını geçmese gerektir. Keza Bush’u şöyle bir gözünüzün önüne getirin. İkisinin de ortak özelliğinin Haçlı zihniyeti olması bakımından Obama’nın Bush’un siyahı olduğunu da bilin. The Economist dergisinin yayımladığı resimlerde bir Haçlı askerinin kılıcını toprağa saplamasını ve Obama’nın başı önünde gidiyor olmasını böyle değerlendirmek gerekir.

Trump başkan seçildiği zaman, Suud kralı Selman “Tarihsel ittifakımızı güçlendirmek istiyoruz.” demişti. Suud’un bu kaygılı açıklamasındaki “güçlendirmek” ifadesini “sürdürmek”, “korumak” şeklinde değiştirmeniz sırıtmaz. Suud ailesi, Batı uşaklığı yapma konusunda sınır tanımaz kahpeliğini Suriye’deki iç savaşı finanse ederek sürdürüyor. Tam anlamıyla resmi bir adım gelmese de Trump yönetimi Rusya ile ilişkileri düzeltmeyi vadediyor. Putin de bunun farkındadır. Aynı şekilde Şam yönetimi daha seçim aşamasında Trump’ı tercih etmişti. Trump’ın zekasıyla alay edenler, Hillary Clinton’ın yaşadığı beyinsel rahatsızlığı gündemden uzak tutmaya çalışıyor.

Hillary Clinton, doğrudan PKK’yı ve diğer terör örgütlerini muhatap alan bir yaklaşıma sahipti. Suriye’de de aynı tutumu sergileyen Clinton, silahlı mücadeleye karşı olan muhalif grupları bile silahlı mücadeleye sevk etmiştir. Bunun için de çok çaba sarfetmiştir. Buna karşın Trump, IŞİD’e karşı savaşan Esad’ın gitmesini delilik olarak nitelendirmiştir.

Bu delilik değildir.

Trump Amerikalıdır. Clinton Yahudi sermayesidir. Trump Amerikan toplumunun sesidir. Clinton Yahudi lobilerinin sesidir. Biri, “Bu kadar borcum, evsizim varken, Suriye’de neden bu kadar para harcıyorum?” diyor. Diğer yandan, anladığım kadarıyla, on yıldan fazla bir süredir Çin’e kayan Yahudi sermayesinin farkındadır. Milliyetçi Amerikalı tavrıyla esas hedef olarak Çin’i görmektedir. Gerçekten bir süper gücün doğrudan muhatap alacağı güç de dişli olmalıdır. Bu durum, Trump’ın deyimiyle Amerikan politikasını Suud sermayesinin belirlememesidir. Diğer yandan Ortadoğu’da güvenliği için önemli gördüğü ABD askerinin etkinliğinin azalma tehlikesi İsrail’i de endişelendirmektedir.

Kulislerde dolaşan son iddia ise, Obama yönetimi tarafından hazırlanıp Trump’a sunulan YPG’li Rakka planının rafa kaldırılması oldu.

Trump’ın ilk ziyaretini CIA merkezine yapması da Amerikan derin devletine yönelik “yeniden yapılanma” mesajıdır. CIA bu resti görmüş; Rusya ile yakınlaşmadan rahatsız olan derin devletin ilk şantajlarını yapmaya başlamıştır. Mesela medyada sıkça görmeye başladığımız “CIA’dan şok açıklama: SSCB/Rusya’nın Amerikan seçimlerine müdahalesini açıklayacağız!” haberleri ısınma turlarıdır.

Türk devleti Suriye konusunda Rusya’yla uzun zamandan beri beraber hareket ediyor. Türkiye’deki siyasal İslamcıların tüm direnci de kırılmak üzeredir. Trump bu çizgisini sürdürmeye devam ederse, petro-dolar zenginleri düşünsün, diyebiliriz. Kim bilir, belki Suud’tan alınacak intikam yarından da yakındır.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone