Tuhaf Bir Durum

Türk siyaseti tuhaflıklarla doludur. Meclis kürsüsünde kavga eden iki vekil, liseli ergenler gibi birbirini “Çıkışa gel!” diye çağırır, son derece delikanlı olan iki vekil de çıkışa gider ve birlikte çay içer, sigara tüttürür. Parti liderleri birbirine düşman kabile gibi saldırır, ihanetle suçlar; ancak bu suçlamaları memleket meselelerinde değil de mahalle kavgasında yapıyormuş gibi zaman geldiğinde “Söz konusu vatan.” der ve birlikte hareket eder.

Oysa Türkler için söz konusu olan daima vatandır. “Dün rahattık, bugün değiliz.” gibi bir durum söz konusu olamayacağı gibi böyle bir yaklaşım gaflet olarak görülür. Bu yüzden Türk vatanını korumakla görevli herkes daima gözünü açık tutmalıdır.

MHP Milletvekili Atilla Kaya, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için, “Partisiyle toplantıda hayır, diyeceğine dair tavır koydu, bir hafta sonra evet, diyeceğini açıkladı.” diyor. O güne kadar sayın Bahçeli için anayasa meselesi farklı anlamlar ifade ediyordu. Bölücülük, diktatörlük, yolsuzluk yapanları koruma altına almak… Bunların hepsi yeni anayasanın desteklenmeme sebepleriydi. Rafa kaldırıldığı söylenen bir anayasa çalışması, Hükümet yetkililerinin ifadesiyle sayın Bahçeli’nin çağrısı üzerine raftan indirilmiştir. Anayasa raflar kendi kendine değişmedi ya? Vahdettin’in hayatı üzerine yazılmış bir kitabı rafına kaldırdıktan birkaç ay sonra kendi kendine Fatih’in hayatına döndüğünü işittiniz mi?

Tahminim mesele MHP’deki kurultayla ilgili olmalıdır. MHP Genel Başkanı da kurultay çağrılarının olduğu dönemden itibaren saf değiştirmiştir. Anayasa değişikliğinin gündeme gelmesi, “evet” safına geçilmesi bir “oldu, bitti”ye getirilmiştir. Anayasanın raftan indirileceği tarih de önceden kararlaştırılmış olmalıdır.

MHP tabanının ezici bir çoğunluğu “hayır” diyor. “Evet” diyenlerin bir kısmı şu şekilde propoganda yapılıyor: “Anayasayı biz yaptık, bilge liderin bildiği vardır.”

Yargıtay tarafından hazırlanığ anayasa komisyonuna gönderilen değişikliğe göre, HSYK’nın yapısı değiştiriliyor, Hakim ve Savcılar Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Ne diyordu sayın Bahçeli? “Milletten aldığım destek gerçekleşirse seni yüce divana götürmezsem namerdim!”

Yargıyı sanığa teslim ederek mi yüce divana götürmeyi düşünüyorsunuz? Yargıtay örneği bile anayasayı kimlerin yazdığına bir örnektir. Meclisi feshetme yetkisi de dahil olmak üzere, Cumhurbaşkanına verilecek yetkilerin hiçbirinin vatan ve milletle ilgisi yokken “Devlet için, Türkiye için evet, diyoruz.” propogandası yapılıyor. “HDP de evet, diyor.” deniliyor. Basit siyaset basit insanları çeker. Perde arkasında olanlar elbette farklıdır.

Çok değil…

Daha 2015’te iki “sayın”dan Erdoğan, Bahçeli’yi HDP için oy toplamakla suçluyor, Bahçeli ise “Sen nasıl müslümansın?” diye cevap veriyordu. Bahçeli, Erdoğan’ı yüce divana götürmezsem namerdim, açıklamasında bulunuyordu. Yeni anayasa değişikliğiyle birlikte yargı Cumhurbaşkanına teslim ediliyor.

Size sorayım.

Yüce divana götürmek istediğiniz birine yargıyı teslim eder misiniz? Yeri geldiğinde ihanetle itham ettiğiniz bir kişiyi, bir parti başkanı olarak, diğer bir ihanetle itham ettiğiniz kişiye karşı tercih eder misiniz? İhanetle kol kola olmanın vatan meselesi olması mümkün değildir, ancak siyaset meselesi olabilir ve partinizin fikir yapısına göre de kazanıp kazanmayacağınız belli olur. Bence AKP-MHP el ele vererek başkanlık sistemi için MHP’yi tasfiye edip yeni bir oluşuma hazırlanıyor.

Bana göre partilerin birbirini tasfiyesi iyi bir şeydir. Mümkünse de bütün partiler kendini feshetmelidir. Ancak bu durumun Türk iradesi dışında gerçekleşmesi, yani mevcut sistemin bir üst aşamaya geçirilmesi noktasında, yeni sistem oldukça tehlikelidir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone